
UNUTMAK ORTAK OLMAKTIR
Unutmak, Ümmet için sıradan bir hafıza kaybı değil; fikrî bir zafiyet ve kimliğinden uzaklaşmaktır. Hatırlamak ise sömürgeci kâfirlerin zihinlerimize vurulan vatancılık ve milliyetçilik gibi gayri-İslami fikir prangalarını koparıp atmaktır. Bir ümmet, olaylara bakışını belirleyen İslam şahsiyetini ve değerlerini unuttuğu an, sömürgeci kâfir güçlerin elinde yönlendirilen, iradesiz bir kitle hâline gelir. Bugün İslam coğrafyasında hüküm süren bu zilletin temelinde, Raşidî Hilafetin ilgasının ardından topyekün İslam’a ve mefhumlarına karşı yürütülen saldırılar yatmaktadır. Bizler ümmet olmayı, İslam’ın siyasi otoritesini ve kardeşlik hukukunu sadece teoride bıraktık; oysa hatırlamak, İslami hayatı yeniden başlatma iradesini diri tutmaktır.
Bugün karşımızda duran 57 rejim, İslam’ın izzetini değil, sömürgeci sınırların bekçiliğini yapmaktadır. Bu rejimlerin bugüne kadar ayakta kalabilmelerinin nedeni de aslında, İslam’ı hayattan uzaklaştırarak Ümmete ümmet olma şuurunu unutturmuş olmaları nedeniyledir. Filistin ve diğer İslami beldelerdeki kardeşlerimiz katledilirken, bu kukla yöneticiler sadece kınama mesajları yayınlayarak İslami Ümmeti oyalıyorlar. Asıl mesele, kınama, hamaset veya diplomatik toplantılar değil; şer’i hükmün uygulanması ve yerine getirilmesiyle ilgilidir. Silaha karşı silah, uçağa karşı uçak! İslam’ın hükmüne göre, mazlumun feryadına karşılık vermesi gerekenler kınama heyetleri değil, kışlalarında bekletilen İslam ordularıdır. Orduların harekete geçirilmediği her açıklama esasında sömürgecilere zaman kazandıran birer göz boyamadır.
Bu zillet hâli, Ümmetin siyasi liderliği ve yönetim nizamı olan Hilâfet’in sömürgeci kâfirler eliyle ilga edilmesiyle başlamıştır. Hilâfet, sadece tarihi bir hatıra değil, Müslümanların canını, malını ve namusunu koruyan şer’i bir kalkandır. O otorite varken, Ümmetin bir ferdine uzanan el, devletin tüm gücünü karşısında bulurdu. Dolayısıyla hatırlamamız gereken temel gerçek şudur: Hilâfet, ümmetin birliğini sağlayan yegâne yönetim nizamı ve İslami hayatın muhafızıdır.
Rabbimiz Bakara Suresi 44. ayette şöyle seslenir: “Siz Kitab’ı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi (ve sorumluluğunuzu) unutuyor musunuz? Hiç akıl etmiyor musunuz?”
Kürsülerde hamaset yapıp fiiliyatta Allah’ın (svt) hükmünü unutan yöneticiler, bugün kendi koltuklarını Ümmetin maslahatından üstün tutuyorlar. Çünkü bugün yönetimde olmalarını, varlıklarını sömürgeci efendilerine adamalarının meyvesi sanıyorlar. Halbuki Allah Subhanehu ve Teâlâ ahiret yurdunda azaplarını artırmak üzere onlara mühlet vermiştir ve dönüp varacakları yer cehennem azabıdır. “Onlara günahlarını artırmaları için mühlet veriyoruz. Onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.” [Bakara, 178]
Müslüman; akidesini hayatın her anına ve her meselesine hâkim kılan, her daim şer’i sorumluluğunu kuşanan kimsedir. O, yalnızca Rabbini ve hesap gününü zikretmekle kalmaz; aynı zamanda Ümmetin üzerindeki sömürgeci tasallutu ve bu karanlıktan çıkışın tek yolu olan Hilâfet’in ikamesi sorumluluğunu da hatırında diri tutar. Bu hatırlama süreci, soyut bir zihinsel faaliyet değil; fikir ile metodun meczolduğu kalbi bir tasdik, lisanî bir davet ve siyasi ameli mücadeledir. Müslümanın lügatinde kınamak bir acziyet, yürümek ise şer’i hükmün gereğini yerine getirmektir. O, sadece duygusal bir üzüntüyle yetinmez; Ümmetin izzetini yeniden tesis edecek olan fiilî adımları, yani orduları ve kuvvet ehlini harekete geçirecek o büyük iradeyi sahaya yansıtır.
Ezcümle hatırlamak; Allah’a (svt) verilen sözü, Rasulü’nün (sav) metodunu ve Ümmeti yeniden tek bir bayrak altında toplayacak olan Raşidi Hilâfet’i gündem etmek demektir. Unutmamak direnmektir; zira hafızasını yitiren bir ümmet, düşmanlarının oyuncağı olmaya mahkûmdur. Hakikati haykırmayan her dil, zulme ortak olan sessizliğin bir parçasıdır.

BOZULAN DÜZENİN İÇİNDEN DİRİLEN GENÇLİK!

ZALİMİN SARAYINDA ASİYE OLMAK

Zihinsel İşgalden İslami İhyaya

AYNI ŞEYLERİ YAPIP FARKLI SONUÇLAR BEKLEMEK

Laiklik; Bir Varmış Bir Yok Olmuş... Masal Bitti!

UNUTMAK ORTAK OLMAKTIR

Sancak mı Düştü, Sahip mi Değişti?

AYNI ŞEYLERİ YAPIP FARKLI SONUÇLAR BEKLEMEK

ZALİMİN SARAYINDA ASİYE OLMAK

