
AİLE KALEDİR, KALEYİ KORUYACAK OLAN İSLÂM’DIR
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı öncülüğünde düzenlenen "Ailede Türkiye Yüzyılı Zirvesi"nde aile, gençlik, evlilik, doğurganlık, yaşlı nüfus, bağımlılıklarla mücadele ve dijitalleşme gibi önemli konular ele alındı. Aile kurumunun güçlendirilmesine yönelik her çalışma önemlidir. Ancak aileyi tehdit eden sorunların çözümü yalnızca ekonomik desteklerde veya sosyal projelerde değil, insanın hayatına sınır çizen ve yön veren değerlerde aranmalıdır.
Bugün gençler evliliği sadece ekonomik sebeplerle ertelememektedir. Batıdan ithal edilen kanun ve fikirlerle bireysel yaşamın özendirilmesi, sorumluluktan kaçış, kariyerin aileden önde tutulması ve ahlaki sınırların aşınması da bu tablonun önemli sebepleridir. Bu nedenle evliliği teşvik etmek için maddi destekler önemli olsa da asıl ihtiyaç, gençlerin evliliği bir ibadet ve sorumluluk olarak görmelerini sağlayacak İslâmî bir bilinçtir. Yüce Allah (svt) şöyle buyurdu:
***"İçinizden bekâr olanları, köle ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer onlar fakir iseler A
llah onları kendi lütfundan zenginleştirir. Allah'ın lütfu geniştir, hakkıyla bilendir." [Nûr, 24/32]***
Zirvede dikkat çekilen bir diğer husus da gençlerin evlilik yaşının yükselmesi ve yalnız yaşamın yaygınlaşmasıdır. Oysa İslam, insanın huzurunu ve toplumun istikrarını aile kurumunda görmüş; nikâhı kolaylaştırmayı ve gençleri evliliğe teşvik etmeyi emretmiştir. Rasulullâh (sav) şöyle buyurmuştur:
"Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin. Çünkü evlilik gözü haramdan daha çok korur, iffeti daha iyi muhafaza eder." [Buhârî, Nikâh 3; Müslim, Nikâh 1]
Zirvede ele alınan doğurganlık meselesi de aynı şekilde yalnızca ekonomik verilerle açıklanamaz. Modern hayat çocuk sahibi olmayı çoğu zaman yük gibi gösterirken İslam neslin temizliğini ve korunmasını büyük bir nimet olarak görür. Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Sevgi dolu ve çok çocuk doğuran kadınlarla evlenin. Çünkü ben kıyamet günü ümmetimin çokluğuyla iftihar edeceğim." [Ebû Dâvûd]
Bugün nüfusun azalmasından endişe edenler, aynı zamanda aileyi zayıflatan batı kültüründen çıkan fasit akımlarla da mücadele etmek zorundadır. Çünkü güçlü nesiller ancak güçlü ailelerde yetişir. Bu da aileyi koruyan ve destekleyen politikalarla mümkün olabilir.
Zirvede üzerinde durulan konulardan biri de yaşlı nüfusun artması ve kuşaklar arası bağların zayıflamasıdır. İslam'da anne-babaya hürmet ve akrabalık bağlarının korunması büyük bir ibadettir. Ailenin zayıflaması yalnız çocukları değil, yaşlıları da yalnızlığa ve sahipsizliğe sürüklemektedir.
Dijitalleşme ise çağımızın en büyük imtihanlarından biridir. Sosyal medya, dijital platformlar ve kontrolsüz içerikler aile bağlarını zayıflatmakta, gençleri yalnızlaştırmakta ve ahlaki yozlaşmayı artırmaktadır. Bunun yanında ekran bağımlılığı, kumar ve madde bağımlılığı gibi tehditler de aile bütünlüğünü sarsmaktadır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
***"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun." (Tahrîm, 6) ***Bu ayet, anne ve babalara sadece çocuklarını doyurma değil, onları manevi tehlikelerden koruma sorumluluğu da yüklemektedir.
Sahabe hayatı bu konuda bizlere önemli örnekler sunmaktadır. Hz. Ömer (ra), geceleri Medine sokaklarında dolaşır, halkın durumunu takip eder ve ailelerin sıkıntılarıyla ilgilenirdi. Bir gece açlıktan ağlayan çocukları görünce devlet başkanı olmasına rağmen sırtında un çuvalı taşıyarak o aileye yardım etmişti. Çünkü İslam'da aileyi korumak sadece bireyin değil, devletin de görevidir. Ayrıca Hz. Ali (ra) ve Hz. Fatıma'nın (ranha) mütevazı yuvası, maddi imkânların değil takva ve muhabbetin aileyi ayakta tuttuğunun en güzel örneklerinden biridir. Onların evi zengin değildi fakat Allah'a bağlılıkları sayesinde bereketliydi.
Bugün aileyi korumak için ekonomik destekler, sosyal projeler ve eğitim çalışmaları elbette gereklidir. Ancak aileyi gerçekten ayakta tutacak olan; Allah'ın hükümlerine bağlılık, nikâhın kolaylaştırılması, iffetin korunması, gençlerin evliliğe teşvik edilmesi, bağımlılıklarla mücadele edilmesi ve çocukların İslami değerlerle yetiştirilmesidir. Çünkü aileyi kuran da koruyan da nesilleri güvence altına alan da İslâm'dır. İnsanlığı kuşatan aile krizinin kalıcı çözümü, Rabbimizin hayat için gönderdiği ölçülere yeniden dönmek, bu dönüşü gerçekleştirecek Raşidi Hilafet Devletini yeniden ikame ederek aileyi İslâmî ölçüler doğrultusunda inşa etmektir.

DİRİLİŞİN BAŞLAYACAĞI YER

HALKLARI UYUTAN YÜZ BİNLİK BEŞİKLER

Cesaret, Allah'tan Hayâ Etmektir

ARAFAT, TARİHİN İZLERİ VE ÜMMETİN DİRİLİŞ YOLU

Kendi Hakikatimizin Farkında mıyız?

AİLE KALEDİR, KALEYİ KORUYACAK OLAN İSLÂM’DIR

HALKLARI UYUTAN YÜZ BİNLİK BEŞİKLER

Cesaret, Allah'tan Hayâ Etmektir

Bir Kürt Kadın Olarak Soruyorum

