
İslam Bataklığı Kurutur, Kapitalizm Sinek Avlar
Son günlerde kamuoyu, Ahbap Derneği hakkında yürütülen soruşturmayı, yasa dışı bahis operasyonlarını, depremzedeler için toplanan yardımların kumar ve bahis faaliyetlerinde kullanıldığına ilişkin soruşturmaları, kamuoyunun yakından tanıdığı isimlere yönelik uyuşturucu operasyonlarını ve hatta bazı futbol kulübü yöneticileriyle ilgili bahis iddialarını konuşuyor. Her geçen gün yeni bir soruşturma, yeni bir operasyon ve yeni bir skandal gündeme geliyor. İsimler ve kurumlar değişiyor; ancak değişmeyen bir gerçek var: Toplum, her geçen gün yeni bir suç haberiyle sarsılıyor.
Gündeme gelen isimler, kurumlar ve işlenen suçlar değişebilir; ancak hep aynı kalan bir hakikat var ki o: Bahis ve benzeri suçlar, yalnızca bireylerin ahlaki zafiyetleriyle açıklanabilecek kadar basit değildir. Eğer mesele sadece suç işleyen şahıslarla sınırlı olsaydı, failler yakalanır, cezalandırılır ve sorun ortadan kalkardı. Oysa yıllardır aynı suçların farklı kişiler eliyle yeniden işlendiğine şahit oluyoruz. Demek ki ortada sadece suçlu değil, suç üreten bir düzen vardır.
Bu nedenle asıl sorulması gereken soru, "Bu suçları kim işledi?" değil, "İnsanlar neden bu suçlara yöneliyor?" olmalıdır. Çünkü insan fıtrat üzere, temiz olarak yaratılır. Onun bu temiz fıtratını koruyan ya da bozan en önemli unsur ise içinde yaşadığı toplum ve o toplumda uygulanan hayat nizamıdır. Dolayısıyla sorunun kaynağını yalnızca şahıslarda veya kurumlarda aramak eksik ve yanlış bir değerlendirme olacaktır. Asıl sorgulanması gereken, bu suçları sürekli yeniden üreten sistemdir.
Bahis ve benzeri suçları gerçekten ortadan kaldırmak istiyorsak, sinekleri öldürmek yerine bataklığı kurutmalıyız. Bataklık var olduğu sürece yeni sineklerin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Aynı şekilde, insanları haram kazanca ve kolay yoldan servet elde etmeye yönelten şartlar değişmediği müddetçe, bugün birileri gider, yarın başkaları aynı yolu takip eder.
Bugün hâkim olan kapitalist anlayış, insanlara sürekli daha fazlasını istemeyi telkin etmekte; zenginliği mutluluğun, şöhreti başarının ve tüketimi hayatın amacı olarak sunmaktadır. İnsanlara, mutlu olmanın yolunun daha çok kazanmak, daha çok harcamak ve asla elindekiyle yetinmemek olduğu aşılanmaktadır. Böyle bir düzende helal-haram, doğru-yanlış ve meşru-gayrimeşru ayrımı giderek silikleşmekte; önemli olanın sonuca ulaşmak olduğu fikri yaygınlaştırılmaktadır. Böylesi bir atmosferde emeksiz kazanç vaat eden bahis, kumar ve benzeri haram yollar birçok insan için cazip hâle gelmektedir.
Meselenin bir diğer önemli boyutu ise insanı suçtan alıkoyan iki temel unsurun birlikte var olmasıdır: Adil ve caydırıcı kanunlar ile Allah korkusu. Bunlar birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Kanunlar dış denetimi sağlarken, Allah korkusu insanın iç denetimini diri tutar. İnsan, kimsenin görmediği bir yerde dahi Allah'ın kendisini gördüğüne iman ettiğinde, sadece kanundan değil, Rabbine karşı sorumluluğundan dolayı da haramdan uzak durur.
Bugün ise din hayatın dışına itilmiş, Allah korkusu insanların kalplerinden sökülüp atılmış, ahlâk ise kişisel tercihlere indirgenmiştir. Bunun yerine yalnızca beşerî kanunlarla dürüst ve güvenilir bir toplum oluşturulabileceği zannedilmekte. Üstelik bu kanunlar herkese eşit uygulanmamakta; güçlüye farklı, zayıfa farklı işlemektedir.
İnsanın kalbinden Allah korkusunu çıkardınız. Kimsenin görmediği yerde onu suçtan alıkoyacak en güçlü itici gücü ortadan kaldırıp yerine sadece dünyevî yaptırımları yerleştirdiniz. Sisteminiz ile bu temiz fıtratla doğan insanları kirlettiniz. Ardından da insanların dürüst olmasını beklediniz. Neden dürüst olsun bu insanlar?
İnsanları dürüstlüğe yönlendiren hangi fikri verdiniz? Hangi ahlâkı inşa ettiniz? Hangi örnekliği ortaya koydunuz? Başarıyı servetle, itibarı makamla ve mutluluğu tüketimle ölçen bir düzenin yetiştirdiği insanlardan fedakârlık, kanaat ve dürüstlük beklemek büyük bir çelişkidir.
Sizler, insanları bu bataklıktan kurtarmak bir yana, onu beslemeye devam ettiniz. Şimdi onlardan dürüstlük bekleme hakkınız yok. Zira bu sizin eseriniz!
İnsanlığı bu çıkmazdan kurtaracak olan; insanın fıtratına uygun bir hayat nizamı kuran, adaleti eksiksiz uygulayan ve kalplerde Allah korkusunu yeniden inşa eden İslam nizamıdır. Çünkü İslam, yalnızca suç işlendikten sonra ceza veren bir sistem değil; suçu daha ortaya çıkmadan önlemeyi hedefleyen kapsamlı bir hayat düzenidir. İnsanın aklını, kalbini ve davranışlarını aynı anda inşa eder; adaletle yönetir, helal kazancı teşvik eder ve haram yolları kapatır. Bu nizamın devlet eliyle eksiksiz uygulanacağı yönetim modeli ise Raşid-î Hilafet Devleti'dir.

SA'D SURESİ 11. AYET NATO’YA VETO’DUR

NATO İLE YÖNETİLEN TÜRKİYE

Bozuk Eğitim Sisteminin Tek Çözümü: İslâmî Eğitim Sistemi

NATO’DAN 15 TEMMUZ’A

İslam Bataklığı Kurutur, Kapitalizm Sinek Avlar

Normalleşen Çürüme ve Hedefe Konulan Tesettür

Nato Zirvesi Öncesi Hukuksuz Tutuklamalar

ALLAH'A ADANMIŞLIĞIN ZİRVESİ: ŞEHİT OLMAK

