
ŞİDDETİN GERÇEK FAİLİ
Son günlerde güvenin ve huzurun merkezi olması gereken okullarımızda yaşanan şiddet olayları artık münferit vakalar olarak görülemez olmuştur. Her geçen gün artan bu hadiseler, toplumun derinlerinde yatan büyük bir problemin dışa vurumudur. Evlatlarını güvenle okula gönderen ailelerin yüreğine korku düşmüş, eğitim yuvaları sorgulanır hâle gelmiştir. Görünen tablo sarsıcıdır; ancak asıl sorgulanması gereken, bu tabloyu ortaya çıkaran süreçtir. Bir çocuğun, en korunaklı olması gereken kurumlar içerisinde bile böylesine bir vahşete yönelinmesi, yalnızca bireysel sebeplerle açıklanamaz.
Güvenlik zafiyetleri, psikolojik sorunlar ya da travmalar elbette etkendir; fakat bunlar asıl sebep değil, birer sonuçtur. Asıl mesele; insanı sadece maddi başarıya odaklayan, kalbini ve ruhunu ihmal eden eğitim anlayışının hâkim olmasıdır. Bugün yürürlükte olan kapitalist sistem, bireyi çoğunlukla akademik başarı ve kariyer üzerinden tanımlamakta; fakat onun vicdanını, merhametini ve sorumluluk bilincini ihmal etmektedir. Oysa insan sadece zihinden ibaret değildir. Kalbi ihmal edilen bir neslin, doğruyu bulması beklenemez. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur:
“Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” [Ra’d Suresi, 28]
Bu ilahi hakikat, insanın iç dünyasının ihmal edilmesi hâlinde ortaya çıkacak boşluğu açıkça ortaya koymaktadır. Kalbi beslenmeyen bir gençlik; zamanla öfke, anlamsızlık ve yönsüzlük içerisinde savrulmaktadır. Peygamber Efendimiz (sav) de şöyle buyurmuştur:
“Dikkat edin! Bedende bir et parçası vardır; o iyi olursa bütün beden iyi olur, o bozulursa bütün beden bozulur. İşte o, kalptir.” [Buhârî, Müslim]
Bu ölçü bize şunu göstermektedir: Sorun sadece davranışlarda değil, o davranışları doğuran kalpte ve zihniyettedir. Bugün okullar, bilgi yükleyen ama Allah (svt) korkusu olmayan bireyleri yetiştiren kurumlara dönüşmüş durumdadır. Bu nedenle ortaya çıkan şiddet olayları bir sapma değil; yanlış temeller üzerine kurulu sistemin doğal sonucudur.
Şiddeti yalnızca dış etkenlere indirgemek, meseleyi basitleştirmektir. Elbette zararlı içerikler, bağımlılıklar ve yozlaşmış çevreler gençliği etkilemektedir. Ancak bunlara karşı; yasaklardan öte, güçlü İslam şahsiyeti ve sağlam bir inanç inşası elzemdir. Çünkü insanı kötülükten alıkoyan asıl güç, İslam 'dır, imandır, Allah (svt) korkusudur.
Bugün gençlerimizin en büyük problemi; anlam boşluğudur. Hayatın gayesini bilmeyen, sorumluluk bilinciyle yetişmeyen bir gençlik; geçici hazların peşinde koşarken içsel bir çöküş yaşamaktadır. Oysa gerçek huzur, insanın yaratılış gayesini idrak etmesiyle mümkündür. Bu yüzden yüzeysel tedbirler değil, köklü bir dönüşüm gerekmektedir. Eğitim; aile, okul ve toplumsal sistemin birlikte şekillendirdiği bir bütündür. Bu bütünlük içerisinde ahlakı ve sorumluluğu merkeze almayan hiçbir değişim kalıcı sonuç vermez.
Artık açıkça görülmektedir ki yaşanan bu kriz, yalnızca bir güvenlik meselesi değil; bir değer ve anlam krizidir. Bu kriz, insanı bir bütün olarak ele alan; aklı geliştirirken kalbi de inşa eden bir anlayışla aşılabilir.
Gerçek çözüm; insanı yaratanın ölçülerini merkeze alan bir düzenin yeniden tesis edilmesidir. Ahlakı, adaleti, merhameti ve sorumluluğu esas alan; eğitimden toplumsal hayata kadar her alanda vahyin rehberliğini esas alan bir sistem olmadan kalıcı bir iyileşme sağlanamaz. Bu nedenle mesele sadece eğitim reformu değil, bütüncül bir yeniden inşadır. Bu yeniden inşa ise, İslam’ın hayatın tamamını kuşatan nizamının hâkim kılınmasıyla mümkündür.
İşte bu noktada, nesillerimizin güven içinde yetişmesi, toplumun yeniden huzura kavuşması ve şiddetin gerçek anlamda son bulması; ancak İslam’ın hükümlerini hayata taşıyan ve ümmeti bir araya getiren Raşidî Hilâfet Devleti’nin yeniden kurulmasıyla mümkün olacaktır. Çünkü gerçek adalet, gerçek huzur ve gerçek güvenlik; ancak Allah’ın hükümlerinin hâkim olduğu bir düzende hayat bulur.

Başarılı Siyasi Nizam Vizyonu

Kanayan Coğrafya: Savaşlar ve Hilafetsiz Ümmet

Hürriyetin Bedeli: Özgürlük mü Kaos mu?

ŞİDDETİN GERÇEK FAİLİ

Biz O’ndan Başkasına Asla İlah Demeyiz

İslam Ümmetinin Küçük Kardeşi Filistin İdam Ediliyor

MEYDANLAR HAYKIRIRKEN KARAR VERİCİLERİN SESSİZLİĞİ



