Kaybolan Heybet, Çiğnenen İffet

Kaybolan Heybet, Çiğnenen İffet

Geçtiğimiz günlerde Antalya Serik'te iki İslam düşmanı, tesettürlü kadınlara yönelik çirkin ithamlarda bulunarak hazımsızlıklarını ve kinlerini sosyal medya aracılığıyla ortaya döktüler. İslam'ın değerlerinden biri olan tesettürü hedef göstererek "ninja gibi pislikler", "başörtülü yaratıklar" sözleriyle değerimizi aşağılayıp bir de şu sözü sarf ettiler: "Burası Arabistan mı? İran mı?"

Evet, burası ne Arabistan ne İran. Burası tarih boyunca İslam'ın izzetini yaşatmak adına nice bedeller ödemiş, nice şehitler vermiş; Sahabelerin, Tabiinlerin bulunduğu, dinimizin değerlerini korumak adına korkmadan, yılmadan savaşmış, cihat etmiş kahramanlarımızın hüküm sürdüğü topraklardı. Ancak ne yazık ki günümüzde bunun bir temsili dahi bulunmamakta. Kâfirler, bulunduğumuz bu toprakları "özgürlük" ve "medeniyet" safsatasıyla adeta bir çöplük yığınına çevirmiştir. İktisat biçimini bir yerden, ahlak biçimini bir yerden; konuşma, giyinme, yeme-içme tarzını bir başka yerden alıp batılı/şirk sistemlerinin artıkları ile çorba etmiş ve bunu insanlara "özgürlük" diye sunmuşlardır. Bizler, bu topraklar üzerinde değerlerimizi korumak için olanca kuvvetimizle tutunmaya çalışıyoruz.

Bir zamanlar İslam'ın hüküm sürdüğü bu topraklar öyle bir hale geldi ki; ne ile dalga geçtiğini bilmeyen, cahilliğinden ve karşısında caydırıcı cezalar bulunmayışından cesaret alarak Müslüman kadının kalkanını küçümseyebilecek insanlar türemiştir.

Müslümanlar, kardeşlerinin maruz kalmış olduğu zulme ve haksızlığa karşı sessiz ve hareketsiz kalmamalı, daha ilk adımda buna engel olmalıydı. İlk anda yılanın başı ezilmeli, İslam'ın değerlerine uzanan eller kalkmadan kırılmalıydı. Tıpkı Resûlullah'ın (sav) tek bir Müslüman kadının tesettürü için orduları harekete geçirdiği gibi... Medine'de Beni Kaynuka çarşısında bir Yahudi, Müslüman bir kadının örtüsüne dil uzatıp iffetine saldırdığında Resûlullah (sav) bunu geçiştirilecek bir olay olarak görmedi. Bir Müslüman kadının tesettürüne yapılan bu zulmü, ümmetin izzetine ve devletin heybetine yapılmış bir saldırı kabul etti. Hemen ordusunu topladı, Beni Kaynuka Yahudilerini kuşattı ve Medine'den sürdü.

Bir zamanlar ordularını harekete geçirip izzetin temsilcisi olan tesettürü korumak adına canla başla mücadele veren İslam devleti, çözümü kınayıcının kınamasından korkmayarak uygularken; şimdi biz Müslümanlar ne tesettür gibi büyük bir sembolü korumak için mücadele veriyoruz ne de gerçek, hakiki ve köklü çözümler arıyoruz. Sadece sessizce izliyoruz; ta ki bu işin ucu bize de dokunana kadar...

Hal böyleyken biz Müslüman gençlere ve yetişkinlere düşen görev; bu ve benzeri zulümlerin durması için canla başla mücadele etmek, tesettürün gerçek manasını hakkıyla kavrayıp amele dökmek, aynı zamanda sorunun kaynağını bulup köklü çözümü uygulamaktır.

Yaşanan tüm sorunların kaynağı ise oldukça nettir: Bizler heybetimizi kaybettik. Müslüman kadının tesettürüne, yani iffetine sahip çıkacak, elini masaya vuracak, Allah'tan başka kimseden korkmayacak o kalkanı kaybettik. Tesettürü Resûlullah'ın (sav) hanımları ve Sahabe kadınları gibi algılayamadık. Bunları sadece söylemekle bir şey elde edemeyeceğimizi bilmeli; eski heybetimizi ve iffetimizi nasıl kazanacağımız hususunda köklü, net çözümler aramalıyız.

Buraya kadar yakındığımız tüm sorunların çözümünü şu iki sözle özetleyebiliriz: "Kendi geleceğimizi, kaybettiğimiz İslami değerleri ve nizamı kendi ellerimizle ve gayretimizle inşa etmek zorundayız. Mücadele edenler her zaman kazanamayabilir; fakat kazananlar her zaman mücadele edenlerdir." (Aliya İzzetbegoviç)

"İslam bir bütündür; onun bir kısmını alıp bir kısmını terk edemezsiniz. Müslüman kadının iffeti de Müslümanların izzeti de ancak İslam'ın hakiki nizamı ve siyasi kalkanı ihya edildiğinde emniyete kavuşur." (Takiyüddin en-Nebhanî)

Bu yazıyı sonuna kadar okuyan kardeşim! Unutma ki tesettür alelade bir giysi değildir. Tesettür, Rabbimizin bize dünyada bahşetmiş olduğu yüce bir taçtır. İslam düşmanlarına ve devrin tağutlarına karşı tavrımızı açıkça gösteren bir meydan okumadır! Rabbim bizlere, Müslüman kadının iffetini ve ümmetin izzetini koruyacak olan Nübüvvet Minhacı üzere Râşidî Hilâfet'in yeniden ikame edildiği o aydınlık günleri görmeyi nasip eylesin. O şerefli nizam, her türlü cahiliye karanlığına galip gelecektir!

Nisanur Demirsoy

Köklü Değişim | Kaybolan Heybet, Çiğnenen İffet