ABD-İran Savaşı: Küfür Tek Millet, Müslümanlar Tek Ümmettir!
İbadetten Büyük Siyasi Değişime Uzanan Yolcuk; Zilhicce Ayı
Abdullah İmamoğluAbdullah İmamoğlu18 Mayıs 2026

İbadetten Büyük Siyasi Değişime Uzanan Yolcuk; Zilhicce Ayı

Oynat: İbadetten Büyük Siyasi Değişime Uzanan Yolcuk; Zilhicce Ayı
0:00

Bazı zamanlar vardır, İslâm şeriatının yüklediği anlamla diğer zaman dilimlerinden farklılık kazanır. İlahi bir lütufla diğerlerinden ayrılır. İşte Zilhicce ayı, nefis tezkiyesini, ümmet olma bilincini aynı zamanda da tarihî, siyasi değişimi bünyesinde barındıran müstesna bir zaman dilimidir. Zilhicce ayı genellikle sadece bireysel ibadetler, oruç ve kurban özelinde ele alınır. Halbuki Zilhicce ayı, sadece ferdi ibadetlere hasredilemeyecek kadar siyasi ve ümmet bilincini hatırlatan olayların vuku bulduğu bir aydır.

Evet Zilhicce ayı; sadece ferdî bir zikir ayı değil aynı zamanda coğrafyaları aşan bir vahdetin ve tarihin akışını değiştiren büyük bir değişimin adıdır. Bakıldığında bu ayın ilk on beş günü; manevi arınma ile başlayıp haccın getirdiği ümmet bilincine ve oradan da Akabe Biatleri ile tarihin akışına yön veren siyasi bir değişime uzanan muazzam bir yolculuğu hatırlatır.

Haydin o vakit, bu bereketli yolculuğa birlikte çıkalım

Manevi Yolculuğun İlk Durağı; İlk On Gün

Zilhicce ayının ilk on günü, Rabbimizin biz kulları için kapılarını sonuna kadar araladığı rahmet günleridir. Öyle ki Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, bu ayın ilk on gününün değerini şu ifadeleriyle müjdelemiştir:

[عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَا مِنْ أَيَّامٍ الْعَمَلُ الصَّالِحُ فِيهَا أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ مِنْ هَذِهِ الأَيَّامِ» يَعْنِي أَيَّامَ العَشْرِ، قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَلاَ الجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ؟ قَالَ: «وَلاَ الجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، إِلاَّ رَجُلٌ خَرَجَ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ فَلَمْ يَرْجِعْ مِنْ ذَلِكَ بِشَيْءٍ».] Kendisinde salih amel işlenen günlerin Allah’a en sevimli olanı, bu on gündür (Zilhicce’nin ilk on günüdür). Sahabe şaşırarak sorar: Ya Rasulullah! Allah yolunda yapılan cihat da bundan daha sevimli değildir? Efendimiz buyurur: Evet, cihat da değildir. Ancak canı ve malı ile cihada çıkıp şehit olan kimsenin cihadı müstesna. [Buhari]

Fecr Suresi’nde üzerine yemin edilen o on gece, gündüzlerini oruç, namaz, zikir, dua, infak, davet çalışmaları ile gecelerini ise ibadet, Kur’an tilaveti ve tefekkürü ile geçirmemiz gereken fırsat günleridir.

Hatta İbn Hacer el Askalani, Zilhicce’nin önemine dair şöyle demiştir:

Zilhicce’nin ilk on gününün faziletli kılınmasının sebebi, ibadetlerin temel unsurlarının bu günlerde bir araya toplanmış olmasıdır.

Sonraki Durak Hac İbadeti: Ümmetin Vahdeti

İlk on günün manevi hasadı, sonraki Zilhicce durağı olan Arafat’ta ve Kâbe’de ümmetin vahdetine dönüşür. Hac ibadeti; sömürgeci kâfirlerin çizdiği suni sınırların yok sayıldığı, milliyetçilik ve ırkçılık asabiyelerinin hor görüldüğü, müminlerin birbirine şefkat nazarıyla baktığı muazzam bir vahdet sahnesidir.

Asırlardır ümmetin arasına fitne tohumları ekmeye çalışan sömürgeci Batı’nın ve onlara hizmette kusur etmeyen yerel aktörlerin onca ayrıştırıcı çabalarına rağmen; Müslümanların dil, ırk ve renk ayrımı yapmaksızın sadece akidelerinin gereği olarak bu mukaddes beldede omuz omuza vermeleri, ümmetin vahdetinden rahatsız olan bütün kerih görücülere zımnen İslâm’ın değişmez şer’i bir hakikatini haykırır: Biz Müslümanlar tek bir ümmetiz! Hac ibadetinin her bir aşaması bizlere, siyasi ve ümmet bilincine dair sorumluluklarımızı hatırlatıyor. Örneğin;

Tavaf sırasındaki o dehşetli izdihamda yere düşen bir mümini, rengine ve milletine bakmaksızın akidemizin verdiği refleksle nasıl tutup kaldırıyorsak; bugün normal hayatta yere düşürülen, zulme uğrayan Suriyeli, Iraklı, Arakanlı, Doğu Türkistanlı ve Filistinli kardeşlerimize de aynı refleksle yardım elimizi uzatmak zorundayız.

Müzdelife’de ve Mina’da şeytan taşlarken (birbirimizi taşlamak yerine) nasıl ki tüm mezhebî, fikrî ve kavmî ihtilafları bir kenara bırakıp aynı düşmanı hedef alıyorsak; Hac bittikten sonra da büyük şeytan sömürgeci Batı ve Haçlı İttifak’ına karşı mücadelede aynı kararlılıkta olmalı ve tek bir saf halinde hareket etmeliyiz. Normal hayatta büyük şeytan Amerika’ya ve ekâbir başkanı Trump’a karşı dost ve müttefik olmamalıyız. İslâm’ın ezeli düşmanı olan sinsi İngilizlerle her türlü alâkayı kesmeliyiz. Gerek siyasi gerek ekonomik gerek askerî gerekse de her türlü ilişkilerde düşmana takınılması gereken tavrı takınmalıyız.

Müminleri Kâbe etrafında, Arafat’ta ve Müzdelife’de fiziken tek bir meydanda toplayan bu ibadet; paramparça edilmiş İslâm coğrafyasını tek bir sancak ve tek bir çatı altında toplayacak olan Râşidî Hilâfet Devleti’nin en güçlü hatırlatıcısı olmalıdır.

Zilhicce Yolculuğunda Son Durak: Akabe Biatleri ve İslâm Devleti’nin İkamesi

Tarihin akışını değiştiren, aradığı nusretin karşılık bulduğu Akabe Biati; Kurban Bayramı günlerine denk gelen Zilhicce’nin 11, 12 ve 13. günlerine (teşrik günlerine) tekabül eden gecelerde, Mina yakınlarındaki Akabe mevkiinde gizlice gerçekleştirilmiştir. Hatta Akabe’ye gelen sahabelerin, kaynak kitaplarımızda şöyle ifadelerine rastlamak mümkün:

[تَوَاعَدْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْعَقَبَةَ مِنْ أَوْسَطِ أَيَّامِ التَّشْرِيقِ] Rasulullah ile Akabe’de, teşrik günlerinin ortasında buluşmak üzere sözleştik. [ibn Hişam]

Mekke’nin en karanlık, baskının en yoğun olduğu dönemde, Medineli birkaç Müslüman teşrik günlerinin ortasında, Mina yakınlarındaki Akabe mevkiinde Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem ile gizlice buluştu. Birinci ve İkinci Akabe Biatleri, tam da bu kurban kesilen ve tekbir getirilen günlerin gecelerinde gerçekleşti. Teşrik günleri, sadece tekbirlerin yükseldiği günler değildi elbet. Aynı zamanda İslâm Devleti’nin temellerinin atıldığı günlerdir.

Bir avuç sahabe, gündüz haccın coşkusunu yaşarken gece yarısı sessizce Akabe’ye vardılar. Ve bu Akabe’ye gidişlerini o denli sessiz ve itina ile yaptılar ki; uyuyup kalanı uyandırmadılar, gecikeni beklemediler. Orada sadece dinî bir sözleşme yapılmadı; Medine İslâm Devleti’nin, ümmetin siyasi gücünün ve geleceğinin ilk askerî-siyasi ittifakı imzalandı. Bilindiği üzere ikinci Akabe Biati’nin bir diğer ismi de; Harp Biati’dir. İşte Allah Rasulü SallAllahu Aleyhi ve Sellem ve ashabı, o mübarek günlerin gölgesinde tarihin akışını değiştirecek devletin geleceğini inşa ediyordu.

Netice itibarıyla Zilhicce; sadece belirli ibadetlerin yerine getirildiği mübarek günlerden ibaret değildir. O, ümmete ibadetin hayattan kopuk olmadığını; takvanın, vahdetin ve siyasi iradenin aynı akidenin parçaları olduğunu öğreten büyük bir şuur mevsimidir. İlk on günde nefisleri arındıran ibadetler, Arafat’ta ümmeti tek bir safta buluşturur; teşrik günlerinde yükselen tekbirler ise Müslümanlara izzet, birlik ve hâkimiyet fikrini hatırlatır.

Bundan dolayı gerçek Zilhicce bilinci; günleri sadece ibadetlere hasretmek değil ibadetten ümmet bilincine, ümmet bilincinden ise yeryüzünde Allah’ın dinini hâkim kılacak bir siyasi iradenin idealine uzanan bu büyük sorumluluğu kuşanmaktır.

Teşrik günlerinde getirilen tekbirlerin Râşidî Hilâfet Devleti’nin fetih tekbirleriyle buluştuğu Zilhicce aylarına kavuşmak duasıyla…