Dijital Çağda Nesil Emniyeti

Dijital Çağda Nesil Emniyeti

Son günlerde gündemi meşgul eden, hemen hemen her evde yankılanan ve çocukların dahi dillerinden düşürmediği şarkılarıyla öne çıkan bazı popüler kültür gruplarına şahit oluyoruz. Ancak bu yapıların sadece birer müzik grubu değil, arka planında kapsamlı bir "yaşam tarzı pazarlaması" barındıran projeler olduğunun farkına varmak zorundayız. Manifest, Chakma, Crush gibi dijital mecralarda öne çıkarılan oluşumlar; göze ve zihne hitap ederek genç dimağların odak noktasında kalmayı, bu yolla da neslin ahlaki ve manevi dokusunu zedelemeyi hedefleyen birer kurgudan ibarettir.

Gençlerin bu yapılara yönelmesindeki başlıca etkenlerden biri, aile ortamında bulamadıkları aidiyet hissi ve imani şuurdur. Ailevi ve manevi bir boşluk yaşayan çocuk veya genç, dijital ikonları kendisine rol model olarak seçmektedir. Bu durum zamanla hedefsizliğe, popüler olanı sorgusuzca yaşam tarzı edinmeye ve derin kimlik krizlerine yol açmaktadır. Aynı şekilde mevcut eğitim sistemindeki eksiklikler, sahih akidenin zihinlerde ve kalplerde yeterince karşılık bulamaması, gençlerin zihnindeki zihinsel ve fikri düğümlerin doğru çözülemeyişi, nesli ciddi bir arayışın eşiğine sürüklemektedir.

İçinde bulunduğumuz kapitalist nizam, sınırsız özgürlük vaadiyle her yaş grubuna doyumsuzca hitap etmeye devam ederken; bireylerin kendilerini bulması ve fıtratlarını koruması her geçen gün zorlaşmaktadır. Asrı aşkın süredir insanlığa yön veren bu nizam, her alanı ifsat ettiği gibi; gençleri transseksüellik ve eşcinsellik gibi fıtrata aykırı akımlara sevk eden yıkıcı projelere de zemin hazırlamakta ve başrol oynamaktadır.

Halbuki İslam, insanın fıtrat üzere yaşaması için din, can, akıl, nesil ve mal emniyetini koruma altına alır; neslin emniyetini tesis ederek toplumun ahlaki yapısını muhafaza eder. Popüler kültürün dayattığı hazcı (hedonist) ve bireyci insan tipolojisine karşı, Sahabe Efendilerimiz ve İslam tarihinden gerçek rol modellerin günümüz diline uygun şekilde sunulamayışı, kimlik çatışması yaşayan gençlerin yanlış seçimler yapmasına neden olmaktadır.

Kur'an-ı Kerim'de yer alan “Zinaya yaklaşmayın...” (İsrâ, 32) ilahi emri, sadece fiilin kendisini değil, ahlaksızlığa ve çürümeye götüren yolların da (dijital mecralar, kontrolsüz içerikler) tıkanmasını gerekli kılar. Bu noktada kamusal ve toplumsal bir sorumluluk bulunmaktadır. Müslüman ailelerin ve gençlerin, önlerine sunulan dijital içerikleri basiret ve feraset süzgecinden geçirecek bir tefekkür seviyesine ulaştırılması şarttır. Zira mevcut kapitalist sistemden köklü bir çözüm beklemek ya da talep etmek hayalden öte, imkânsızdır. İslam ise insanı ihya etmeye; nesli, aklı ve ahlakı muhafaza etmeye yönelik koruyucu ve inşa edici ilkeler koyar.

Topluma yozlaşma taşıyacak bir yapının veya unvanın meşrulaştırılmasına izin vermediği gibi, ahlaki sınırları ihlal eden her türlü oluşumun da önüne geçer. Toplumun kalkınması ve ahlaki çöküşün sona ermesi için kalıcı çözümler yalnızca İslam’ın nizami esaslarındadır. İslam dışındaki beşerî ideolojilerin toplumu ulvi bir ahlak seviyesine taşıyamayacağı, gerek içinde bulunduğumuz sistemin sonuçlarıyla gerekse tarihe gömülmüş komünizm tecrübesiyle sabittir.

Rabbim neslimizi, aklımızı ve zihnimizi bu tür projelerin şerrinden muhafaza eylesin; adalet ve emniyetin teminatı olan Raşidi Hilafet Devletini yeniden nasip etsin.

Hatice Yiğit Öğütlü