
ALLAH'A ADANMIŞLIĞIN ZİRVESİ: ŞEHİT OLMAK
"Şehit" kelimesi, "ş-h-d" kökünden türetilen bir sıfattır. Arapçada "şehid" kelimesi; hazır bulunmak, mevcut olmak anlamına gelen "şuhûd" kelimesinden veya "şahit olmak, şahitlik etmek" anlamına gelen "şehadet" kelimesinden alınmıştır. Kur'an'da geçen şehit kavramı, Allah (svt) yolunda mücadele ederken hayatını kaybetme hâlidir.
Şehit; ölüp yok olan, kaybolup giden "gâib" değil; berhayattır, tabiri caizse ölümsüzleşendir. Bunun içindir ki şehit diridir, ölmez; ona "ölü" denmez. Yeri ve zamanı geldiğinde, canından daha mukaddes bildiği İslam ve imanı uğruna dünyadan ve dünyadaki her şeyden vazgeçip canını ortaya koyan kimsedir. Hz. Ömer'in (ra) tarifiyle: "Şehit, kendisini Allah'a adayan kimsedir."
Kur'an-ı Kerim, şehitlerin dünyadaki fiziki yaşamlarının sona erdiğini; ancak Allah (svt) katında manevi olarak yaşamaya devam ettiklerini vurgulamaktadır.
Allah (svt) yolunda hiç çekinmeden canını veren kimseye Hz. Peygamber (sav) hem bu dünyada hem de ahirette şahitlik etmektedir. Çünkü Allah (svt) yolunda cihad edenler, iki güzellikten birine erişmekten başka bir arzu beslemezler. Yani ya zaferi yaşayanlardan olurlar ya da şehadete ulaşıp şehitlerden biri olmayı dilerler.
Günümüzde bunun en güzel örneği ise Gazze'de yaşanan mücadeledir. Bu mücadele bizlere "Ya Zafer Ya da Şehadet" şuurunun değerini göstermektedir. Allah'ın (svt) topraklarını kutsal kıldığı, Rasulullah'ın (sav) işaret ettiği Filistin'de yaşanan zorlu mücadelede verilen kayıplarda kimileri anne-babasını, kimileri çocuklarını, en sevdiklerini ölüme gururla yolcu ediyorlar. Bu metanetli tavır, şüphe yok ki onların imanlarının ne kadar kuvvetli olduğunu göstermektedir. Ve birçoğu da Allah'tan gelecek olan şehadeti beklemektedir.
Gazze'deki savaşlarda ölen kişilerin yakınlarını; anne, baba, eş ve evlatlarını görüyoruz. Büyük bir sabır ve onur içinde şehidinin arkasından ağlamayacaklarını söylüyorlar ve hepsi "Elhamdülillah" diyerek teslimiyetini gösteriyor. Bu yüce ahlak ve onurlu duruş, Hanım Sahabi Ümmü Hârise'nin duruşu gibi bir duruştur.
Ümmü Hârise, Hz. Peygamber'in (sav) huzuruna çıkıp şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Rasulü! Bana Harise'den bahset. Eğer o cennette ise sabreder, sevabını Allah'tan beklerim. Ancak cennette değilse onun için elimden geldiği kadar ağlarım." Hz. Peygamber (sav): "Ey Ümmü Hârise! Cennette birçok dereceler vardır. Şüphesiz senin oğlun Firdevs-i Âlâ'ya erişti." buyurarak bu annenin yüreğine su serpmiştir. Bu müjde üzerine büyük bir huzur ve tebessümle evine dönen anne, oğlunun eriştiği makamın büyüklüğünü dile getirmiştir.
Sahabe inancı budur işte: Allah (svt) için yaşamak ve hayatı Allah'a adamak... İslam'da şehitlik yüce bir mertebe olduğu için her mümin duasında Yüce Allah'ın kendisine şehitliği nasip etmesini ister.
Şehit olmayı arzu edenlerin durumu Kur'an-ı Kerim'de şöyle anlatılır:
"Müminlerden öyle adamlar vardır ki, Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da şehit olmayı beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir." [Ahzâb, 23]
Kimileri Allah'ın emri olan cihad ile şehadete erişirken kimileri de küfrün ve demokrasinin hâkim olduğu topraklarda İslam akidesinden uzak kalarak akıbetini tehlikeye atmaktadır. İnsan, yaşayan dirilerden olmayı arzu etmelidir. Bir Müslümanın hayatı, yaşamı ve ölümü Allah (svt) için olmalıdır. Nitekim Allah'a adanmışlığın zirvesi olan şehitlik mertebesi, bedeller isteyen en kârlı ticaretin hasılatıdır.
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
"O hâlde, dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz." [Nisâ, 74]
"De ki: Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Biz de, Allah'ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Haydi bekleyedurun. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz." [Tevbe, 52]
Sadiye GÜNEŞ

Karanlığa Alışmış Olanlar, Güneşten Rahatsız Olur!

SA'D SURESİ 11. AYET NATO’YA VETO’DUR

NATO İLE YÖNETİLEN TÜRKİYE

Bozuk Eğitim Sisteminin Tek Çözümü: İslâmî Eğitim Sistemi

Normalleşen Çürüme ve Hedefe Konulan Tesettür

Nato Zirvesi Öncesi Hukuksuz Tutuklamalar

ALLAH'A ADANMIŞLIĞIN ZİRVESİ: ŞEHİT OLMAK

Bir Dernek Meselesi Değil, Bir Sistem Meselesi

