Erdoğan-Zeydi Görüşmesi: Dikkat Çeken Anlaşmalar İmzalandı
29 Temmuz 2026Köklü Değişim Medya

Erdoğan-Zeydi Görüşmesi: Dikkat Çeken Anlaşmalar İmzalandı

Oynat: Erdoğan-Zeydi Görüşmesi: Dikkat Çeken Anlaşmalar İmzalandı
0:00

28 Temmuz Çarşamba günü Türkiye'ye resmi bir ziyaret gerçekleştiren Irak Başbakanı Ali Zeydi, Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı görüşmenin ardından özellikle enerji alanında dikkat çekici anlaşmalara imza attı.

Ziyareti yakından takip eden başkentler arasında Washington da var.

Bölgeyi dizayn eden ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve aynı zamanda Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın, bir gün önce 27 Temmuz'da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya gelmesinin ardından gerçekleşmesiyle dikkat çeken görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, Irak'ın Türkiye'ye günde bir milyon varil petrol vereceğini duyurdu.

Köklü Değişim Erdoğan,Zeydi.jfif

Erdoğan ayrıca, "Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrollerine ortaklık verilmiştir. Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihi bir adım olmuştur" ifadeleriyle büyük bir kazanıma imza attığına işaret etti.

Görüşmede, İran, Suriye ve Filistin başta olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında fikir alışverişinde bulunulduğunu da ifade eden Erdoğan, "Irak'ın ihtiyaç duyduğu savunma sanayi ürünlerinin tedariki noktasında da üzerimize düşeni yapmaya hazırız" taahhüdünde bulundu.

Görüşmede ayrıca dikkay çeken görüşme ve imza atılan anlaşmalar savaş nedeniyle kapanmalara sahne olan Hürmüz Boğazı ve Çin’in “Tek Yol Tek Kuşak” ticaret yoluna alternatif güzergahların hayata geçirilmesi için somut adımlar atıldı.

Bilindiği üzere Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndan geçen Irak petrolü ve Katar doğalgazının yeni boru hatları aracılığıyla dünya pazarlarına taşınması fikrini yeniden ortaya atmıştı.

Türkmenistan doğalgazını da Avrupa'ya iletmek için çalışmalarını yürüten Türkiye, bu projelerin gerçekleşmesi sonucu, bölgeyi Doğu ve Güney Avrupa'ya bağlayan en önemli enerji hattı olma yolunda ilerliyor.

Bilindiği üzere Türkiye'nin bu yöndeki adımlarıyla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17 Nisan'da Antalya Diplomasi Forumu'nun açılışında yapmıştı:

"Savaşın, komşu coğrafyalardaki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara ulaştırılmasında alternatif rota arayışlarını hızlandırdığı görülüyor. Türkiye olarak enerji ve bağlantısallık alanlarında Kalkınma Yolu gibi vizyon projeleriyle komşularımızla iş birliğine açık olduğumuzun bilinmesini istiyorum"

Alternatif rotalardan biri de Bakan Bayraktar'ın son bunalımın yarattığı enerji arz güvenliğine ilişkin sıkıntının aşılması için gündeme getirdiği ilk proje, Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı'nın, Irak, petrolünün yaklaşık yüzde 60'ının üretildiği Basra'ya uzanması.

Basra Körfezi'ne açılan ve savaş öncesi günde 3,3 milyar varile kadar petrol üretilen Basra Havzası, dünyanın en zengin rezervlerinde biri olarak biliniyor.

Irak ve Türkiye arasında, 1976'dan bu yana faaliyet gösteren Kerkük-Yumurtalık boru hattının günlük kapasitesi yaklaşık 1,5 milyon varil. Hattın Basra'ya uzanması durumunda daha fazla Irak petrolünün başta Avrupa olmak üzere dünya pazarlarına güvenli şekilde ulaştırılacağı planlanıyor.

Ayrıca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın gündeme getirdiği diğer önemli öneri Katar'dan Türkiye'ye doğalgaz boru hattı inşa edilmesi.

Katar, dünyada doğalgaz rezervlerinin yüzde 10'undan fazlasına sahip ve dünyanın ikinci en büyük sıvılaştırılmış gaz (LNG) ihracatçısı.

Bu projelerin hayata geçirilmesi ticaretin ve boru hatlarının güvence altına alınması için ABD ile ortak Ortadoğu’da istikrar projesi yürütülüyor. Bu kapsamda devlet dışı silahlı aktörlerin silahsızlandırılması da yer alıyor. PYD’nin Suriye ordusuna entegre edilmesi ve buna paralel Türkiye’de süren “Çözüm Süreci” öne çıkan adımlar arasında yer alıyor. Ayrıca İran’ın bölgedeki vekil güçlerinin de pasifize edilmesi bu plan dahilinde yer alıyor.

Erdoğan-Zeydi Görüşmesinde Hangi Anlaşmalar İmzaladı

  • TPAO Kerkük'te Ortaklığa İmza Attı

Erdoğan ve Zeydi'nin görüşmesinden önce Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nda düzenlenen imza töreninde, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), BP Energy Company of Kirkuk Limited (BP ECKL) şirketinin %15 hissesini satın alındığı duyuruldu.

Burada konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, anlaşma çerçevesinde, Amerikan enerji devi ConocoPhillips, İngiliz BP ve Türkiye Petrolleri ortaklığında bir konsorsiyum oluşturulacağı detayını paylaştı.

Bu konsorsiyum orada yaklaşık üç milyar varil olduğunu tahmin ettikleri rezervi geliştirmek, üretmek ve üretimi artırmak için ortak çalışmalar yürütecek.

BP anlaşmayı doğrulayıp, memnuniyetle karşılarken, ortaklığın Irak'ın en önemli hidrokarbon üretim bölgelerinden biri olan Kerkük'teki Baba ve Avanah kubbeleri ile Bai Hassan, Jambur ve Khabbaz sahalarını kapsadığı aktarılıyor.

Enerji Bakanı Bayraktar, Irak hükümeti ile yapılan görüşmelerde doğalgaz ve elektrik alanında da işbirliğinin gündemde olduğunun duyurdu.

Bayraktar, Irak'ın doğal gaz bulamadığı için çalıştıramadığı santralleri olduğunu, Türkiye üzerinden bölgeye doğal gaz götürerek bu gereksinimin karşılanabileceğini de belirtti.

Güvenlik Anlaşmaları

Sudani döneminde PKK’nın Irak tarafından "yasaklı örgüt" ilan edilmesi ve Bağdat’ta kurulan Ortak Güvenlik Koordinasyon Merkezi ile ivme kazanan terörle mücadele iş birliğinin, Zeydi hükümetiyle de kararlılıkla sürdürülmesi planlanıyor.

Ankara'nın nihai beklentisi, örgütün Bağdat yönetimi tarafından resmen "terör örgütü" olarak tanımlanması. MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın geçen ay Bağdat’a yaptığı ziyaretin de bu güvenlik ortaklığını derinleştirme amacı taşıdığı biliniyor.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ziyaret öncesinde yaptığı açıklamada, "Güvenlik, ticaret, enerji, ulaştırma ve su yönetimi başta olmak üzere iki ülke arasındaki ilişkiler tüm boyutlarıyla gözden geçirilecek; bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulacaktır" açıklamasında bulunmuştu.

2024'te imzalanan "Askeri, Güvenlik İşbirliği ve Terörle Mücadeleye Dair Mutabakat Zaptı" iki ülke güvenlik iş birliği açısından bir kilometre taşı olarak görülmüş ve taraflar bu kapsamda Bağdat'ta Ortak Güvenlik Koordinasyon Merkezi kurmuşlardı.

İki ülke arasında bu alanda atılan adımlar Ankara'nın "terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı sürece katkı sağlamış ve buna paralel adımlar atılmıştı.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın'ın 30 Haziran'da Bağdat'a yaptığı ziyaret sırasında da Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, Başbakan Zeydi ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ile yaptığı görüşmelerde bu konuları ele aldığı ve güvenlik ortaklığının derinleştirilmesine odaklandığı ileri sürülüyor.

Kalkınma Yolu'nda İşbirliği Güçlendiriliyor

Ankara'daki masada Kalkınma Yolu Projesi de vardı. Irak Başbakanı Zeydi ortak basın toplantısında, "Bizim bu ziyaretimiz protokol icabı değil ancak asırlar öncesine dayanan ilişkilerimizin pekiştirilmesinin bir nişanesidir. Kardeşlik içerisinde bir ortaklık arzu ediyoruz ve özellikle Kalkınma Yolu Projesi üzerinde çalışıyoruz" açıklamasında bulundu.

28 Temmuz'daki temaslar sonrasında, Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Iraklı mevkidaşı Vehb Selman Haseni ile Kalkınma Yolu Projesi kapsamında iş birliklerini güçlendirecek imzalar atıldığını kamuoyuna duyurdu.

kalkinma-yolu-2028857.jpg

Irak'ın Basra Körfezi'ndeki Faw Limanı'ndan başlayan, güneyden kuzeye ilerleyerek Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaşması öngörülen Kalkınma Yolu Projesi, önemli bir ulaşım, enerji ve ticaret koridoru olarak düşünülüyor. Bu proje ayrıca Çin’in yüklü finansman sağladığı büyük ideali “Tek Kuşak Tek Yol” projesine ABD’nin ortaya attığı bir alternatif olarak değerlendiriliyor.

Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerilim nedeniyle önemi artan projenin hayata geçirilmesinde, Washington’ın dost ve müttefiği olan Ankara’ya büyük bir rol verildiği de uzmanlarca ifade ediliyor.

Anlaşmanın imzalanması sırasında Iraklı Bakan’ın imza atmakta çekinceli davranması medyada gündem oldu.

Suların Paylaşımı

Türkiye ile Irak arasında en temel sorunlardan biri olan Fırat ve Dicle'nin sularının paylaşımı konusu Ankara'da ele alınacak konular arasında yer aldı.

'Yüzde 40'ı çölleşme riski altında olan Irak uzun yıllardır bu nehirlerden yeterli su vermediği gerekçesiyle Türkiye'yi eleştiriyor ve artan küresel ısınma risklerinden dolayı su sıkıntısının giderek arttığını ileri sürüyor.

Türkiye ve Irak, 2024'te yapılan bir su iş birliği anlaşması kapsamında uygulama ayrıntılarını belirleyen önemli bir belgeyi Kasım 2025'te imzalamıştı ve Irak Parlamentosu da 25 Temmuz'da bu yasayı onayladı ve uygulama başlangıç tarihi olarak 1 Eylül 2026 tarihini belirledi.

Buna göre, Türkiye ve Irak, su yönetimi konusunda ortak projeler geliştirmek ve gerekli altyapı yatırımlarını yaşama geçirmek için çalışacak.

Bu projelerin finansmanı için gerekli kaynağın, Irak'ın Türkiye'ye sattığı petrolden elde ettiği gelirin bir bölümünü özel bir fona yatırmasıyla sağlanması planlanıyor.

Mevcut altyapının iyileştirilmesi, yeni barajların inşası gibi projelerin hayata geçirilmesinde ise bu konuda uzmanlaşmış Türk müteahhit şirketlerinin devreye girmesi de anlaşma metninde yer alıyor.

Zeydi’nin Dikkat Çeken Ziyaretleri

Kasım 2025'te yapılan seçimlerin ardından uzun süren pazarlıkların ardından Mayıs 2026'da yemin ederek göreve başlayan Zeydi, yurtdışına ilk ziyaretini bu ay ABD'ye yapması dikkat çekiyor. Washington ekseninde hareket eden Zeydi, ikinci ziyaretini de geçen hafta İran'a yapmıştı.

Zeydi'nin Türkiye'ye gelişi, üçüncü yurtdışı ziyareti olması açısından ayrı bir önem taşıyor. Irak basınında çıkan haberlere göre, Irak Başbakanı bir sonraki ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirecek.

Ankara'nın, Irak’tan en önemli beklentisi, iki ülke arasında bir önceki Başbakan Muhammed Şia El Sudani döneminde hemen her alanda gelişen ve stratejik ortaklık düzeyine gelen ilişkilerin derinleşerek hayat bulması.

Erdoğan, seçim sırasında Zeydi'ye desteklerini iletmiş, Haziran'daki telefon görüşmesinde ilişkilerin kapsamlı bir şekilde ele alınması için kendisini Ankara'ya davet etmişti.

Ankara'daki görüşmelerin, ABD ile İran arasındaki savaşın devam ettiği ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişlere ilişkin kısıtlamaların sürdüğü bir döneme denk gelmesi ziyaretin önemini artıran etkenler arasında yer alıyor.