
Sekiz Asırlık Tekerrür: Haçlı Zihniyetinden Siyonizme
“Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu Varıp eşiğine alnımı koydum Sanki bir yeraltı nehri çağlıyordu…”
Şairin bir rüya gibi anlattığı bu hüzün, bugün bir rüya değil hakikatin kendisidir. İslam Ümmetinin üç kutsal mabedinden biri ve ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa, sekiz asır sonra Ramazan ayında ve ilk kez bayramda ibadete kapatıldı. Tüm dünyada Allah’ın (svt) mescitleri Ramazan’ın bereketi ve tekbirlerle şen olurken, kapısına kilit vurulan Mescid-i Aksa hüzne gark oldu.
1948’den beri Filistin topraklarını işgal eden ve Mescid-i Aksa’ya zarar veren işgalci Yahudiler; zaten dönem dönem Mescid-i Aksa’ya baskınlar düzenleyip mübarek mescidi kirletiyorlardı. Müslümanları kendi evinden, mescidinden kovuyor; türlü kısıtlamalarla Mescid-i Aksa’ya girişi engelliyorlardı. Ama bugün Yahudi varlığı o kadar azgınlaştı ki Ramazan ayıyla birlikte ilk kıblemizi haftalardır hatta bayramda dahi kapalı tutma cüretini gösterdi. Tıpkı sekiz asır önce Haçlıların Kudüs’ü işgal ederken ve Mescid-i Aksa’yı ahıra çevirirken gösterdikleri küstahlığı ve cesareti bugün yeniden sergilediler. Sekiz asır önce Haçlılar, Kudüs’ü işgal ettikleri 88 yıl boyunca Mescid-i Aksa’yı yalnızca ele geçirmekle yetinmeyip onu İslamî kimliğinden koparmayı, tahrif etmeyi ve çalmayı kendilerine hedef edindiler. Bu hedef uğruna geçmişte Haçlılar; Aksa’yı Müslümanlara kapatıp bir kiliseye, askerî üsse ve ahıra çevirdiler.
Bugün de aynı zihniyete sahip Yahudiler; Mescid-i Aksa ve Kudüs’ü asıl sahibi olan Müslümanlardan çalma ve işgallerini kalıcı hâle getirme hedefini gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Bu uğurda Müslümanların mukaddes mabedini yakıyorlar, mescidin altını kazıyorlar, bayramda dahi kapıları kilitliyorlar!
Tarih bir kez daha tekerrür ediyor. Bu zihniyetin adı dün Haçlı İttifakı’ydı, bugün "Siyonizm". İsimler değişse de küfür tek millet. Zalimler için tek bir düşman var, o da İslam ve Müslümanlar! Ama tekrar eden bir gerçek daha var ki bu mukaddes mescid; yeniden onu kurtaracak, kâfirin zulmünden koruyacak, eski izzetine kavuşturacak Hz. Ömer gibi, Selahaddin Eyyubi gibi, Abdülhamid Han gibi halifelerin ve komutanların yakın bir vakitte -Allah'ın izniyle- gelmesiyle kurtuluşa erecektir.
Aksa'nın sessiz çığlıkları Ümmetin kulaklarını sağır ediyor. Artık İslam Ümmetinin başlarındaki kukla yöneticiler dahi ihanetlerini saklayamıyorlar. Bu Ümmet, kendilerine bir kurtuluş reçetesi olarak sunulan kapitalist ideolojinin, küfrün ve zulmün asıl kaynağı olduğunu görüyor elhamdülillah. Ve Müslümanlar artık Ümmete liderlik edecek; Mescid-i Aksa’yı ve işgal altındaki tüm İslam coğrafyasını kurtarana kadar kendisine yemeyi ve gülmeyi yasaklayacak yeni komutanını, halifesini bekliyor. Yani yeniden Allah’ın vaadinin gerçekleşerek tarihin tekerrür etmesini bekliyor. Rabbimiz şöyle buyurmuştur:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّـهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ “Ey iman edenler! Şayet Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı kaydırmaz.” [Muhammed, 7]
Ne yazık ki bugün başımızdaki kukla yöneticiler Rabbimizin yukarıdaki ayet-i kerimesini unuttu ve Allah'ın dinine yardım etmek yerine kâfirleri kendilerine dost edindiler. İzzeti ve şerefi kâfirlerin yanında arar oldular. Öyle ki Ramazan Bayramı'nda Mescid-i Aksa'nın kapatılması ile Ümmetinin şerefine uzanan Yahudi eline karşı kalkan olmak yerine sessiz kaldılar. Aciz kınama mesajlarıyla Ümmetin şerefini koruması gereken ordularını kışlalarda bıraktılar. Kurtuluşu yine kâfirlerin yanında, BM'de aradılar.
Oysaki İslam Ümmetinin tek kurtuluşu yeniden İslam'a dönmektir. Allah'ın dininin yeniden yeryüzünde hâkim olması, Mescid-i Aksa'nın ve İslam Ümmetinin gerçek kurtuluş reçetesidir. Bu kurtuluş reçetesinin uygulama metodu olan Raşidi Hilafet yeniden kurulmalıdır. Müslümanlar yeniden İslam Devleti’nin gölgesi altında ve bir halifenin kalkanı ardında birleşmelidir. Böylece Ümmet eski izzetli ve şerefli günlerine ulaşabilir. Unutmayalım ki bu Ümmetin tarihi; Müslümanların canına, malına ve mescidine, yani şerefine uzanan elleri kırmayı kendisine gaye edinen, kendisine yemeyi ve gülmeyi yasaklayan nice hayırlı halifeler ve komutanlarla doludur. Müslümanlar olarak yaşadığımız bu zillet asrından kurtulmak ve Mescid-i Aksa’nın feryadına yetişerek Allah’ın nusretine ulaşmak istiyorsak Allah’ın dinine daha çok yardım etmeliyiz. Râşidî Hilâfet Devleti’ni kurmak için daha çok çalışmalıyız ki Allah'ın vaadi İslam Ümmetine tekrar ulaşsın.
“Çalışanlar, işte böylesi bir kurtuluş için çalışsın.” [Saffât, 61]

Başarılı Siyasi Nizam Vizyonu

Çürüyen Dünya Düzeni ve Diriliş Çağrısı

ALLAH BİZDEN DE SİZDEN DE KABUL ETSİN!

Ağlama Ülkemin Türbanlı Kızı!

Başarılı Siyasi Nizam Vizyonu

Kanayan Coğrafya: Savaşlar ve Hilafetsiz Ümmet




