"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

İslam İşbirliği Teşkilatı Acz ve Zillet İçinde
02 Ağustos 2023Köklü Değişim Medya

İslam İşbirliği Teşkilatı Acz ve Zillet İçinde

Hizb-ut tahrir Türkiye Medya Bürosu’nun 01 Ağustos 2023 Salı günü gerçekleştirdiği “Gündem Değerlendirme” toplantısında, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın olağanüstü toplantısı ele alındı. Toplantıda ayrıca Türkiye’de artan cinayet ve suç oranları ile Merkez Bankası başkanının açıklamaları hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.

Toplantıda konuşan Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım, Kuran’ı Kerim’e yönelik hakaretlerin Avrupa’da bir salgın durumuna dönüştüğünü, hilafetin yokluğundan cesaret alan kafirlerin İslami değerlere saldırmayı alışkanlık haline getirdiğini, yaşanan tüm bu aşağılamalar karşısında sadece kınamakla yetinen İİT’nın (İslam İşbirliği Teşkilatı) acz ve zillet içinde olduğunu söyledi.

İsveç’in ardından en son Danimarka’da Kuran’ı Kerim’in yakılmasına tepki olarak olağanüstü toplanan İİT aldığı kararları değerlendiren Yıldırım şöyle konuştu: "İslam İş birliği Teşkilatı 3 Temmuz’daki olağanüstü toplantısından sonra 31 Temmuz’da yani dün yine olağanüstü toplandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “bu kez Kur’an’a hakareti engellemeye yönelik sonuç alıcı adımlar atılacak” dedi. “Bu İslam dünyasında bir ilk olacak” diyerek kamuoyunda yüksek beklenti oluşturdu. Peki ne oldu? Nasıl kararlar alındı?

Mesela ifade özgürlüğü denilen şeyin batının pis fikirlerini ve İslam’a olan nefretini yaymanın kılıfı olduğu mu söylendi? İslam ülkeleri Kur’an’a hakarete izin veren İsveç ve Danimarka ile ilişkilerini mi kesti? Büyük elçiler topluca geri mi gönderildi? Alçak eylemler bir daha tekrarlanırsa gerekirse askeri önlem almaktan çekinilmeyeceğine dair nota mı verildi? Kur’an’ın yüceltilip korunacağını hissettiren somut bir adım mı atıldı? Bu soruların cevabı kocaman bir hayırdır. Ya ne yapıldı? Her zaman ki gibi İsveç ve Danimarka şiddetli şekilde kınandı. Kur'an-ı Kerim'in yakılmasından duyulan rahatsızlığı ifade etmek adına Avrupa Birliği Komisyonu'na heyet gönderme kararı alındı. İslam İş Birliği Teşkilatı bünyesindeki İslamofobi Gözlemevi'nin kapasitesinin genişletileceği açıklandı. Bir de BM’den (Birleşmiş Milletler) İslamofobi ile mücadele için özel raportör atanması istendi.

Sayın Fidan, sizin İslam dünyasında bir ilk olacak dediğiniz somut kararlar mı bunlar mı Allah aşkına? Heyet göndermek, raportör istemek, gözlemlemek, kınamak… Bunlar mı sonuç alıcı adımlar? Siz Müslümanların aklıyla alay mı ediyorsunuz? Temenni ve tavsiyeden öteye gitmeyen bu pasif yaklaşımların kafirler için caydırıcı olmayacağı açık değil mi? Sizin Kur’an’ı koruma anlayışınız bu mu? Artık kendinizi de Müslümanları da kandırmayı bırakın! Dönüp tarihe bir bakın. İslam halifeleri Kur’an’a nasıl değer vermişler, İslam’ın ve Müslümanların şerefini nasıl korumuşlar! Sultan Abdülhamit’in Osmanlı’nın “hasta adam” denilen döneminde Rasulullah’a hakaret piyesi düzenlemek isteyen Fransa’ya muamelesine bir bakın. Sultan’ın Fransa devlet başkanına hitabı şöyle bitiyor: “Ya o piyesi kaldırırsın ya da Paris sokaklarında duyacağın ilk ses ordumun ayak sesleri olur.” Abdülhamit’in bu mektubundan sonra hem Fransa’da hem de İngiltere’de Rasulullah’a hakaret piyesi yasaklanmıştır. İşte olağanüstü karar budur. İşte izzet budur. İşte Kuran’ı, Rasulullah’ı, İslam’ı korumak budur. 57 ülke liderinin tek bir halife etmediği Hilafetin önemi ve gücü işte budur.

Konuşmasının sonunda İİT’nın varlık amacına değinen Yıldırım sözlerini şöyle tamamladı: “Zaten bu yöneticiler Kur’an’ı savunmak konusunda samimi olsalardı, onu camilere ve vicdanlara hapsetmezlerdi. Onunla hükmederlerdi. Onu fikirlerinin ve siyasetlerinin kaynağı haline getirirlerdi. Böylece onu fiili olarak sevmiş ve korumuş olurlardı. Ancak onlar, sömürgeci kafirlerin ucuz koltuklar karşılığında kendilerine verdikleri rol gereği yine toplandılar, kınadılar ve dağıldılar. Çünkü İslam İşbirliği Teşkilatı gibi yapıların varlık amacı Müslümanların kalpleri kafirlere karşı öfkeyle dolduğunda büyük bir iş yapıyorlarmış gibi olağanüstü toplanmak ve süslü cümleler kurarak Müslümanların öfkesini yatıştırmaktır. En önemli görevleri ise arkasında korunulan ve savaşılan bir kalkan olan Hilafet düşüncesinden Müslümanları uzaklaştırmaktır.”

Konuşmanın tamamını toplantı videomuzdan izleyebilirsiniz.