Rahmet Mevsimi: Üç Aylar
22 Aralık 2025

Rahmet Mevsimi: Üç Aylar

İslam dininde zamanlar, taşıdıkları manevi değerler açısından farklı derecelere sahiptir. Bu zaman dilimlerinden biri de Müminler için bir rahmet, mağfiret ve bereket mevsimi olan Üç Aylardır. Recep, Şaban ve Ramazan aylarından oluşan bu mübarek dönem; kulların kendilerini gözden geçirmeleri, tövbe etmeleri ve Allah’a daha samimi bir şekilde yönelmeleri için büyük bir fırsattır. Recep ayı, haram aylardan biridir. Bu ay, manevî hazırlığın başlangıcıdır. Şaban ayı, kalbin arındırılması; Ramazan ayı ise rahmetin zirveye ulaştığı bir kulluk mevsimidir.

Recep ayı, Allah’ın rahmetine açılan bir kapı gibidir. Peygamber Efendimiz (sav) bu ayla ilgili şöyle dua etmiştir:

“Allah’ım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır." [Tirmizî, Deavât, 39]

Bu dua, Recep ve Şaban ayının Ramazan’a hazırlık açısından ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Recep ayı; tövbe, istiğfar ve nafile ibadetlerle kalbi yumuşatma ayıdır. Şaban ayı, amellerin Allah’a arz edildiği müstesna bir zamandır. Resûlullah (sav) bu ayda daha fazla oruç tutmuş ve sebebini şöyle açıklamıştır: “Şaban, insanların kıymetini bilmediği bir aydır. Ameller bu ayda âlemlerin Rabbine arz olunur. Amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.” [Müsned, V, 201; Nesâî, “Savm”, 70]

Ramazan ayı, Üç Ayların en kıymetlisi ve rahmet mevsiminin doruk noktasıdır. Yüce Allah bu ayı Kur’an-ı Kerim’de şöyle tanımlar:

“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır." [Bakara Suresi, 185]

Ramazan; oruç, Kur’an, teravih, sadaka ve infak ayıdır. Peygamber Efendimiz (sav), Ramazan’ın faziletini şu sözlerle ifade etmiştir:

“Ramazan geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” [Buhârî, Savm, 5; Müslim, Sıyâm, 1]

Selman-ı Fârisî (ra), Peygamber Efendimizden (sav) naklettiği bir hutbede Resûlullah’ın şöyle buyurduğunu haber vermektedir:

“Ey insanlar! Büyük ve mübarek bir ay size yaklaştı. Bu ayda bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah bu ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde ise nafile ibadetleri meşru kılmıştır."

Bu ayda yapılan her hayır, diğer aylarda yapılan farzlar gibi sevap kazandırır; bu ayda bir farzı eda etmek ise başka aylarda yetmiş farz sevabına denktir. Bu ay sabır, ibadet ve yardımlaşma ayıdır. Kim bu ayda oruçlu bir mü’mine iftar ettirirse, bu davranışı günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına vesile olur; üstelik oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez. Allah Teâlâ bu sevabı bir hurma, bir yudum su veya bir yudum süt ile iftar ettirene de verir. Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise Cehennemden kurtuluştur. Bu ayda Allah’tan mağfiret dilemeye, Cenneti istemeye ve Cehennemden O’na sığınmaya devam ediniz. Kim bir oruçluya su ikram ederse, Allah da ona mahşerde benim havuzumdan içirecek ve Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çektirmeyecektir.”

Peygamber Efendimizin hutbesinde geçtiği gibi, bu ayda yapılan ibadetler kat kat sevapla karşılık bulur. Özellikle Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlı kılınarak bu ayın değerini daha da artırmıştır. Üç Aylar, sadece belli gecelerde ibadet edilen bir zaman dilimi değil; hayatımızı gözden geçirme, nefsimizi muhasebe etme, günahlarımızdan tövbe etme ve Allah ile bağımızı güçlendirme fırsatıdır. Özellikle üç aylarda Allah Subhânehu ve Teâlâ, Müslümanları yalnızca ibadet sevabı ile değil, aynı zamanda maddî ve siyasî kazanımlarla da rızıklandırmıştır. Tarih bunun açık örnekleriyle doludur: Bedir Zaferi ve Mekke’nin Fethi Ramazan ayında gerçekleşmiş, Ümmetin kaderini değiştiren bu fetihler İslam’ın yeryüzünde kökleşmesine vesile olmuştur. Yine Tebük Seferi Recep ayında yapılmış, Kudüs Recep ayında fethedilmiş, Aynicâlût Zaferi Ramazan’da İslam dünyasını Moğol tehdidinden kurtarmıştır. Bu örnekler göstermektedir ki bu mübarek aylar, Müslümanların yalnızca ibadetle içe kapandığı değil; Peygamber Efendimizin (sav) müjdelerini ve Allah’ın vaadini hatırlayarak birlik, gayret ve mücadeleyle geçtiği zamanlardır.

Bugün Ümmetin içinde bulunduğu durumdan kurtuluşu da bu bilinçle daha çok çalışmaktan ve sorumluluk almaktan geçmektedir. Bu mübarek zaman dilimini gafletle değil, bilinçle değerlendirenler için büyük manevi kazançlar vardır. Unutulmamalıdır ki rahmet mevsimleri geçicidir; önemli olan bu zamanları kalıcı kulluk bilincine dönüştürebilmektir.

Sena Taşpınar