Hamas’ın İmzalamak Zorunda Kaldığı Planın Detayları Neler?
01 Ağustos 2026Köklü Değişim Medya

Hamas’ın İmzalamak Zorunda Kaldığı Planın Detayları Neler?

Oynat: Hamas’ın İmzalamak Zorunda Kaldığı Planın Detayları Neler?
0:00

Hamas, ABD’nin ön karakolu işgalci ‘İsrail’in emniyeti için bölgedeki “dost ve müttefik” liderlerin desteğiyle hayata geçirmek için çalıştığı Gazze'de silahsızlanmayı öngören planı, telkin ve baskılar sonucu imzaladı.

Gazze’deki soykırımın ortağı ABD Başkanı Donald Trump, bu kararı "kalıcı barış ve güvenliğe doğru atılmış tarihi bir adım" olarak ifade ederken, Hamas, müzakereleri "sorumlu ve olumlu" bir şekilde yürüttüğünü ve Filistinli gruplar arasında "ulusal uzlaşıya" varıldığını duyurdu.

Hamas'ın silah bırakmaya gerçekten istekli olup olmadığı konusunda büyük şüpheleri bulunduğunu ileri süren işgalci ‘İsrail’ tarafı ise bu gerçekleşene kadar Gazze'den çekilmeyeceğini ifade ediyor.

ABD öncülüğündeki Barış Kurulu tarafından yayımlanan 15 maddelik yol haritasına ek olarak Hamas'ın aşamalı olarak silahsızlandırılmasını ve ‘İsrail'in kademeli biçimde Gazze'den çekilmesini öngören dört sayfalık bir planın da olduğu ileri sürülüyor.

Trump liderliğindeki Washington yönetiminin masaya getirdiği özellikle Katar, Mısır ve Türkiye’nin gerçekleşmesi için çaba sarf ettiği 20 maddelik “Trump Planı”nın en çetrefilli maddesi “silahsızlanma” oldu.

Geçen yıl Eylül ayında açıklanan Trump Planı, anlaşmanın uygulanmasını denetleyecek ve "Gazze'nin yeniden inşasının finansmanını yönetecek" Barış Kurulu'nun oluşturulmasını da içeriyordu.

Köklü Değişim,GAzze'de Yıkım.jpeg

Yeni Belgede Neler Var?

Aslında silahsızlanmayla ilgili yol haritasında, ‘İsrail'in geçen yıl Ekim ayında varılan ilk ateşkes anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi koşulları yer alıyor. Ateşkes başından beri işlemediği ve ‘İsrail’in bu şartlara uymadığı biliniyor. Bu sorumluluklarını ikinci aşamada yapması isteniyor.

Bu süreç, Hamas'ın yönetimi devretmeyi kabul ettiği bağımsız teknokratlardan oluşan Filistin Ulusal Komitesi tarafından denetlenecek.

Ayrıca Uluslararası İstikrar Gücü de Gazze'ye bu aşamada konuşlandırılacak.

Belgede yalnızca Hamas'tan değil, diğer Filistinli grupların da silahsızlanma sürecine katılması yer alıyor.

Yol haritası belgeleri daha sonra bu süreci "İsrail'in aşamalı olarak geri çekilmesine" bağlıyor ve "hiçbir silahın ‘İsrail'e veya Filistinli olmayan herhangi bir tarafa devredilmeyeceğini ya da teslim edilmeyeceğinin” altını çiziyor.

Silahların teslim edilmesinin tam olarak nasıl gerçekleştirileceğine dair detaylı bir yol haritası henüz kamuoyu ile paylaşılmadı.

Hamas'ın elinde kalan roketler de dahil olmak üzere tüm ağır silahların ve diğer askeri teçhizatın, Ulusal Komite tarafından yönetilen güvenli bir depolama alanına taşınacağı ileri sürülüyor.

Bahsedilen komite çalışmalarını Kahire’den yürütüyor ve Gazze’de varlık göstermiyor.

Silahsızlanma sürecinin, 14 gün içinde hazırlanacak ajandaya göre, kademeli, sıralı ve belirli bir süre içinde gerçekleştirileceği beyan ediliyor.

Hamas, ağır silahlarını bırakmasına karşılık olarak, ‘İsrail'in "her türlü saldırıya" son vermesine ve askerlerini Gazze'den çekmesine bağlı olduğunu duyurdu. Sürecin ilerleyebilmesinin temel koşulunun bu olduğu deklare edildi.

Öte yandan yer altındaki tünel ağlarının, silah depolarının ve silah üretim tesislerinin haritası çıkarılacak ve bunlar da imha edilecek.

Elde kalan kişisel silahlar ile polis silahlarının da kayda geçirilmesi ve Uluslararası İstikrar Gücü'nün denetimi altında görev yapacak Mısır yönetiminin eğittiği yeni Filistin polis teşkilatına aşamalı olarak teslim edilmesi gerekiyor.

Yüzlerce yeni Filistinli polis adayı şimdiden Mısır ve Ürdün'de eğitimini tamamladı.

'İsrail' kabinesi kısa süre önce "dost ülkelerden" yaklaşık 200 uluslararası askerin, Uluslararası İstikrar Gücü kapsamında Gazze'ye girmesine onay verirken, bahsi geçen güç henüz bölgeye konuşlandırılmadı.

Hamas ayrıca Gazze'de ‘İsrail’in kurduğu ve desteklediği silahlı grupların dağıtılacağı ve onların da silahlarını bırakacağı konusunda güvence istiyor.

Gazze’de direniş için tam bir teslimiyeti öngören anlaşma, Hamas’ın Müslüman ülke yönetimlerinin yalnız bırakması ve somut bir destek vermemesi nedeniyle hayat bulurken, bu hususta Trump, bölgedeki iş birlikçi “dost ve müttefiklerine” müteşekkir olduğunu defalarca ifade etmişti.

Köklü Değişim,sarı hat.jpeg

İşgalci ‘İsrailli’ yetkililer, Hamas silahsızlandırılmadan, ‘İsrail'in kontrol ettiği bölgenin sınırını belirleyen Sarı Hat'tan geri çekilme olmayacağının altını çiziyor.

Oysa ‘İsrail'in şu anda, Ekim ayında varılan ateşkes anlaşmasının şartlarına göre askerlerinin kalması öngörülen Gazze'nin yüzde 53'lük bölümünden daha geniş bir alanı kontrol ediyor. Sarı Hat'tı belirleyen sarı beton bloklar batıya doğru taşıyan ‘İsrail’, bu hileyle Gazze Şeridi'nin yüzde 60'tan fazlasını kontrol eder duruma geldi.

Anlaşma, Hamas anlaşmanın uygulanmasına uyduğu sürece ‘İsrail’ güçlerinin yeniden bu bölgelere dönmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Ancak bu madde ‘İsrail’in istediği zaman istismar edebileceği bir nitelik taşıyor.

Plan ayrıca tüm kamu çalışanlarına, hakları bakımından hukuka uygun, adil ve onurlu bir şekilde davranılmasını da içeriyor.

Ulusal Komite bünyesinde çalışacak kamu görevlileri için nasıl bir güvenlik incelemesi yapılacağına dair açıklama yok.

Uzmanlar, Hamas’ın bu planı kabul etmesindeki en büyük etkenin ABD’nin “dost ve müttefiki” olan arabulucuların baskısından kaynaklandığını ifade ediyor. Hamas Siyasi Büro Şefi olarak göreve başlayan Halil el-Hayye'nin, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşmesinin ardından Hamas’ın silahsızlanma planını kabul etmesi dikkat çekiyor.

Ayrıca yeni liderliğin Gazze'deki yıkıcı insani koşulların etkisiyle bu tarihi siyasi kararı almaya mecbur kaldığı da ileri sürülen iddialar arasında yer alıyor. Bu durumun ise 57 Müslüman ülke yönetiminin direnişi somut olarak desteklememesi ve ‘İsrail’i zor durumda bırakacak kararlı almadığından kaynaklandığı uzmanlarca ifade ediliyor.

Trump ve bağlıları bu anlaşmayı sevinçle duyursa da, Gazze halkı karşısında kural tanımaz işgalci ‘İsrail’ olduğu sürece bu planın da yürüyeceğine inanmıyor.

Anlaşma imzalanmasına rağmen Gazze’de süren katliamlar, işgalci ‘İsrailli’ yerleşimcilerin Batı Şeria'da camileri, arabaları ve tarım arazilerini ateşe vermesi ve saldırganlığın bakanlar aracılığıyla dalga dalga yayılması planın bekası yönünde olumsuz fikirler oluşmasına neden oluyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre Trump’ın ortaya attığı sözde ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana ‘İsrail’ saldırılarında, aralarında çocukların da bulunduğu en az bin 168 Filistinli Müslüman şehit edildi.

‘İsrail' ateşkesten bu yana kontrolü altında tuttuğu Gazze bölgelerinde bin 500'den fazla binayı yıktı ancak gerçek sayının çok daha fazla olabileceği tahmin ediliyor.

Birleşmiş Milletler'in tahminlerine göre Ekim 2023'ten bu yana Gazze’de 60 milyon ton enkaz oluştu ve bu enkazın kaldırılmasının bile yıllar alacağı tahmin ediliyor.

Müslümanlar, dört tarafı Müslüman ülkelerle çevrili işgalci ‘İsrail’in bu eşkıyalığa ve pervasızlığa mevcut yönetimlerin ihaneti nedeniyle cesaret edebildiğini ifade edip, eleştiriyor. Yöneticilerine üç yıldır kınama yerine somut adım çağrısı yapıyor.