"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

Kıbrıs Seçimleri Çözüm Getirecek mi?
21 Ekim 2020Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu

Kıbrıs Seçimleri Çözüm Getirecek mi?

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar, dün akşamki değerlendirme toplantısında Kıbrıs seçimlerini ve Türkiye'nin doğalgaz arama faaliyetlerini de değerlendirdi.

Pazar günü ikinci turu gerçekleştirilen ve Ersin Tatar’ın KKTC’nin yeni cumhurbaşkanı seçildiği seçimleri değerlendiren Mahmut Kar, Kıbrıs meselesi üzerindeki sömürgeci tahakküme son verip vermeyeceğini sorguladı.

KIBRIS SEÇİMLERİ ÇÖZÜM GETİRECEK Mİ?

“Geçtiğimiz hafta Kıbrıs’ta cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu yapılmıştı biliyorsunuz. Adaylardan hiçbiri %50 oy oranını aşamayınca seçim ikinci tura kalmıştı. Pazar günü ikinci tur seçimleri yapıldı ve Türkiye’nin de desteklediği Ersin Tatar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yeni cumhurbaşkanı oldu. Kuzey Kıbrıs devlet dinamiklerine sahip olmayan, birkaç ülke hariç hiçbir dünya ülkesi tarafından tanınmayan, devamlılığı Türkiye’nin desteğine bağlı olan bir varlıktır. Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ı bir devlet olarak tanıyıp desteklemesi abesle iştigaldir, asıl olan onu kendisine ilhak etmesidir. Çünkü bu hâliyle suni bir yapıdan öte geçmiyor, daha da kötüsü yabancı devletlerin müdahalelerine ve istismarlarına açık hâle geliyor. Kuzey Kıbrıs siyaset arenasında boy gösteren partiler, liderler, hatta medya organları ve sivil kurumlarının hepsinin Amerika ve İngiltere arasında pay edildiği bilinen bir gerçek.

Türkiye’nin on yıllardır izlediği yanlış politika Ada’daki çözümsüzlüğü daha da derinleştirdi. Eğer ki Türkiye, güvenlik, enerji ve dış politika meselelerinde tutarlı, istikrarlı ve ilkeli davranabilseydi, bu sorunu yıllar öncesinde tereyağından kıl çeker gibi çözerdi. Ama çözülmedi, çözülmüyor ve bu gidişle de çözülmeyecek. Zira çözüm; irade, kararlılık ve cesaret gerektirir. Türkiye Kıbrıs’ı kendisine ilhak etmeli ve vilayetlerinden biri hâline getirmeliydi. Bunu yapsaydı Kıbrıs’ın çetrefilli sorunlarıyla, dış müdahalelerle uğraşmazdı en fazla kendi iç meselesi olarak içeride sorunu çözerdi. ABD’nin bölgeye müdahaleleri sürdüğü sürece, İngiltere Ada’daki üslerinde kaldığı ve garantör ülke vasfını koruduğu sürece Kıbrıs meselesi çözülmez. Avrupa Birliği KKTC’yi yok sayan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıdığı sürece bu mesele çözülemez. Bu çözümsüzlük devam ettikçe hem Türkiye hem de Ada halkı sıkıntı çekecek. Doğu Akdeniz meselesi ile gündeme gelen bölgede bulunan enerji kaynaklarımız gasp edilmeye devam edecek.

Yapılan seçimlere dönecek olursak, Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın seçilmesinden memnun. Ancak bu sonuç kangrene dönüşmüş bir sorunu çözebilecek mi, bunu sormak gerekiyor. Kıbrıs’taki çözümsüzlükten nemalanan, Ada’ya kendi nüfuzunu yerleştirmeye çalışanların emellerine ulaşmaları engellenebilecek mi? Kıbrıs’ın bir bütün olarak Müslümanlara ait bir ada olduğu bunlara kabul ettirilebilecek mi? Yoksa sömürgeci devletler bu adayı kendi stratejik çıkarları ve enerji projeleri için diledikleri gibi kullanmaya devam mı edecekler? Yine, uzun yıllar İngiliz yanlısı partiler tarafından idare edilen Kıbrıs’ta şimdi bundan sonra daha çok Amerikan çıkarları mı güdülecek?

Yanıtlanması gereken soru budur. Sizin Kıbrıs politikanız nedir? Kıbrıs’ın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz, ne görüyorsunuz? Hâlâ Birleşmiş Milletler himayesinde, garantör ülkeler eşliğinde, uluslararası mahfillerde pişirilmiş projelerde mi çözüm arıyorsunuz yoksa Hz. Osman’dan bize emanet olan, aynı zamanda bir Osmanlı bakiyesi olan Kıbrıs için kalıcı gerçek bir çözüm mü arıyorsunuz? Sömürgeciler arasında paylaşılan muazzam servetlerin ucundan köşesinden nemalanmaya mı çalışıyorsunuz yoksa Akdeniz’in enerji kaynaklarına sahip olmak ve bu zenginlikleri halkınızın tasarrufu için mi çalışıyorsunuz? Allah sizi kudret helvası ve bıldırcın etiyle bereketlendirmiş, siz soğan, salatalık ve mercimek peşinde koşuyorsunuz? Ne diyelim keşke düşünebilseydiniz!”

TÜRKİYE’NİN AKDENİZ VE KARADENİZ’DE GAZ ARAYIŞI

Mahmut Kar değerlendirme toplantısında ayrıca Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğalgaz arama faaliyetlerine ve beraberinde gelişen olaylara da değindi. Kar, şunları söyledi:

“Biliyorsunuz geçen hafta 12 Ekim’de Türkiye’nin yayınlamış olduğu nawteks sonrası Oruç Reis Sismik arama gemisi yaklaşık 1 aydır demir attığı Antalya Limanı’ndan ayrılarak tekrar faaliyet alanına doğru yol adı. Oruç Reis Sismik tarama gemisi ile doğalgaz arama ve tarama faaliyetleri neticesinde doğalgaz rezervi gün yüzüne çıkarılacak mı, buna karar verecek olan Türkiye değil maalesef… Türkiye böyle bir şeye karar verecek olsaydı önce Ege adalarını ilkin İtalya sonra da Yunanistan’a veren Lozan Anlaşmasını tanımazdı. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de gerçekleştirmeye çalıştığı gaz arama faaliyetleri ABD’nin izni ile oluyor, ABD bu şekilde Avrupa’yı enerji konusunda sıkıştırmaya çalışıyor. Türkiye samimiyse kendi iradesiyle hareket etmelidir. Delta havzasında ortaya çıkarılacak 7 trilyon metreküp doğalgaz ve 1 milyar 800 milyon varil petrolü Müslüman Türkiye halkına ve ümmete hediye etmelidir. Akdeniz’de değeri 3 trilyon dolar olan 60 milyar varil petrole eşdeğer doğalgaz ve petrol rezervini gün yüzüne çıkararak Müslümanların maslahatına sunmalıdır. Sömürgecilerin, bu coğrafya üzerindeki emellerine, tamahlarına ve hedeflerine ram olmamalı, ümmetin umutlarını heba etmemelidir.

Kıymetli Müslümanlar!

Malum, Cumhurbaşkanı Erdoğan cumartesi günü bir müjde daha verdi: Karadeniz’deki Tuna1 kuyusunda doğalgaz rezervine 85 milyar metreküp daha eklendiğini duyurdu. Böylece Tuna1 kuyusundaki doğalgaz rezervi 405 milyar metreküpe ulaştı. Bu sevindirici bir haber mi? Elbette sevindirici bir haber. Enerjide dışa bağımlılığın bir nebze olsun azalması tabii sevindirici bir haber. Ancak bu habere sevinirken bazı gerçekleri de görmemiz gerekiyor. 405 milyar metreküp doğalgazın piyasa fiyatı yaklaşık 616 milyar Türk Lirası… Türkiye’nin 2020 yılı için -dikkat edin sadece 2020 yılı için- ödeyeceği faiz miktarı ise 129 milyar Türk Lirası. Yani gazın çıkartılıp işleneceği ve halka sunulacağı zaman zarfında yaklaşık 5 yıl sonra faize ödenen miktar bulunan rezervin üstüne çıkacak. Bunun anlamı şudur: şaşalı bir şekilde müjdelenen doğalgaz rezervi halka arz edilmeden fazlasıyla birlikte faiz lobisine verilecek. Nerede kaldı müjde? Halk çıkartılan doğalgazı evinde kullanmadan elinden uçtu, gitti!

Maalesef üzülerek söylüyoruz, insani değerleri öldüren, insanın fıtratını bozan ve onu kendisine köle eden kapitalist sistem var oldukça, ‘dünya gerçeği’ diyerek faize dayalı ekonomi devam ettikçe hiçbir müjde bu halkın yarasını sarmayacak, yoksulluğunu gidermeyecektir. Yeni keşifler de yapsanız, yeni kuyular da açsanız elde ettiğiniz gelirler faiz ödemesine, kapitalist şirketlere ve onların bankalarına gidecektir. İşte ‘sömürü’ dediğimiz tam da budur. Faiz bir dünya gerçeği değil, kapitalizmin sömürü aracıdır. Malın değil, paranın ticaretidir ve azı da çoğu da haramdır. Bir an evvel, hemen şimdi bu faiz belasından kurtulmak geleceğimiz için kaçınılmaz bir zorunluluktur. Borcunuz mu var sömürgeci bankalara? Anaparasını verin, faizini silin atın! Borsayı kapatın! Para dijital ortamda bilgisayarlar arasında değil piyasada dönsün! Üretime dayalı bir ekonomi modeli benimseyin! İşte o zaman göreceksiniz ki bulduğunuz o gaz vatandaşın mutfağına gelmiş olur, yoksa gazdan gelecek para hortumculara akmaya devam eder.

Kıymetli Müslümanlar!

Doğalgaz, petrol gibi yer altı zenginlikleri Allah’ın insanlığa verdiği sayısız nimetlerden sadece bir parçadır. Allah’ın Müslümanlara bahşettiği nimetler İslâm ümmetinin ortak malıdır. Devlet bu nimetleri halkı için çıkartır, kullanır ve yabancı devletlere satar. Bu nimetler, bu zenginlikler devletin ya da tekelci birkaç şirketin değildir, kamu mülkiyetindendir. Yani sizindir, Allah’ın size bahşettiği zenginliktir. O hâlde İslâm ümmetinin başında bulunan yöneticilerin bu nimetleri sömürgecilere peşkeş çekmesini artık izlemeyin. İtiraz edin, sesinizi yükseltin! Allah’ın size bahşettiği zenginliği ‘müjde’ diye size satmaya çalışan yöneticilere seslenin ve deyin ki: müjde, insanın yüzünü güldürür. 100 yıldır hüzünlüyüz, bize gerçek müjdeleri verin. Gerçek müjde hiç kuşkusuz Râşidî Hilâfet Devleti’nin ilan edilmesidir. Müslümanların yüzü ancak o gün gülecektir. O gün mazlum mustazaflar sevinecek, zalimler kahrından ölecektir. O gün Allah’ın vaadinin Rasulullah’ın müjdesinin gerçekleştiği gündür. Rabbimiz bizleri o güne ulaşmayı nasip eyle inşallah.”

___

#KıbrısİçinÇözümTürkiyeyeİlhakıdır