
Haddi Aşan Bir Azgınlık: Modern Toplumda Lut Kavminin İzleri
İnsanlık tarihi boyunca toplumların çöküşüne zemin hazırlayan sapkın yönelimler, modern dünyada sömürgeci Batı medeniyetinin ve onun yerli işbirlikçilerinin eliyle sistematik birer ifsat mekanizmasına dönüştürülmüştür. Geçmişi insanlık tarihi kadar eski olan bu sapkınlıklar, son dönemde İstanbul Sözleşmesi, CEDAW ve Medeni Kanun gibi Batı menşeili zehirli projeler vasıtasıyla kurumsallaştırılmaya çalışılmaktadır. "Özgürlük" ve "Onur" adı altında pazarlanan yürüyüşler ve propagandalar, aslında fıtri nizamı yıkmayı ve haramı meşrulaştırmayı amaçlayan sömürgeci kapitalist ideolojinin siyasi ve kültürel birer taarruzudur.
Sapkınlığı meşru bir zemin üzerine oturtmak isteyen şer odakları, uzun yıllar boyunca bu durumun genetik ve biyolojik bir zorunluluk olduğunu iddia ederek çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Ancak hakikat, bizzat seküler dünyanın kendi bilimsel araştırmalarıyla da tescillenmiştir. 2019 yılında Science dergisinde yayımlanan ve 477 bin kişinin verilerini kapsayan geniş ölçekli araştırma, "Eşcinsellik geni diye bir şey yoktur. Genetik faktörler cinsel yönelimler ve cinsel davranışlarda belirleyici değildir." şeklinde ifade ediliyor. Finlandiya Moleküler Tıp Enstitüsü’nden biyolog Andrea Ganna’nın da belirttiği üzere, “Eşcinsel geni yoktur.” Uzmanların ve akademisyenlerin de vurguladığı gibi, bu tür sapmalar insanda doğal olarak var olan biyolojik bir yönelim değil, çevresel yönlendirmelerin sonucu kişilerin kendi tercihleridir.
Türkiye’de LGBT
LGBT adı altında ortaya çıkan sapıklıklar 2006 yılından itibaren dernekleşmeye başlamış ve İstanbul Sözleşmesi ile de güvence altına alınmıştı. Ve bu sözleşme AKP, CHP, MHP ve HDP’nin fikir birliği ile 2012’de hızlıca meclisten geçirilmişti. Toplumun ahlakının çökertilmesine, gençliğin, ailenin ifsad edilmesine göz yummuşlardır. Dizilerde, filmlerde gösterilen eşcinsel evlilikler ve demokrasi adına her platformda onlara destek veren özgürlükçü propagandalar sayesinde ülkemizde çocuklar bile LGBT’nin ne olduğunu öğrenmişlerdir. Hatta ortaokulda okuyan 12-13 yaşındaki çocuklarımız bile okulda LGBT’li öğrencilerin olduğundan bahsetmektedir. Genç nesillerimizin uğradığı ahlâki erozyon, “özgürlükçü”(!) kapitalist sistem ve onun uygulanmasına izin verdiği yasalarla günden güne artmaktadır. LGBT dernekleri, şarkıcı müsveddelerinin bayrak açması ile reklamlarda, dizilerde ve filmlerde özellikle bu tiplere yer verilmesiyle fonlanmaktadır.
LGBT’yi normalleştirmek ve yaygınlaştırmak için Türkiye’de kurulmuş 22 dernek var. 2007 yılında LGBT Öğrenci Derneği kurulmuş ve İstanbul’da LGBT oteli açılmış, Müslüman Eşcinseller Derneği 2013 yılında iktidarın onayı ile kurulmuş, 2014 yılında ETCEP ( Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği) yürürlüğe girmiş, 2015 yılında LGBT onur yürüyüşlerinin başlamasına izin verilmiştir.
“Onur” haftası nedeniyle geçtiğimiz günlerde İstanbul Barosu binalarına LGBT bayrakları asıldı. "Açık saçık yürüyoruz" temasıyla düzenlenen 24.üncü İstanbul "Onur" Yürüyüşü için 28 Haziran Pazar günü Kadıköy'de toplanan gruplara gösterilen tepkinin ardından polisin müdahale etmesiyle 60 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar gece saatlerinde serbest bırakıldı.
Sapkın LGBT üyelerine özel turlar düzenleyen "Atlantis" adlı kruvaziyer gemisinin 8 Temmuz'da İstanbul Boğazı'nda parti düzenleyeceği ortaya çıktı. Rota kapsamında Mykonos, Kuşadası, İstanbul, Santorini, Dubrovnik ve Zadar gibi duraklar yer alıyor. Takvime göre gemi 7 Temmuz'da Kuşadası'na, 8 Temmuz'da ise İstanbul'a geleceği, İstanbul programının 9 Temmuz akşamına kadar süreceği belirtiliyordu.
Gelen tepkilerin ardından gemi, güzergahını değiştirdi. Geminin Kuşadası ve İstanbul'a uğramayacağı açıklandı. Dolayısıyla bir yandan eşcinsellere “Allah sizi yok etsin” diye beddua edip de onların bu sapkınlıklarını rahatça yapabilmesini kanunen mümkün hale getirenlere “Allah sizi başımızdan eksik etmesin” diye dua edenlerin işin iç yüzünü göremediği aşikardır. Bu sapkın güruha verilen tepkiden daha fazlası onlara bu imkanları sunan İstanbul Sözleşmesi’ni jet hızıyla onaylayan AKP’si, CHP’si, MHP’si, HDP’siyle bilcümle demokratik sisteme gösterilmedikçe tutarlı olunamaz.
İslami akideye göre, bu çirkinliğin mahiyeti ve doğuracağı vahim sonuçlar Kur’an-ı Kerim’de kesin ve net bir şekilde açıklanmıştır. İslam nizamında bu tür sapkınlıklar, Lut kavminin haritadan silinmesine ve azaba uğramasına neden olan en büyük cürümlerden ve haramlardan biri kabul edilmiştir. Resulullah (sav) fıtri rollerini terk ederek birbirine benzemeye çalışan kadın ve erkekleri lanetlemiş, ayet-i kerimeler ise bu azgınlığı haddi aşmak ve hayasızlık olarak nitelendirmiştir:
“Hani Lut kavmine şöyle demişti: Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasızlığı/ çirkinliği mi yapıyorsunuz? Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz ölçüyü aşan (azgın) bir kavimsiniz.” [Araf, 80-81]
Allah Subhânehû ve Teâlâ insanı en mükemmel nizam üzere, erkek ve dişi olarak yaratmıştır. İslam, neslin emniyetini ve temiz bir şekilde devam etmesini devletin ve toplumun en temel görevlerinden biri sayar. Bu emniyet ise ancak şer'î sınırlar dâhilinde, yani kadın ve erkeğin meşru evlilik bağıyla kuracağı aile nizamıyla mümkündür. Bunun dışındaki her türlü arayış fıtratın bozulması, toplumsal yapının çürütülmesi ve şer’i hükümlerin çiğnenmesidir. Zira İslam hukukunda ve yaratılış fıtratında üçüncü bir cinsiyet türü asla mevcut değildir. Allah Subhanehu ve Teala hükmünü açıkça beyan etmiştir:
“Ey insanlar! Biz sizi erkek ve dişiden yarattık.” [Hucurat, 13]
Dolayısıyla Müslümanlar, Batı'nın fikrî ve kültürel sömürgeciliğine karşı durmalı, fıtratı ve nesli koruyacak olan yegane kalkanın İslam'ın içtimai nizamı olduğunu idrak ederek o nizamın yeryüzüne yeniden hâkim olması için çalışmalıdır.

DİRİLİŞİN BAŞLAYACAĞI YER

Karanlığa Alışmış Olanlar, Güneşten Rahatsız Olur!

AİLE KALEDİR, KALEYİ KORUYACAK OLAN İSLÂM’DIR

HALKLARI UYUTAN YÜZ BİNLİK BEŞİKLER

ARAFAT, TARİHİN İZLERİ VE ÜMMETİN DİRİLİŞ YOLU

Bozuk Eğitim Sisteminin Tek Çözümü: İslâmî Eğitim Sistemi

Hicret Yolunda Müslüman Kadınlar

Karanlığa Alışmış Olanlar, Güneşten Rahatsız Olur!

