
Laik Diktatör Said, Nahda Lideri Gannuşi’yi Gözaltına Aldırdı
Fransa’ya dayanarak meşruiyet arayan Cumhurbaşkanı Kays Said yönetimi, İngiltere destekli muhafazakar Nahda hareketinin lideri Raşid Gannuşi’yi gözaltına aldırdı.
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'in ana muhaliflerinden biri olan Raşid Gannuşi’nin gözaltına alınması üzerine Nahda partisi yaptığı açıklamada, liderlerinin evinden alınarak bilinmeyen bir yere götürüldüğünü ifade edip, gelişmelere tepki gösterdi.
Gannuşi kısa süre önce Kays Said’in IMF ile anlaşmamasını popülist bir yaklaşım olarak niteleyip, eleştirmişti.

Açıklamada, "Nahda bu son derece ciddi gelişmeyi kınamakta ve Raşid Gannuşi'nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulunmaktadır" ifadeleri de yer aldı.
Şubat ayının başından bu yana, Kuzey Afrika ülkesi Tunus’ta 20'den fazla siyasi muhalif ve şahsiyet tutuklandı.
Bunlar arasında politikacılar, eski bakanlar, iş adamları, sendikacılar ve Tunus'un en popüler radyo istasyonu Mosaique FM'in sahibi de var.
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, gözaltına alınanların "devlet güvenliğine karşı komplo" içinde yer alan "teröristler" olduğunu iddia ediyor.
Yasemin Devrimi ve Siyasi Süreç
Tunus'ta 17 Aralık 2010'da üniversiteden mezun olduktan sonra iş bulamadığı için seyyar satıcılık yapan Muhammed Buazizi, polislerin seyyar tezgahına el koymasından sonra kendisini yakarak intihar etmişti. Yaşanan olay 23 yıllık Zeynel Abidin Bin Ali iktidarını deviren ve "Yasemin Devrimi" olarak bilinen geniş çaplı halk protestolarına yol açmıştı.

Yasemin Devrimi, sömürgeci Batılıların desteklediği diktatörlere karşı Afrika ve Ortadoğu’da başlayan ve Arap Baharı olarak adlandırılan ayaklanmaların başlangıcı olarak kabul edilmişti.
Tunus'ta yaşanan bu olay daha sonra pek çok Arap ülkesine yayılmış ve 'Arap Baharı' hareketinin de başlangıcı sayılmıştı.
Devrim, kapitalist laik demokratik nizamın zulmüne karşı bir başkaldırı olmasına ve Müslümanların omuzlarında yükselmesine rağmen hedefinde saptırıldı. Sorunun sadece yöneticilerde olduğu telkin edildi. Bu saptırma sürecinde halkın desteğini alan Raşid Gannuşi liderliğindeki muhafazakâr El Nahda hareketi Müslümanların devrimini laiklere teslim etti. Daha sonra Cumhurbaşkanı Kays Said Fransa’ya dayanarak arkasına orduyu da alıp, El Nahda hareketini yönetimden uzaklaştırıldı.
Hizb-ut Tahrir Tunus Vilayeti, o günlerde halkın devrimini çalan İngiltere yanlısı muhafazakar parti Nahda ile Fransa'ya sırtını dayayan Kays Said arasındaki laiklik zeminindeki iktidar kavgasına karşı yaptığı protesto gösterisinde bu çekişmenin sömürgeciliğe hizmet olduğunu ve İslam nizamından başka kurtuluş yolunun olmadığını beyan eden bir basın açıklamasını başkent meydanında Tunus halkına okumuştu.
Bugün Tunus halkı bir sömürü düzeni olan kapitalist laik demokrasi ile yönetildiği için 2010 öncesi durumunu aynen yaşıyor. Sokaklarda halk açlık, sefalet ve nizamın zulmünü protesto ediyor.
İngiltere’nin etkisini kontrolündeki siyasileri diskalifiye ederek zayıflatan Paris destekli Kays Said’in meşruiyet kazanması için Fransa, 19-20 Kasım 2022 tarihlerinde Tunus’ta Frankofon Örgütü’nün 18. Zirvesi düzenlemişti.
Hizb-ut Tahrir 28 Kasım 2022 tarihinde “Tunus’ta Gerçekleşen 18. Frankofon Zirvesi” başlığı ile yayımladığı siyasi analizde şu açıklamalarda bulunmuştu:
“Kais Said’in zirveye olan ilgisi, iktidarını destekleyecek bir dayanak arayışından kaynaklanmaktadır. Aradığı dayanağı Fransa’da buldu. Parlamento tarafından seçilen önceki hükümeti devirip ardından Parlamentoyu feshederek, 2014 anayasasını kaldırıp ve yeni bir anayasa üreterek yaptıklarını meşrulaştırmak istiyor. Çoğu insan, Kais Said’e karşı çıktı ve bu perspektiften bakanlar, Kais Said’in yaptıklarını yasadışı ve anti-demokratik olarak gördüler. Bu nedenle yurt içinde ve yurt dışında eleştirilere maruz kaldı ve Tunus Bağımsız Yüksek Seçim Kurulu, 25 Temmuz 2022 tarihinde yapılan anayasa referandumuna, katılım oranının yaklaşık yüzde 27,54 olarak gerçekleştiğini duyurdu. Frankofon Örgütü üyesi ülkeler ve diğerleri, Tunus’a gelerek zirveye katılmaları ve yaptıklarını protesto ederek zirveyi boykot etmemeleri ile Fransa Said’e destek vermiş olmaktadır. Zira zirvenin başka bir ülkede yapılması yönünde çağrılar olmasına rağmen Fransa, Tunus’ta yapılması konusunda ısrar etti. Aralarında 31 devlet ve hükümet başkanı ile uluslararası ve bölgesel kuruluşların 7 lideri olmak üzere zirveye yaklaşık 89 heyet katıldı. Bu, Kais Said’in yaptıklarını onaylamak, ona meşruiyet kazandırmak ve iktidarını güçlendirmek anlamına gelmektedir.”
Frankofon Zirvesi ve Tunus merkezli analizin sonuç kısmında ise, özgürlük olarak tanıtılan demokrasinin ve Batılı ülkelerin gerçek yüzüne değiniliyor:
“Fransa ve Frankofon Örgütü’nün yanı sıra diğer Batılı ülkelerin demokrasi, özgürlükler, insan hakları, kadın hakları, azınlık hakları gibi atıp tuttukları boş laflar, ülkede söz sahibi olduklarında hiçbir anlam ifade etmezler... Söz sahibi olmadıklarında ise, o lakırdıları baskı yapmak için kullanmaktadırlar. Bu ülkeler, kolonilerini on yıllarca bazılarını yüz yıldan fazla kolonileştirdiler, ne özgürlüklere ve insan haklarına ne de hayali demokrasilerine saygı duymadılar. Büyüklük taslamak ve çıkarlarını elde etmek için bunların hepsini çiğnediler, insanları öldürdüler, insanların onurunu ve mallarını ihlal ettiler, haysiyetlerini ayaklar altına aldılar, zenginliklerini yağmaladılar. Fikirlerinde dürüst değillerdir. Diğer bir deyişle kendi ideolojilerine saygı duymuyorlar. Zenginlikleri yağmalamaya, halkların kanını emmeye, onları sefalete, yoksulluğa, hastalığa terk etmeye hevesli oldukları kadar ideolojilerini uygulamaya hevesli olmamıştırlar... Fransa kolonilerini terk ettikten sonra etkisini korumak ve çıkarlarını güvence altına almak için Frankofon, yani sözde Frankofon Ülkeler Topluluğunu kurmuş ve Fransızcayı bunun için bir araç olarak kabul etmiştir.”
Hizb-ut Tahrir, 1 Ağustos 2021 tarihli siyasi analizde ise ülkedeki İngilter ile Fransa arasındaki çekişmeyi, şöyle özetlemişti:
“Tunus’ta şiddetlenen uluslararası çatışmanın tüm göstergeleri, çatışmanın Tunus’ta eski ve büyük etki sahibi İngiltere ile yeni ve istikrarsız nüfuz sahibi Fransa arasında olduğunu gösteriyor... Tüm bu uluslararası tutumlardan, Fransa’nın Tunus’ta İngiltere ile iktidar çekişmesine tutuştuğu açığa çıkıyor. Ancak çekişme, Avrupa içindedir... Bu yüzden çatışma, uzun süreli olmayacak, ahenklilik formülü geri gelecek, İngiltere’nin etkisi büyük olasılıkla Tunus’tan ayrılmayacaktır...”
Ardından ise şu ifadelere yer veriliyor:
“Gayet açık ki, Tunus’ta Fransız etkisi en güçlü olanıdır. Tunus Cumhurbaşkanı Kais Said şimdi Fransa etkisinin izinden gitmektedir, İngiliz etkisi zayıflayıp gerilemiştir... Ancak bu, İngiliz etkisinin sona erdiği, Tunus’tan ayrıldığı anlamına gelmez, aksine, adamlarının birçoğu hala hareket halindedir... Fransa’nın yoksun olduğu İngiliz siyasi dehasına göre hareket etmektedirler…”

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi








