
İslam Ümmetinin Küçük Kardeşi Filistin İdam Ediliyor
Yüce Rabbimizin ayetindeki müjdesiyle bereketlenen Kudüs toprakları (İsra, 1), bugün insanlığın en büyük sınavlarından birine sahne oluyor. Tüm insanlığın gözü önünde, zeytin ağaçlarının gölgesinde büyüyen o "küçük kardeş" Filistin; sessiz bir infazın eşiğinde... Yok etme arzusu güden, insani duyguları terk ederek insanlığı köleleştirmek için zalimleşen kan emici Siyonistler ve emperyalistler tarafından idam ediliyor. Ancak bu idam, sadece bir halkın fiziksel yok oluşu değil; aynı zamanda vicdanın, adaletin ve "İslam Ümmeti" dediğimiz o devasa gövdenin ruhunun idamıdır.
Filistin’in hikayesi, bugün ilahi bir kıssanın modern ve kanlı bir tezahürü gibidir. Tıpkı Hz. Yusuf’un (as), öz kardeşleri tarafından kıskançlık ve dünya hırsıyla karanlık bir kuyuya terk edilmesi gibi; Filistin de bugün aynı coğrafyayı paylaştığı "kardeşleri" tarafından derin bir yalnızlık kuyusuna bırakılmıştır. Kur'an-ı Kerim'de Yusuf Suresi'nde buyurulduğu gibi: "Onu götürüp de kuyunun derinliklerine atmaya karar verdikleri zaman..." (Yusuf, 15).
Bugün Filistin de küresel siyasetin derin kuyularına, bizzat kardeş bildiklerinin sessizliğiyle itiliyor. Filistin’i idam sehpasına götüren en ağır darbelerden biri, İslam dünyasındaki bazı liderlerin takındığı pragmatist ve tavizkar tutumdur. Kendi koltuklarını ve ekonomik çıkarlarını koruma gayesi, Mescid-i Aksa’nın mahremiyetinin önüne geçmiştir. "Normalleşme" adı altında imzalanan anlaşmalar, Filistin halkının sırtına saplanan diplomatik birer hançer olmuştur. Kardeşinin kanı kurumadan zalimle sofraya oturan liderler, Filistin’in yalnızlığını tescillemiştir. Meydanlarda "kardeşlik" nutukları atan ancak kapalı kapılar ardında ticari ve askeri iş birliklerine devam eden riyakâr tutum, Filistin’in boynundaki ipi daha da sıkılaştırmıştır. Kendi halklarının Filistin hassasiyetine rağmen, küresel güçlerin rızasını kazanmayı öncelik haline getiren liderler, İslam coğrafyasının siyasi iradesini felç etmiştir.
Filistin’deki direniş, sadece bir toprak mücadelesi değil, Kur'an'ın emrettiği izzetli bir duruştur. Rabbimiz şöyle buyurur:
"Size ne oluyor da Allah yolunda ve 'Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir koruyucu gönder, katından bize bir yardımcı lütfet' diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?" (Nisâ, 75)
Bugün yaşananlar, tarihteki Haçlı Seferleri'nin modern bir devamıdır. Ancak geçmişte bu saldırıları göğüsleyen muazzam bir irade vardı:
Selahaddin Eyyubi: Ümmeti birleştirerek Kudüs'ü özgürleştirdi. Yavuz Sultan Selim: Bölgeyi yüzlerce yıl sürecek bir huzur iklimine kavuşturdu. Sultan Abdülhamid Han: "Bu topraklar kanla alındı, ancak kanla verilir," diyerek tavizsiz bir duruş sergiledi.
İslam dünyasını içten içe kemiren mezhepçilik virüsü, bugün Filistin’in sahipsiz kalmasındaki en büyük etkendir. Hilafet makamının yokluğu ise bu devasa gövdenin "başsız" kalmasına; liderlerin kendi başlarına buyruk ve ümmet şuurundan uzak hareket etmelerine zemin hazırlamıştır. Peygamberimizin uyarısı nettir: "Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz." (Müslim)
Filistin’de yaşananlar bir insanlık onuru mücadelesidir. Hz. Yusuf (as) o kuyudan Mısır’a sultan olmak için çıkmıştı; ancak o çıkış için önce samimi bir elin kuyuya uzanması gerekmişti. Şimdi de Filistin'e uzanacak o el ya orduların ayak sesleridir ya da Raşid bir Halifenin adaletidir.
Küçük kardeş Filistin’in boynuna ilmek geçirilirken sessiz kalan, zalimle iş tutan veya sadece izleyen her lider, o tabureye bir tekme vurmuş sayılır. Kur'an'ın adaletine, ecdadın ferasetine ve gerçek bir kardeşlik hukukuna her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Unutulmamalıdır ki adaletin sustuğu yerde, zalimin gürültüsü dünyayı sağır eder.
Merve Çağlar

Başarılı Siyasi Nizam Vizyonu

ALLAH BİZDEN DE SİZDEN DE KABUL ETSİN!

Ağlama Ülkemin Türbanlı Kızı!

İslam Ümmetinin Küçük Kardeşi Filistin İdam Ediliyor

MEYDANLAR HAYKIRIRKEN KARAR VERİCİLERİN SESSİZLİĞİ

Hürriyetin Bedeli: Özgürlük mü Kaos mu?



