
HİLÂFET BİZE ÇOK YAKIŞACAK
Malûmunuz dün ülkenin dört bir yanında 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları yapıldı. Sosyal medyada da cumhuriyet güzellemelerini okuduk: “Cumhuriyet ilim ve ahlâkın, adalet ve faziletin iktidarıdır. Cumhuriyet fazilettir. Cumhuriyet haktır, hukuktur. Cumhuriyet kadın ve çocuk haklarıdır. Cumhuriyet insanca yaşamdır.” (!!!) vesaire. Bursa’da da belediye, reklam panolarına “Cumhuriyet bize çok yakışıyor.” afişlerini asmıştı.
Peki, bu gerçekten böyle mi? Cumhuriyetle insanlarımızın ahlâkı güzelleşti mi? Cumhuriyet adaleti tesis edebildi mi? Halk yargıya güveniyor mu? Çocuklarımızın, gençlerimizin ahvali iyi mi yoksa bozuldular mı? İşçinin, emeklinin hakkı-hukuku gözetiliyor mu? Allah’ın hükümlerine değil de halkın egemenliğine dayanan cumhuriyet yönetimi Müslümanlara yakışıyor mu? 103 yıldır cumhuriyetle geldiğimiz noktaya objektif bir şekilde bakabilen gözler bunun hiç de öyle olmadığını görecektir.
Evvela yadsınamaz bir gerçektir ki Türkiye’de acayip bir sosyal çürüme var. Sosyal çürüme ya da toplumsal çözülme dediğimiz olgu, ahlâki ve etik değerlerin zayıflaması, insanlar arasında güvenin azalması, empati eksikliği gibi durumlardır. Şiddetin sıradanlaşması, liyakatsizlik, adam kayırma, devlet malını çalma-çırpma, aşırı bireyselleşme ve maddiyatçılık sosyal çürümenin bazı göstergeleridir. Hiç kimse “bu sayılanlar bizde yok” diyemez. Halihazırda zaten bunlardan şikayetçiyiz.
İkincisi, Türkiye’de yargıya ve adalet sistemine güven oranları oldukça düşüktür. Gündemar Araştırma’nın yaptığı ankette (Mart 2026) “Yargıya ne kadar güveniyorsunuz?” sorusuna “güveniyorum” cevabını verenlerin oranı yüzde 36, “güvenmiyorum” diyenlerin oranı ise yüzde 50 seviyesindedir. Adalet Bakanlığı istatistiklerinin uzun vadeli değerlendirmelerine göre Türkiye genelinde genel suç oranlarının, ceza mahkemelerine gelen dosya sayılarının ve kasten yaralama gibi şiddet suçlarının yıllar içerisinde katlanarak arttığı vurgulanmaktadır. Çocuk ve gençlerin suça sürüklenme oranlarında da ciddi artışlar söz konusudur. 2020 verileri, sadece 15-17 yaş grubunda hırsızlık, yaralama ve uyuşturucu suçlarından dolayı yaklaşık 8 bin 500 gencin ceza evine girdiğini göstermektedir. Ceza evlerinin hükümlü kapasitesi ise çoktan sınırlarını aşmıştır. Kapasite sorununun çözümü için yeni ceza evlerinin yapılması sorunu çözememiştir. Bir yönetim sistemi düşünün ki suçları engelleyemiyor ve yeni ceza evleri inşa ediyor! Siz bu sistemin başarılı olduğunu, insanları ıslah ettiğini, onlara yakıştığını düşünür müsünüz?
Sadi Şirazi’ye ithaf edilen “Hükümdar yol vermezse eşkıya kervan basamaz.” diye bir söz vardır. Bu söz, devletin veya yöneticinin bilgisi, izni, ihmali ya da göz yumması olmadan büyük çaplı haksızlıkların, soygunların veya yolsuzlukların gerçekleşemeyeceğini ifade eder. Peki, Türkiye’de bu kadar haksızlığa, yolsuzluğa, bozulmaya göz yumuluyorsa, devletin rejimi cumhuriyetin faziletinden bahsedilebilir mi?
Uyuşturucunun, alkolün gençlerimize ulaşmasına göz yuman bu sistem değil midir? Batılı kâfirlerin kültürünü çocuklarımıza empoze eden, onları İslâm’a yabancılaştıran bu eğitim sistemi değil midir? Bu kadar boşanma oranı insanlar arasında hangi yüzyılda görülmüştür? Rabbimiz “Bir toplum kendinde olanı değiştirmedikçe, Allah onların hâlini değiştirmez.” buyuruyor. (Ra’d, 11) Toplum sadece insanlardan oluşmaz. O insanlara yön veren fikirler, duygular ve üzerlerine tatbik edilen nizamdan oluşur.
Ve Rabbimiz başka ayetinde “Allah kâfirlere, Müslümanlar üzerine bir yol vermez.” buyuruyor. (Nisa, 141) Dolayısıyla kâfirlerin ve yönetimlerinin Müslümanlar üzerinde söz sahibi olma hakkı yoktur. Onların din ve dünya görüşünü benimsemek, onların emrettiklerini Allah’ın rızasına uymasa bile yerine getirmek onlara itaat etmek demektir. Türkiye, yönetim biçimi olarak cumhuriyeti ve yönetim sistemi olarak demokrasiyi benimsemiştir. Bunlar kâfirlerin yönetimleridir. Bu sebepten biz Müslümanlara cumhuriyet hiç mi hiç yakışmıyor. Fakat Allah’ın hükümlerini üzerimize tatbik edecek olan Hilâfet, bize çok yakışacak.

Aksa'da Üçüncü Yıl

Siz Yeryüzünde Allah’ın Şahitlerisiniz

HER ŞEYİ KONUŞUYORUZ, ASIL MESELEYİ KONUŞMUYORUZ

HİLÂFET BİZE ÇOK YAKIŞACAK

Asıl İstenmeyen Kişiler Sizlersiniz!



