
Kutsal Mekke’de İhanet Anlaşması
Bilindiği üzere Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan, Mekke’de bir ortak savunma anlaşmasına imza attılar ve güçlerini birleştirdiler. Anlaşmanın kutsal topraklarda, İslam beldeleri arasında gerçekleştirilmesi "Acaba yöneticiler nihayet kâfirlere ve Siyonist "İsrail’e" karşı birleşiyor mu? Acaba bu birliktelik Gazze’yi esaretten kurtarmak için mi?" düşüncelerini oluşturmuş olabilir ki amaç da zaten bu şekilde düşünülmesini sağlamak. Yoksa onların asıl amaçları yine kendi çıkar ve menfaatlerini sağlamaktan öteye geçmedi.
Yine Gazze’ye ihanet ettiler...
Yine bize yalan söylediler...
İmzanın Mekke’de atılması, adına “Mekke Sözleşmesi” denilmesi bu ihaneti örtmüyor. Mekke’nin kutsallığı, orada imzalanan her anlaşmayı kutsal kılmaz. Çünkü tarih bize Mekke’de yapılan anlaşmaların her zaman Müslümanların lehine olmadığını da gösteriyor.
Hatırlayın, Mekke’de müşrikler Rasulullah'ı ve sahabelerini davalarından vazgeçirmek için farklı yöntemlere başvurdular. Önce Rasulullah'ı davetinden vazgeçirmeye çalıştılar. Bunun karşılığında mal, makam ve kadın teklif ettiler. Fakat Rasulullah bunların hiçbirini kabul etmedi.
Bunun üzerine baskılarını artırdılar ve Müslümanları toplumdan tamamen dışlamaya yönelik boykot uygulamasına karar verdiler. Müşrikler kendi aralarında bir anlaşma yaparak Benî Hâşim ve Benî Abdülmuttalib'e karşı ekonomik ve sosyal boykot uygulamaya başladılar.
Anlaşmaya göre onlarla alışveriş yapılmayacak, kız alınıp verilmeyecek ve onlarla herhangi bir sosyal ilişki kurulmayacaktı. Bu boykot yaklaşık üç yıl sürdü. Müslümanlar büyük bir sıkıntı içerisinde kaldılar.
Ta ki müşriklerin Kâbe'ye astıkları anlaşma metninin, Allah'ın adı bulunan kısmı dışında, güveler tarafından yenilmesine kadar.
O gün Mekke’de yapılan anlaşma Müslümanların aleyhine bir anlaşmaydı. Bugün yapılan anlaşma ise Ümmetin hayrına yapılan bir anlaşma değildir. Ümmetin hayrını düşünen yöneticiler de yok zaten. Zira Halifemiz yok!
O gün anlaşma kâfirler tarafından yapılmıştı, bugün ise Müslümanların elleriyle yine kâfirler tarafından yapıldı.
Bugün yapılan anlaşma belki de o gün yapılan anlaşmadan daha kötü, daha acıdır. Zira o günkü anlaşma, Rasulullah’a ve İslam’a olan düşmanlıklarını açıkça ortaya koyan müşrikler tarafından yapılmıştı. Bugün ise bu anlaşma, o müşriklerin yolunu takip eden kâfirleri memnun etmek, onların sevgisini kazanmak için kendilerine Müslüman diyen fakat yönünü kaybetmiş yöneticilerin eliyle yapıldı.
Ey Yöneticiler!
Artık göz boyamayı bırakın. Siz başından beri Gazze’yi yalnız bıraktınız. Müslümanları yalnız ve çaresiz bıraktınız. Yaptıklarınız ile bu temiz Müslümanları artık kandıramazsınız!
Kutsallarımızı, değerlerimizi kullanarak bizleri aldatamazsınız!
Ey Müslümanlar!
Artık uyanın. Başımızdaki yöneticilerin gerçek yüzlerini görün. Sahabeler Mekke’de yapılan anlaşmaya kanmadılar, boyun eğmediler. "Güç sahiplerinin bir bildiği vardır" demediler. Aksine zulme ve küfür düzenine karşı geldiler. Allah’ın emri olan Raşid-i Hilafet için çalıştılar.
Madem ki Sahabelerin talip olduğu cennete biz de talibiz, o hâlde onların yürüdüğü yoldan yürümemiz gerekmez mi?

İslam Bataklığı Kurutur, Kapitalizm Sinek Avlar

ALLAH'A ADANMIŞLIĞIN ZİRVESİ: ŞEHİT OLMAK

NATO’DAN 15 TEMMUZ’A

Bir Dernek Meselesi Değil, Bir Sistem Meselesi

Kutsal Mekke’de İhanet Anlaşması

İFSAT SİLSİLESİ SİNSİCE İLERLİYOR!

TEK SAF, TEK İRADE

