YALAN, TALAN VE HÜSRAN=KAPİTALİZM

YALAN, TALAN VE HÜSRAN=KAPİTALİZM

Günümüzde yaşanan ekonomik krizler, sadece rakamsal dalgalanmalardan veya geçici piyasa dengesizliklerinden ibaret değildir; aksine, insan fıtratına yabancı, sömürüye dayalı ve spekülasyona açık kapitalist sistemin çürümüş temelinin doğrudan bir neticesidir. Son dönemde patlak veren ve yüz binlerce yatırımcıyı mağdur eden derin fon krizi, bu çarpık yapının halkı nasıl bir çıkmaza sürüklediğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Holding yöneticilerini, finans çevrelerini ve hatta siyasi figürleri içine alan operasyonlarda tutuklu sayısının hızla artması, yaşananların münferit bir olay olmadığını, sistemin bizzat kendisinin kriz ürettiğini açıkça kanıtlamaktadır.

Yaşanan bu büyük trajedinin boyutları, krizin sadece sıradan piyasa aktörleriyle sınırlı olmadığını, siyasi mekanizmaların gözetiminde işleyen derin bir rant düzenine dayandığını göstermektedir. Nitekim son günlerde kamuoyuna sızan ve büyük yankı uyandıran iddialara göre; AK Parti döneminin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin, borsadaki manipülatif hisse hareketleri yoluyla 2 milyar liraya yakın haksız kazanç elde ettiği gündeme gelmiştir. Bu vahim iddiaların ardından adı geçen ismin parti görevlerinden affını istemesi, kapitalist sistemin sunduğu "kısa yoldan zenginleşme" ve spekülasyon imkânlarının, iktidar imtiyazlarıyla nasıl birleştiğinin en somut kanıtıdır. Halk kıt kanaat geçinmeye çalışırken, siyasete ve kamusal güce yakın odakların bu çark üzerinden servetlerine servet katması, sistemin adaletsizliğini ve çürümesini gözler önüne sermektedir.

Skandalların ve yüz binlerce mağdurun yaşadığı şok dalgasının toplumsal infiale dönüşmemesi için Beştepe'de, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığında ekonomi kurmayları, bakanlar ve SPK, BDDK, Borsa İstanbul gibi denetleyici kurum yöneticilerinin katılımıyla apar topar bir fon zirvesi gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen bu toplantının ardından "Fon Koordinasyon Kurulu"nun kurulacağı ve tasfiye ile ödeme yol haritalarının devreye sokulacağı duyurulmuş olsa da, bu hamleler yangını söndürmekten uzaktır. Yıllardır "serbest piyasa" aldatmacasıyla denetimsiz bırakılan, halkın alın teriyle kazandığı birikimleri faizci çarklara, borsa spekülasyonlarına ve sanal kazanç kapılarına mahkûm eden zihniyet, krizler patlak verdikten sonra panik halinde günü kurtarma telaşına kapılmaktadır. Olan yine dişinden tırnağından artırdığı üç beş kuruşluk rızkını korumaya çalışan dar gelirli vatandaşlara olmaktadır. Zira zararlar daha fazla fakirliğe sürüklenecek halkın sırtına yüklenecektir. Mevcut yönetimler; krizin kaynağı olan kapitalist ekonomi modelini kökten sorgulamak yerine, sadece görünen yüzü kamufle etmekte, geçici kriz masaları ve göz boyayan hamlelerle toplumsal tepkiyi yatıştırmaya çalışmaktadır. Oysa temeli çürük bir binayı kamufle ederek ayakta tutmak mümkün değildir.

Kapitalist finans sisteminin özünde, paranın emek ve üretim olmaksızın yine para üzerinden çoğaltılması yatar. Borsa, türev araçlar, denetimsiz fonlar ve faiz mekanizmaları; zengini daha zengin, yoksulu ise daha yoksul kılan bir sömürü girdabıdır. Bu sistemde denetim mekanizmaları ne kadar artırılırsa artırılsın, hırsa, haksız kazanca ve ne pahasına olursa olsun zenginleşme arzusuna dayalı bu yapı her zaman yeni krizler üretmeye mahkûmdur. İktidarın "piyasa güvenini yeniden tesis etme" çabaları, sömürü çarkının adil çalışabileceğine dair boş bir hayalden ibarettir. Alın teri ve üretimi değil, parayı ve spekülasyonu ödüllendiren bu batıl ekonomik model değişmedikçe benzer trajedilerin ve vurgunların tekrarlanması kaçınılmazdır.

Sonuç olarak; fon krizleri, Beştepe'de düzenlenen acil zirveler, borsa vurgunları ve ardı arkası kesilmeyen sarsıntılar, kapitalist sistemin ve bu sistemden beslenen siyasi zihniyet “balık baştan kokar” deyimini doğrulayan apaçık delillerden sadece biridir. Tek gerçek çözüm yamalı bohçaya dönmüş günübirlik politikalardan medet ummakta değil, kapitalizmin tüm dayanaklarıyla kökünden sökülüp atılması ve yerine İslam’ın topyekûn hakim kılınmasıdır. Bu ise ancak Raşidi Hilafet Devletinin yeniden ikamesi ile mümkündür.

“Andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler.” (Hadid Suresi, 25)

Şu an canı yanmış, en azından yatırdığı parayı alma ümidiyle maalesef siyasi liderlerin peşinden hala sürüklenen 450 binin üzerinde “fon mağduru” kesim ile, bu fon krizinin doğuracağı enflasyonu henüz hissedememiş geniş halk kitleleri idrak etmelidir ki; insanların rızkını faize, servetleri kağıt parçasına dönüştüren borsalara ve spekülatif fonlara mahkûm eden bu sistemden çözüm beklemek çölde serap peşinden koşmaktır.

Köklü Değişim | YALAN, TALAN VE HÜSRAN=KAPİTALİZM