Gazze Soykırımının Ortakları Washington’da Ne Konuştu?
30 Temmuz 2026Köklü Değişim Medya

Gazze Soykırımının Ortakları Washington’da Ne Konuştu?

Oynat: Gazze Soykırımının Ortakları Washington’da Ne Konuştu?
0:00

ABD Başkanı Donald Trump ile işgalci ‘İsrail’ Başbakanı Netanyahu, Beyaz Saray'daki görüşmede, İran’a yönelik üç seçenek değerlendirildi.

Axios'un aktardığı habere göre, soykırımcı Netanyahu, Beyaz Saray'da Trump'la yaptığı kritik görüşmede İran'a yönelik üç senaryoyu masaya yatırdı. Basına kapalı görüşmede ekonomik baskının artırılması, askeri operasyonların yeniden başlatılması ve olası diplomatik çözüm seçenekleri ele alındı.

Görüşmede, Netanyahu, İran'la bir anlaşmaya varılma ihtimali konusunda şüphelerini dile getirdi. Kan akıtarak popülaritesini ve siyasi bekasını korumaya çalışan Netanyahu, Washington’ın İran ve Lübnan’a yönelik saldırılara onay vermemesi üzerine bugünlerde Gazze’yi yoğun bir şekilde bombalayarak katliamlarını sürdürüyor.

Salı günkü görüşme, Netanyahu ile Trump'ın 28 Şubat'ta başlayan savaşın ardından gerçekleştirdiği ilk yüz yüze görüşme olurken, görüşmeden birkaç saat sonra İran, Trump'ın cuma günü İran'a yönelik ABD saldırılarını durdurmasının ardından ilk kez Ürdün'deki bir Amerikan üssüne füze saldırısı düzenledi.

Trump, saldırı sonrası sert bir misilleme yapacaklarını söyledi. Uzmanlar, İran'ın sürpriz saldırısına karşılık Trump'ın kapsamlı bir askeri operasyona yönelebileceğini değerlendiriyorlar.

Öte yandan ‘İsrailli’ yetkililer, Netanyahu'nun Trump'ın kararını beklediğini ancak İran'ın, ‘İsrail'e saldırması halinde ‘İsrail'in cevabının anında ve çok güçlü olacağını Trump'a açık şekilde ilettiğini söyledi. Fakat Washnigton’ın izni olmadan kapsamlı bir saldırıya kalkışabileceği düşünülmüyor.

Neler Konuşuldu?

90 dakika süren ve soğuk bir atmosferde gereçekleşen görüşmenin ana gündem maddesi İran’dı.

‘İsrailli’ yetkiliye göre taraflar, Trump'ın önündeki üç seçeneği değerlendirdi:

  • İran'la anlaşmaya varılması: Trump'ın temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, İranlı yetkililerle müzakereleri sürdürüyor ancak taraflar arasındaki görüş ayrılıkları çok büyük.

  • Deniz ablukasının uzatılması ve ekonomik baskı

  • Askeri saldırıların yeniden başlatılması ve sertliğin yoğunlaştırılması

Yetkili detaylarla ilgili açıklamasına şöyle devam etti:

"Bu seçeneklerin tamamını uzun uzun ve son derece açık biçimde değerlendirdik. Amaç herhangi bir seçeneği öne çıkarmak değil, her birinin nasıl bir sonuç doğuracağını analiz etmekti. Görüşmenin özü buydu"

Trump, Savaşın Ekonomiye Verdiği Zarardan Endişeli

Yetkili, Trump'ın savaşın enerji piyasaları ve küresel ekonomi üzerindeki etkilerinden endişe duyduğunu, Netanyahu’nun ise Trump'a, İran yönetiminin elinde kalan tek önemli koz olan Hürmüz Boğazı'nı kullanarak ABD'den taviz koparmaya çalıştığını aktardı.

Netanyahu, Trump'ın kaygılarını reddetmedi ancak zaten ciddi baskı altında bulunan İran ekonomisine yönelik baskının daha da artırılması teklifinde bulundu.

Hamaney Etki Altında İddiası

‘İsrailli’ yetkili, İran dini lideri Mücteba Hamaney'in her konuda son derece olumsuz bir tutum sergilediğini ancak kendisine atfedilen talimatların gerçekten ondan gelip gelmediğinin net olmadığını ileri sürüp şöyle devam etti:

"Hayatta ama onu gerçekten gören kimse olduğuna dair tanıklık yok. İnsanlarına onayı olmadan hiçbir şey yapmamalarını söylediği ve bir defasında buna uyulmadığı için öfkelendiği iddia ediliyor"

Suudi Arabistan’ın Nükleer Programı da Görüşüldü

İşgalci ‘İsrailli’ yetkili, Netanyahu'nun Trump'la Washington-Riyad nükleer anlaşmasını da görüştüğünü ifade etti.

Trump'ın bu anlaşmayı Suudi Arabistan'ın ‘İsrail'le ilişkileri “normalleştirmesi” bağlamında değerlendirdiğini aktaran yetkili, "Normalleşme konusunda gerçek ilerleme görürsek nükleer mesele hakkında söyleyeceklerimiz olur" dediğini de aktardı.

Köklü-Değişim,Gazze-Soykırımının-Ortakları-Washington’da-Ne-Konuştu.jpg

ABD Askeri Yardımlarının Sıfıra İndirilmesi

Görüşmede ayrıca Netanyahu'nun Trump'a, Başkan Yardımcısı JD Vance'e ve Steve Witkoff'a, önümüzdeki 10 yıl içinde ABD'nin ‘İsrail'e yaptığı askeri yardımları sıfıra indirme konusunda ciddi olduğunu söylediğini de aktardı.

Netanyahu'nun bu konuda yeni bir mutabakat zaptının (MOU) müzakere edilmesini istediği belirtiliyor.

Yetkiliye göre Trump ve ekibi, bazı Cumhuriyetçilerden, askeri yardımların aşamalı olarak kaldırılmasını desteklemeleri halinde ‘İsrail’ karşıtı olmakla suçlanabilecekleri yönünde geri bildirim aldıklarını ileri sürdü.

Netanyahu ise bu sürecin kamuoyu önündeki savunuculuğunu kendisinin üstleneceğini ve ‘İsrail'in savunma alanında tam bağımsızlığa ulaşmasını istediğini açıkladı:

"10 yıllık bir süreçten söz ediyoruz. Önerilere açığız, belki daha hızlı da gerçekleşebilir"

Yetkili ayrıca Netanyahu'nun, ABD'nin gelecekte F-35 ve diğer gelişmiş savaş uçaklarını sağlamaması ihtimaline karşı ‘İsrail’ savunma sanayisine 10 yıl içinde modern bir savaş uçağı geliştirilmesi talimatı verdiğini de ileri sürdü.

Netanyahu'nun, askeri yardımlar konusunda ABD Kongresi'nin "iyi niyetine bağımlı olmak istemediğini" ve her iki partide de askeri yardımlara yönelik siyasi desteğin zayıfladığını düşündüğünü beyan etti.

Yetkiliye göre Netanyahu, ‘İsrail’ ekonomisinin ABD askeri yardımlarının aşamalı olarak sona erdirilmesini kaldırabilecek durumda olduğuna inansa da ABD’nin ekonomik ve siyasi desteği olmadan ayrıca bölgedeki İslam beldelerinin yönetimlerinin yardımı olmadan ‘İsrail’in ayakta kalamayacağı uzmanlarca ifade ediliyor.

Netanyahu'nun önerisine göre yeni mutabakat zaptı kapsamında 16 milyar dolar doğrudan ABD askeri yardımı ile birlikte ‘İsrail'in füze savunma sistemlerinin geliştirilmesi için 5 ila 10 milyar dolar destek sağlanması planlanıyor.

Buna ek olarak, yeni silah sistemlerinin araştırılması ve geliştirilmesi amacıyla 16 milyar dolarlık ortak bir fon kurulması da öneriler arasında yer alıyor.

Gazze’yi üç yıla yakın zamandır bombalayan ve katliamlar gerçekleştiren ‘İsrail’e mühimmatı sağlayan en büyük tedarikçinin ABD olduğu biliniyor. Ayrıca işgalci Yahudi varlığının petrol ve diğer ihtiyaçlarını da başta Türkiye olmak üzere çevredeki İslam beldelerinin yönetimleri aracılığıyla karşıladığı, bu kirli ticarete Müslümanların büyük tepki gösterdiği de biliniyor.