Müslümanın Duruşu
26 Ocak 2026

Müslümanın Duruşu

Yaşadığımız bu devirde bizleri durduran, bağlı kılan, robotlaştıran, miskinleştiren bir döngünün içine hapsedilmeye çalışılıyoruz. Gerek dünyevi meşgaleler gerekse süregelen uğraşlarımızdaki pasiflik, büyük oranda farkına vardığımız kaybımızdır. Asli imtihanımıza karşı duyarlılığımız zedelenmektedir. Kesintisiz devam eden “yetişme”, “ulaşma” gibi olgular, en temelde psikolojik; devamında ise fiziksel bir yıpratmadan başka bir şey değildir.

Peki, biz yani eşref-i mahlûkat olan insan gerçekten bu kadar mıyız?

Bir gün Sahabe-i Kiramdan biri, Peygamber Efendimize (sav):

“Bana İslam ile ilgili öyle bir şey söyle ki, başka kimseye soru sormama gerek kalmasın.” dedi. Bunun üzerine Allah Resûlü (sav) şöyle buyurdu:

“Allah’a iman ettim de, sonra dosdoğru ol.” [Müslim, İman, 62; İbn Hanbel, III, 413]

Peygamber Efendimiz (sav), bu kavliyle gerekli olan hasleti net bir şekilde açıklamıştır. Müslüman, yerinde sayan değil;

“Ey iman edenler! Size ne oldu ki, ‘Allah yolunda mücadele edin.’ denildiğinde yerinize çakılıp kaldınız? Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz?” (Tevbe, 9/38)

ayet-i kerîmesine iltihak etmemek uğruna, “Gayret bizden, takdir Allah’tandır.” şuuru ile mücadele edendir.

Müslüman, örnek aldığı Resûl’ün sünnetine göre: “Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz yine de bu davadan vazgeçmem.” kararlılığıyla tüm zorluklara göğüs geren, dimdik duran kimsedir; durup kalan değildir. Müslümanın bir duruşu vardır. Bu duruş, çaresizmiş gibi güç sahiplerinden medet umarak değil; zalime ve şürekâsına karşı mazlumun safında yer alan bir duruştur.

Açıklık getirmenin tam sırası… Biz Müslümanlar olarak her zaman ümitvar olacağız. Bir köşede oturup sızlanacak hâlimiz yok. “Elhamdülillah ala külli hâl” der, işimize bakarız. Doğan her güneşle göğsümüzdeki direniş tazelenir. Çünkü kurulacak ilahî düzen için çalışmaktan mesulüz; yenilmesi mukadder kâfir topluluğuna ise hasımız. Ye’se düşmek bize yakışmaz!

İşte Yüce Rabbimiz şöyle müjdeliyor:

“Şüphesiz, ‘Rabbimiz Allah’tır.’ deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur; onlar asla üzülmeyeceklerdir.” [Ahkâf, 46/13]

Ebrar Sultan Özdoğan