SA'D SURESİ 11. AYET NATO’YA VETO’DUR
Zahide ÇetinbudakZahide Çetinbudak08 Temmuz 2026

SA'D SURESİ 11. AYET NATO’YA VETO’DUR

ABD başkanı Trump, Ümmetin beldelerini bombalayıp binlerce masumu katlettikten sonra Türkiye’ye ancak olağanüstü güvenlik önlemleri altında gelebilmektedir. Etrafındaki koruma çemberi, zırhlı aracı, ABD’nin işlediği politikaların insanlar nezdinde nasıl bir tepki doğurduğunun açık bir göstergesidir. İşbirlikçi liderlerin kendisine gösterdikleri yakınlık bu gerçeği değiştirmez.

Şayet otorite Ümmete ait olsaydı, sömürgeci güçlerin temsilcilerine bu topraklarda ne siyasi meşruiyet tanınır ne bir damla kaynak verilir ne de barınması için en ufak bir köşe gösterilirdi. Bugün Trump’a gösterilen iltifatın sebebi, ABD ve Türkiye’nin kapitalist nizam üzerine kurulan siyasi ittifakıdır.

Gündemleri menfaat ve maddecilikle o kadar dolu ki… Yüksek saraylarında ihtişam sergilemek, gösterişli sofralarda ziyafet çekmek, ürettikleri savaş malzemeleri ile övünmekle meşguller. Bunlar bozgunculuğu sistem haline getirenlerdir.

‘’Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.’’ [A'raf 74]

ABD, Irak’ı işgali sürecinde algı yönetimini yoğun biçimde kullandı. "Büyük yalan siyaseti" ile yalanı, gerçek kabul edilene kadar defalarca tekrar etti: "Yalan söyle, halk sana inanana kadar yine yalan söyle." Bugün manipülasyonun tek başına yeterli olmayacağını görenler, Gazze’yi savunan sesleri baskı altına almaya yöneliyor. Halkı Müslüman olup zalimlerin hâkimiyetine boyun eğen bir lider, Müslümanları temsil edemez.

Ancak bütün çiçekleri koparsalar da baharın gelişini engelleyemezler. İslam’ın dili ne kadar bastırılmaya çalışılırsa çalışılsın, yeniden filiz verir.

Onların bunu anlayabilmeleri için dünyaya kul olmaktan vazgeçmeleri gerekir. Makamları, Paraları olmasa, maaşları olmasa, kapitalizm uğruna onlara hizmet edecek kaç kişi kalır? Menfaat üzerine kurulan bağlılık, menfaat bittiğinde dağılır.

Oysa İslam öyle mi? Biz, sömürgeci kâfirlerin geride bıraktıkları korkunç yıkımları ve buna sessizce göz kırpan, uyum sağlayan İslam beldelerinin hain yöneticilerini gördük. Evlerinden edilen insanların, bugün bir bardak suya, bir çuval una muhtaç bırakılması, hayal bile edilemeyecek yaralar açtı.

Bunca askeri güce, silaha güvenenler, aynı felaket kendi başlarına gelse, halklarını cephe gerisinde aynı kararlılıkla bir arada tutabilirler miydi? NATO bunu başarabilir mi? ABD veya işgalci yahudi varlığı bunu başarabilir mi? Peki İslam beldelerinin işbirlikçi yöneticilerine bu soruyu yöneltsek nasıl olur?

Biz bunu Türkiye’de 2016’daki darbe gecesinde gördük. O zaman hükümet, halkın İslami duygularına sığındı. O halkın en büyük arzusu ülkesini savunurken şehadete ermekti. Bugün aynı halkın hakkı, ‘’süpermen’’ gibi karşılanan sömürgeci katil ile poz vererek mi ödenecek? Bu süreçte halkın katlandığı bedellere değinmiyorum bile. Hepsi ayan beyan ortadadır.

Ümmete düşman olan güçlerle kurulan ilişkilerde hiçbir siyasi ilke arayamayız. Mukaddes değerlerimiz kirli siyasi çıkarlara konu edilemez. Müslümanların kuşatılmasına hizmet eden anlaşmalar kabul edilemez.

Bir yandan siyonist yahudi varlığı ile normalleşip diğer yandan ABD’den tamamen bağımsız kararlarını alıyormuş gibi söylemler artık inandırıcı değil.

Ümmet, kendi içindeki samimi kahramanları tanıyor. Onlar, güvenlerini yalnız Allah’a bağlayan, hayatlarını Kuran’ı Kerim ve Sünnet ile şekillendirmeye çalışan, baskı ve tehdit karşısında İslam’ı dile getirmekten korkmayan kimselerdir. Saygı duyulmaya en layık olan insanlar bunlardır.

Onlar, Ümmeti bilinçlendirme sorumluğunu omuzlarında hissederler. Bunun için gece gündüz çalışır, araştırır, delilleri inceler, sorulara cevap arar ve İslam’ı en güzel üslupla anlatmaya gayret ederler. Fakat bütün açıklamalara rağmen gerçeği görmek istemeyen insanları gördükçe derin üzüntü duyarlar. Ümmetin içine düştüğü halden dolayı geceleri ağlarlar. Ama gerçek şu ki ihlasla yapılan her amel eksiksiz karşılığını bulacaktır.

Gerçek anlamda özgür bir lider Allah’tan (svt) başka ilah olmadığına iman ettikten sonra, zulme razı olmayan, haksızlığa boyun eğmeyendir. Allah’ın (svt) düşmanlarının kibrini yere çalmanın ne demek olduğunu bilendir. Onun sebatı Ümmete umut verir, özgüven kazandırır. Sömürgeci kâfirlerin Müslümanlar üzerinde tahakküm kuramayacağı inancını güçlendirir. Çünkü o Allah’ın emir ve yasakları ile yöneten Halifedir.

Allah (svt) yeryüzünde sadece Kur'ân okuyan, misvak kullanan, sakal uzatan veya gece namazı kılan bir peygamberi lider kılmadı. Melekler, ‘’Biz seni daima hamd ile tesbih ve takdis ediyoruz.’’ diyerek kendi hallerini dile getirmişlerdi. Fakat Allah insana farklı bir sorumluluk yükledi. Halife olarak Allah’ın dinini hâkim kılmak, insanların sorunlarını İslam’la çözmek, yeryüzünü imar etmek için yaratıldı.

Peki bugün İslam beldelerinin yöneticileri nasıl bir duruş sergiliyor? Zalimlerle kurulan yakınlık, onların cüretini artırmaktan başka neye hizmet eder? Kâfirlerle ittifak kurmak zillettir. Kur’an-ı Kerim, hakka karşı birleşen küfür ittifaklarını nasıl ele almıştır?

‘’Onlar çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur.’’ [Sa'd 11]

Ne kadar aşağılanıyorlar ve güçleri küçümseniyor. Kâfirlerin aciz ve mağlup olacağı kesindir. Sayıca çok olmak veya maddi güç kesinlikle üstünlük anlamına gelmez. Kaldı ki sömürgeci batı ile yapılan hangi ittifak, Müslümanlara karşı yapılan zulümleri aklayabilir ki?

Köklü Değişim | SA'D SURESİ 11. AYET NATO’YA VETO’DUR