Emine Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump’ın eşi Melania Trump’a gönderdiği mektup, Gazze’de kan gölüne dönmüş Müslümanların dramına anne şefkatiyle yaklaşma çabası gibi sunulsa da, bu girişim hem çok geç kalınmış hem de İslami açıdan son derece yanlış bir adımdır. Çünkü iki yıldır Gazze’de binlerce çocuk, zalim "İsrail’in" bombalarıyla paramparça edilerek şehit edilmekte, kadınlar enkaz altında feryat etmekte, açlık ve susuzluktan bebekler birer birer can vermektedir. Yüzlerce annenin sütü kesilmiş, kundaktaki yavrular göz göre göre ölüme terk edilmiştir. İşte böylesi bir vahşet yıllardır sürerken, şimdi “vicdana seslenme” adı altında yapılan bir mektup çağrısı, Ümmetin yarasına merhem değil, sadece bir oyalamadır.
Türk Ordusu; Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri’nden oluşmakta, 2025 yılı itibarıyla sayı bakımından dünyanın 9. NATO’nun ise en güçlü 4. ordusudur. Bu muazzam ordu, Cumhurbaşkanının emri altında, milli güvenliği ve Müslümanların selametini korumakla yükümlüdür. Böyle bir gücün başındaki yönetim, Ümmetin imdadına koşması gerekirken, eşinin gidip de kâfir Trump’ın eşinden yardım istemesi İslami açıdan son derece küçük düşürücü, izzetsiz ve onur kırıcıdır.
Oysa Peygamber Efendimiz (sav), asla kâfirlerden yardım almamıştır. Bedir Savaşı’nda ordusunun zayıf olduğu bir dönemde bile müşriklerden veya Yahudi kabilelerinden destek istememiş, aksine İslam’ın izzetini koruyarak sadece Allah’a tevekkül etmiştir. Mekke müşrikleri kendisine dünyalık menfaatler teklif ettiklerinde, O’nun cevabı tarihe altın harflerle yazılmıştır:
“Ey amcacığım! Vallahi bu davadan vazgeçmem için güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseler, yine de davamdan vazgeçmem.”
İşte bu söz, Müslümanların onurunun ve iman davasının hiçbir dünya menfaatine değişilmeyeceğinin en açık delilidir. Bugün Hollanda’da sekiz bakan Gazze için ülkelerinin "İsrail’e" desteğini ve "İsrail’e" yaptırım uygulamamasını protesto ederek istifa etmiştir. Gazze’de kadınların bedenleri bombalar altında parçalanırken, çocuklar açlıktan gözleri donuklaşarak hayata veda ederken, Türkiye yöneticisinin eşinin yaptığı şey ise mektup yazmak, Batılı güçlerden merhamet dilenmek olmuştur. Oysa Müslümanlara karşı toplarla, tüfeklerle, ordularla saldırı düzenleniyorsa, buna karşılık Müslümanların savunma hakkı ve meşru direnişi vardır. Tarihte İslam orduları işgal ve saldırılar karşısında susmamış, en güçlü şekilde karşılık vermiştir. Hz. Ebubekir döneminde zekât vermeyi reddeden kabilelere karşı İslam’ın birliğini korumak için tavizsiz mücadele verilmiş, Hz. Ömer döneminde halkın güvenliği için devlet başkanı bizzat sokak sokak gezip denetim yapmıştır. Hz. Osman, fitne zamanında bile kan dökülmemesi için sabırla hareket etmiş, Hz. Ali ise zulme karşı kılıcını çekmekten geri durmamıştır. Onların her biri, halkın canını, malını ve inancını korumak için titizlikle davranmışlardır.
Bugünün yöneticileri ise Ümmetin gözleri önünde yapılan soykırıma seyirci kalmakta, kendi ellerindeki imkânları kullanmayıp kâfirlerden yardım istemektedirler. "İsrail’i" besleyen, silahlandıran ve her daim destekleyen Amerika’dan yardım dilenmek ise akıl tutulmasından başka bir şey değildir. Artık Ümmet, yöneticilerin orduları hareket ettirmeyen göstermelik toplantılarıyla ve yönetici eşinin mektuplarıyla oyalanmamalıdır. Çünkü bu yapılanlar ne Gazze’ye ilaç götürebilir, ne çocukların açlığını giderebilir, ne de İsrail’in füzelerini durdurabilir. Tek çözüm, Ümmeti birleştirecek ve Müslümanların gücünü tek çatı altında toplayacak Hilafet Devleti’nin yeniden tesis edilmesidir. Hilafet, Allah’ın farz kıldığı bir sistemdir ve ümmetin güvenliği ancak onunla sağlanacaktır. Allah(svt) Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْاَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۖ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ د۪ينَهُمُ الَّذِي ارْتَضٰى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ اَمْنًاۜ“ "Allah, içinizden iman edip salih amel işleyenlere, kendilerinden öncekileri halife yaptığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka halife yapacağını, kendileri için seçip beğendiği dinlerini sağlamlaştıracağını ve korkularını güvene çevireceğini vadetti.” [Nur, 55]
Rabbimiz!
Gazze’deki mazlumları kurtaracak, Ümmetin izzetini ayağa kaldıracak, Müslümanları tek bayrak altında toplayacak Hilafeti yakın eyle! Hilafetin ilan edilip Ümmetin güvene kavuşacağı günleri yakınlaştır Allah’ım!
Âmin.