
Müslüman Kürt Bir Gencin Kaleminden
3 mart 1924’te Halifeliğin kaldırılması ile Müslümanlar, başlarında yöneticileri olmadığı için adeta yetim bırakıldılar. Kâfir batı, Müslümanlar üzerine yeni bir başıbozuk sistem ve devlet kurarak aralarına birçok bozuk fikir ekti. Bu fikirlerden belki de en ayrıştırıcı olanı ırkçılık idi. Irkçılıkla bir zamanlar bir olan, Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın kurduğu sistem etrafında birlik olan Müslümanları Kürt, Türk, Arap, Acem diye ayırıp birbirlerine düşman ederek birçok insanı mağdur ettiler. Ancak tüm bu bozulmalara rağmen sayfanızda okuduğum yazılardan güç alarak mensup olduğum ırktan dolayı yaşadığım olumsuzlukları kısmen de olsa yazmaya karar verdim. Ben de Kürt olduğu için diğer birçok Kürt gibi kendi ülkesinde mağdur edilenlerden biriyim. Fiili olarak 5; zihnen farkına vardığıM 17 yaşından beri ırkçılığa maruz kalmaktayım.
Irkçılık hayatıma 5 yaşında dahil oldu. 5 yaşında evde televizyon olmadığından ve tüm tanıdıklarımızın Kürt olmasından ötürü daha önce hiç duymadığım bir dilde eğitim almaya başladım. Üstelik köyümde anaokulu da olmadığından direkt 1. sınıfa başlayıp ilk defa duyduğum, daha önce hiç konuşmadığım bir dilde okuma ve yazma öğrenecektim. Öğretmenim benimle Türkçe konuşuyor ama hiçbir şey anlamıyordum. Derste konuştuklarından aklımda kalan birkaç kelimenin anlamını da eve gelip dedeme veya babama sorarak öğreniyordum. Arkadaşlarımla lavaboya gitme isteğimizi bile öğretmene söyleyemiyorduk. Çünkü öğretmenimiz bizim ne konuştuğumuzu, biz de öğretmenimizin ne konuştuğunu anlamıyorduk. Ha, bir de her sabah Türk olduğumuz için ne kadar “mutlu” olduğumuzu ilan edip varlığımızı Türk varlığına armağan ediyorduk.
Halbuki benim bildiğim İslam ile şereflendirildiğimiz için mutluluğumuzu ilan edip varlığımızı Allah yoluna armağan etmemiz gerekiyordu. Bu böylece ilkokul ve lisede devam etti.
Çok küçük yaşta bu sistemin içine entegre edildiğim için yapılan asimilasyon çalışmalarının çokta farkına varmadan Ankara’da bir üniversite kazandım. İşte her şey burada başladı, yurtlar aile yaşantıma ve dinimin gereklerine uygun bir ortam sunmadıkları için ailemle öğrenci evinde kalmam noktasında karar kıldık. Evde toplamda 7 arkadaştık ve aralarındaki tek Kürt bendim. Ev arkadaşlarım birbirleriyle arkadaş olmuşken kimse bana yanaşmıyordu. Ben ise ailemden yeni ayrılmış, birileriyle arkadaş olmaya ihtiyaç duyan biriydim. Ancak benimle arkadaş olmaları şöyle dursun ailem ile telefonda (doğal olarak kendi dilimde) konuşunca bile bulunduğum odayı terk ediyorlardı. Böyle yapmamın sebebi ise ailemin çoğunun Türkçe bilmemesiydi. Sonrasında devamlı olarak mesafeli bir arkadaşlık kurmaya başladık. Tüm bu dışlanmanın sebebinin Kürt olmamdan kaynaklandığını ise mezun olacağım yıl tıpkı benim gibi Kürt olan, ancak yaşadığı baskı sebebiyle hiçbir zaman Kürt olduğunu söylemeyen, evlerinde kaldığım vakfın başka bir evinde kalan bir arkadaşımdan öğrendim. Arkadaşımın yıllar sonra bana bulunduğu itirafa göre ev sorumlularımız evde kaldığımız arkadaşlarımıza bizleri soruştururken ev arkadaşlarım beni Kürt olduğum için PKK sempatizanı olarak anlatmışlardı. Arkadaşım da onlardan birebir duymuştu. Bunu öğrendiğimde başımdan kaynar sular dökülmüştü. Benimle hiçbir şekilde konuşmadan, fikir alışverişinde bulunmadan sırf Kürt olduğum ve Kürtçe konuştuğum için terörist olmakla itham edilmiştim. Öğrenciler kendi aralarında siyaset hakkında konuştuklarında herkes mutlaka günümüzde varlığı devam eden fasid sistem üzere kurulu olan partilerden birini destekliyordu. Ben ise kendimi yakın bulduğum bir parti olmadığı için herhangi bir fikir beyanında bulunmuyordum. Yine daha sonra duyduğum üzere benim sözde Kürtlerin hakkını savunduğunu iddia eden partiyi savunduğumu söylemişlerdi. Ve daha birçokları…
Birgün yine öğrenci evinde mutfağı temizlemekle meşgulken evden bir arkadaşım bana mutfağı çok güzel temizlediğimi halbuki annesinin ona Kürtlerin çok pis bir millet olduğunu söylediğini aktarmıştı. Gerçekten bunlar 17 yaşındaki bir gencin, sadece öğrenci evinde yaşadığı, psikolojik ve fiili saldırılardı. Onun dışında okulda ve okul dışında da daha sayısız şekilde bunlara benzer saldırılar yaşadım.
İşte böyle yaparak eskiden Tevhid üzere birlik olan, birbirlerine akide bağı ile bağlı, farklı ırklara mensup ama bir beden gibi olan insanları birbirlerine düşman ettiler. Soy bağı üzere birleşip farklı soydan insanları ezmeyi insanların zihnine işlediler. Bundan dolayıdır ki günümüzdeki Kürt gençlerin birçoğu bu baskılar sebebiyle iyi bir İslami kültüre de sahip olmayınca PKK’ya sığınmakta.
Üst kimliği Müslüman olan bir Kürt genci olarak tek temennim; bu zillet düzenden kurtularak tüm insanlığı kucaklayan ve hiç kimseyi doğarken seçmediği ırkı sebebiyle hor görmeyen Raşidi Hilafet Devletinin tekrar ikame edilmesi ve bu devletin altında Müslüman olmanın verdiği mutlulukla yaşamaktır. Rabbim cümlemize Raşidi Hilafet Devletinin yeryüzünde yeniden ikamesi için çalışmayı ve bu otorite altında yaşamayı nasip etsin. Amin…

Çürüyen Dünya Düzeni ve Diriliş Çağrısı

ALLAH BİZDEN DE SİZDEN DE KABUL ETSİN!

Ağlama Ülkemin Türbanlı Kızı!

ÜMMETSİZ İMAM, İMAMSIZ ÜMMET OLMAZ

Kanayan Coğrafya: Savaşlar ve Hilafetsiz Ümmet

ALLAH BİZDEN DE SİZDEN DE KABUL ETSİN!




