
Son günlerde yeniden servis edilen Epstein dosyaları adeta bitmeyen bir ifrazat gibi bu iğrenç düzenin pisliklerini kusmaya devam ediyor. ABD Adalet Bakanlığı, Jeffrey Epstein soruşturması kapsamında 3 milyondan fazla yeni belgeyi, 180 bin fotoğraf ve 2 bin videoyu erişime açtı. Ve açığa çıkan bu belgelerde Donald Trump’tan tutun da Bill Gates’e kadar birçok tanınmış üst düzey siyasetçi, aktör, bilim ve iş insanları gibi isimler var. Pedofili, yamyamlık, işkence ayinleri, küçük kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurmak kabilinden her çeşit insanlık dışı sapkınlık ve ahlâksızlık yapılmış.
Bu dosyaların paylaşılmasından sonra İngiltere ve Fransa gibi Avrupa devletlerindeki siyasilerden istifalar gelmeye başladı. Mesela; Eski Washington Büyükelçisi Mandelson “daha fazla utanç yaratmak istemediğini” belirterek İşçi Partisi’nden istifa etti ve “Sesleri çok daha önce duyulması gereken kadınlar ve kız çocukları için bir kez daha özür dilemek istiyorum” dedi. Eski Fransa Kültür Bakanı Lang’ın kızı da yöneticisi olduğu yapımcı sendikadan istifa etti. Aynı şekilde belgelerde adı geçen Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNCHCR) İsveç’teki temsilcisi Rubinstein görevinden istifa ettiğini bildirdi. Dünyayı saran bu kirli şebekenin Türkiye’de 1999 Marmara depremi ve 2023’teki Maraş depreminde çocukları kaçırdığı iddiası da var.
Neredeyse her ülkede her taşın altından bu zalimler ve onların müptezelleri çıkıyor. Küresel çapta karanlık adeta kol geziyor ve bu karanlık güçler insanları acımadan kendi sapık fikirleri için kullanıyorlar. Kim bilir önümüzdeki günlerde daha neler duyacağız!... Peki, bu ifşalar sonucunda ne olacak? Birileri âdil bir şekilde ceza alacak mı? Siyasilerin istifa etmesi, sadece özür dilemesi yaptıklarına kefaret mi sayılacak? “Anneciğim…” diye bağıran, sesinden çok korktuğu anlaşılan o videodaki çocukların hesabı birilerine gerçekten sorulacak mı? Gizli yerlerde yapılan “çocuk kurban ayinleri” son bulacak mı?
Zannetmiyoruz. En fazla birkaç isim günah keçisi seçilir, göstermelik cezalar verilir. Çünkü bu acımasız sistem her zaman güçlü zenginlerden yana tavır alır ve diğer insanların yaşam hakkına, duygularına, namusuna zerre miskal değer vermez. İstedikleri zaman istedikleri şeyleri yapan; yargıyı, bilimi ve medyayı silah gibi kullanan bu kapitalistler maalesef dünyayı örümcek ağı gibi sarmış durumdadır.
Ülkelerin ve kurumların başına getirdikleri yöneticileri de onlara sadakatle hizmet edecek, düzenin devamını sağlayacak kişilerden seçmektedirler. Onların kurmuş oldukları bu düzende hiç kimse güvende değildir. Güvende olunsaydı zaten “insan hakları”, “çocuk hakları”, “kadın hakları” gibi slogandan öteye geçmeyen tabirler olmazdı. Hakkın sağlandığı yerde insanlar hak arayışına girişmezlerdi. Adaletin sağlandığı yerlerde devasa “Adalet Sarayları” kurulmaz, insanlar devamlı mahkeme kapılarını aşındırmazdı. Kızlar fuhuş bataklığına çekilmez, gençler türlü vasıtalarla uyuşturulmazdı.
Batı’nın ve dünyaya pazarladıkları bu çirkef kapitalist düzenin, insanları nasıl bir felakete sürüklediği gün gibi ortadadır. Batı’nın medeniyetinden ve sisteminden kimseye hayır gelmemiştir ve gelmeyecektir. Bu barbar sistemle savaşmak, insanlığı uçuruma sürükleyen bu aşağılık sistemden insanları kurtarmak bizim boynumuzun borcu olmalıdır. Bunun için yapmamız gereken, onun karşısına İslami gücü tesis etmektir ki o da Râşidî Hilâfet Devleti’nin ikamesi için çalışmaktır. Medeniyet denilen maskara mahlûku görün; Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün!




