Arama: kamu

Kimin Hakkını, Kime Veriyorsunuz?
Meselenin, sadece Kaz Dağları’nda yok edilen ormanlar olmadığı, gerek yerli gerekse de yabancı maden şirketlerinin ümmetin ortak malı olan deniz, göl, orman, mera vs. alanlarda yine ümmete ait madenleri talan etme meselesi olduğunun görülmesi gerekir.

Ben Artık Büyüdüm!
O halde henüz küçük olan yavrularımıza Allah, peygamber sevgisini aşılamaya ne dersiniz? Henüz küçük olan evlatlarımızı, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden korumak için onları hayata hazırlamaya ne dersiniz?

Suriyeli Mülteciler ve Türkiye’nin Göç Politikası
Türkiye’nin Suriye devrimi ve Ortadoğu’ya yönelik kendine ait bir siyasi çözüm planı olmuş olsaydı Türkiye’deki 2-3 milyon Suriyeli Türkiye’nin sırtına hiçbir zaman yük olmazdı.

Adı Ne Fark Eder?
... İslâmi bir hayat arzuluyorsan sana reva görülecek olan sadece ve sadece zulümdür!

Ensar Olmak Bu Kadar Mı Zor?
Kardeş olmak zorundayız. Hepimiz bir gemideki yolcular gibiyiz. Ya hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılarak kurtulacağız ya da hep birlikte batacağız. Bu yüzden Ensar olup bir ümmet inşa etmeliyiz.

İstanbul Sözleşmesine Karşı Tutumumuz Nasıl Olmalı?
Tek başına KADEM’i, İstanbul Sözleşmesi’ni ya da Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ni tartışarak Müslüman kadın, aile ve toplum için hiçbir yere varamayız. Çünkü mesele KADEM’in çapından daha büyük bir meseledir.

Sistem Tartışmalarının Neresindeyiz?
’Müslümanlar olarak biz bu sistem tartışmalarının neresindeyiz?’ demiştik makalenin başında, biz bu sistem tartışmalarının dışında değiliz bizatihi içindeyiz.

Yüzyılın İhanet Antlaşması ve "İsrail" Sorunu!
Güçlü siyasi bir irade ve kavi bir ordu ile “İsrail” varlığının yok edilmesi ancak Râşidî Hilâfet Devleti’nin varlığı ile mümkün olabilir.

Ticaret Savaşı - Hegemonya (ABD) ve Orta Krallık (Çin)
Kim galip gelecek ve kim yıkıcı bir hezimete uğrayacak acaba? Basit gerçekler ABD’nin kaybedeceğini gösteriyor ama bu Çin’in de yara almayacağı anlamına gelmiyor. O hâlde soru şu: İlk kim nakavt olacak?

“Demokrasi Despotizme Dönüşür”
Seçimden sonraki gün manşetlerde, siyasilerin, gazetecilerin, muhalefetin, iktidarın, sözde sanatçıların dilinde aynı söz: “Demokrasi kazandı!”

Herkes, Tercihi İle Kazanır ya da Kaybeder!
Evet, hepimiz tercih sahibiyiz. Her an bir yol ayırımındayız. Hak ve batıl, maruf ve münker, doğru ve yanlış belli olmuştur. Muhakkak ki tercih ettiklerimizin, yaptıklarımızın veya yapmamız gerekip de yapmadıklarımızın karşılığını bulacağız.

Bu Eğitim Modeli İle Asla!
Eğitimdeki bu kalitesizliğin kaynağı ise tatbik edilen laik seküler eğitim sistemi, kutsadıkları demokrasi ve özgürlükler fitnesidir.

Ben Hizb-ut Tahrirliyim, Terörist Değil!
Ben Hizb-ut Tahrirliyim. Görüşlerini ve fikirlerini paylaşıyorum. Bunu söylemekten utanmıyor, kokmuyor ve tekraren ilan ediyorum.

Yönetim ile İktisat Nizamı Hak ve Batılın Kırmızı Çizgisidir
Yönetim ve iktisat konularında cehaletin koyu karanlığında bocalayanlar, bu konudan hiç bahsetmediler; bahsedenlerin çoğu da gayri İslâmi sistemden etkilendiler…

Mülakat; Liyakatin Değil, ‘Benden Olmayan’ın Tespiti Olmuş!
Bir zamanlar imam hatip liselerine getirilen katsayı zulmü vardı. Bundan dolayı birçok meslek ve imam hatip lisesi mezunu üniversiteye gidemiyordu. Bu bir zulümdü elbette.

İstanbul Bizim, Ayasofya Kimin?
İşte ahval, işte hakikat! Unuttuğunuz bir şey var: Biz vazgeçmedik! Görmediğiniz bir şey var: Biz buradayız! Bilmediğiniz bir şey var: İstanbul gibi Roma’nın fethi de müjdelendi! Korktuğunuz bir şey var: “O demişse doğrudur” diyen Rasulullah SallAllahu Al

İslâm, Kapsamlı ve Kuşatıcı İdeolojisiyle İnsanlık İçin Yegâne Alternatiftir!
Kapitalist ideoloji, tüm sömürüsüne rağmen hâlâ varlığını sürdürebiliyorsa, karşısında bu sömürüsüne engel olacak ve onu tarihin karanlık sayfalarındaki yerine gönderecek İslâmi ideolojinin tatbik-korunma-yayılma metodu Raşidî Hilâfet Devleti’nin olmaması

McKinsey’i Nereden mi Tanırız?
Ülkeyi idare etmek üzere onlarca bakan, yüzlerce müsteşar, binlerce danışman olmasına rağmen ülke ekonomisini yönetmekten aciz zihniyet, halen çözümü, ekonominin sömürgeci güçlerin şirketlerine teslim edilmesinde arıyorsa, bunun adı, ihanettir.
Hizb-ut Tahrir ve Bülent Kurşun
Hizb-ut Tahrir davası, 28 Şubat davaları ve en ufak bir eleştiriden dolayı örgüt üyeliğine sokularak haksız yere ceza verilen herkese yönelik mutlaka bir çözüm bulunması gerekiyor. Şuanda haksız yere cezaevlerinde yatan bu kardeşlerimizin vebali hepimizin

Gitsin Ataraksiya Gelsin Ateş-Pare
Şiarımız; zalimin günahına ortak olmak ve yine zalimin zulmüne tepkisiz kalmak değildir. Bilakis karşısında arz-ı endam edip duyarlılığımızın gereği hakkı haykırma olmalıdır. Üzerimizdeki ölü toprağını silkelemek ve günaha/zulme karşı kaybettiğimiz duyarl
