"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

Enerjinizi Doğru Yerde Harcayın! Başörtülerinizi Güç Sahiplerine Fırlatın
Sümeyye AvcıSümeyye Avcı25 Mart 2026

Enerjinizi Doğru Yerde Harcayın! Başörtülerinizi Güç Sahiplerine Fırlatın

Geçtiğimiz günlerde Fatih Camii’nde kadınlar tarafından dikkat çeken bir tepki ortaya kondu. Mescid-i Aksa’nın kapalı olması nedeniyle bazı kadınlar, erkek cemaatin üstüne yanında getirdikleri başörtülerini atarak bir protesto gerçekleştirdi. İlk defa böyle bir eylem ile karşılaşan kamuoyunda bu görüntüler çokça paylaşıldı. Bir şey çok paylaşılınca akıma dönüşmesinin ne kadar kolay olduğunu “Kabe’de hacılar” ilahisiyle gördük. Bu da öyle oldu ve çok geçmeden benzer bir tepki Diyarbakır Ulu Camii’nde de gerçekleştirildi.

Bu yeni nesil eylemler ne ifade ediyor. Gelin önce ona bakalım;

Müslüman kadınların erkeklerin önüne örtülerini bırakması, kültürel olarak derin anlamlar taşır. Bu davranış; kimi zaman bir kavgayı sonlandırmak, kimi zaman bir erkeği bir şeyden vazgeçirmek ya da harekete geçirmek, kimi zaman da erkekleri sorumluluk almaya çağırmak anlamına gelir.

Bu eylem tarihi bir olaya dayanmaktadır. Şöyle ki; Kudüs’ün Haçlı işgali altında olduğu dönemde, Selahaddin Eyyubi, Diyarbakır Ulu Camii’nde Cuma hutbesi verirken, bir kadın kalabalığı yararak başörtüsünü Selahaddin Eyyubi’nin önüne fırlatmıştı. Kadın: "Kudüs işgal altındayken, namusumuz ayaklar altındayken biz örtümüzle başımız dik gezemeyiz; Kudüs’ü kurtar!" diyerek büyük komutana seslenmiş, bu sarsıcı mesajın ardından Selahaddin Eyyubi, Kudüs’ün fethi için nihai hazırlıklarına başlatmıştı.

Fatih ve Diyarbakır Ulu Camii’nde yapılan ameli asla küçümsemiyorum fakat gelin bu etkili eylemi doğru analiz edelim ve başörtümüzü kimin önüne atmamız gerektiğini birlikte değerlendirelim:

Bir şeye dikkat çekmek ve birilerini harekete geçirmek istiyorsak dikkat etmemiz gereken ilk şey sorunu çözmeye kimin gücü yeter sorusuna doğru cevabı vermektir. Sorunu çözmeye gücü yetmeyen kişilerden sorunun çözümünü beklemek pek de akılcı bir yaklaşım değildir. Şöyle düşünelim; evinizde yangın çıktığında polisi değil, itfaiyeyi ararsınız. Zira bilirsiniz ki bu sorunun çözümü için gerekli ekipman ve yetki itfaiyededir. Polis her ne kadar kolluk kuvveti olmuş olsa da onun gücü yangını söndürmek için yeterli değildir. Ha keza örnekler çoğaltılabilir.

Velhasıl amelin kendisi ne kadar kıymetli olursa olsun, doğru yerde, doğru zamanda yapılmıyorsa, doğru kişiler muhatap alınmıyorsa bir anlam ifade etmez. Beklenen sonucu da doğurmaz.

Selahaddin Eyyubi doğru kişiydi. Zamanlama doğruydu ve o kadının yaptığı eylem direk çözüm odaklıydı. Nitekim başarılı da oldu.

Günümüzde yapılan eylemlere baktığımızda ise; bir şeyleri eliyle değiştirme gücü olmayan erkeklerin önüne başörtüsünü atarak bu durum o erkeği rencide etmekten, utandırmaktan öteye geçmez. Zira Müslüman bir erkeğin gücü olsa, söz sahibi olsa, zaten Mescid-i Aksa’yı esaretten kurtarmak için canını dahi ortaya koyar. Bu konuda hemfikiriz diye düşünüyorum.

Şayet bu eylem güç sahiplerine, kınamaktan öteye geçmeyen, bizlerin şerefini, namusunu kirleten o kâfirlerle iş birliği kuran yöneticilere yapılmış olsa idi, işte o zaman yapılan amel büyük bir anlam ifade ederdi. Böylece söz muhatabına söylenmiş olurdu.

Değerli Müslüman Kadınlar!

Yaptığınız eylem çok kıymetli fakat enerjinizi doğru yerde harcayın. Muhatabımız güç sahibi olmayan erkekler değil yöneticilerdir. Mescid-i Aksa Hilafetin yıkılışından bu yana esaret altında ve esaretten kurtulması ancak Hilafetin kurulması ile mümkündür. O halde gelin Hilafetin kurulması için tüm gücümüz ile çalışalım.