
Siz Yeryüzünde Allah’ın Şahitlerisiniz
Allah Rasulü'nün (sav) ‘’Siz yeryüzünde Allah’ın şahitlerisiniz’’ hadisinde kastedilen öyle olduklarını iddia eden kimseler değildir. Burada kastedilen Allah’ın dininin şahitleri olarak dolaşanlardır. Ne zulmederler ne de zulme sessiz kalırlar. Şahitliklerini övgü elde etmek için veya dünyevi menfaat elde etmek için yapmazlar. Amellerine riya karıştırmazlar. Zaten niyetleri dünyevi menfaat olmadığı için insanların kendisini İslam yolunda övmesini veya yermesini umursamazlar. Çünkü bu konu ne rızkı değiştirir ne de eceli.
Allah’ın şahitleri ümit konusunda ise Allah’a karşı hüsnü zan beslerler. Çünkü Allah’tan ümit kesmek günahların artmasına sebep olur. Aynı zamanda Rabbimiz sevabın ameller karşılığında elde edilebileceğini bildirerek insanı salih ameller işlemeye teşvik etmiştir. Aldananlar ise az miktardaki amellere güvenerek rahatlayan veya ‘’nasıl olsa Allah affeder’’ diyerek günahı basit görenlerdir.
‘’İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki vücutlarının üzerindeki elbiselerinin yıprandığı gibi adamların kalplerindeki Kur’an yıpranacaktır. O zaman bütün amellerini içinde korku olmayan umuda bağlarlar. Birileri iyilik yaparsa Allah benden kabul eder diye düşünür. Günah işlerse Allah beni bağışlar diye düşünür.’’ (Tirmizî)
Tıpkı daha önce İsrailoğullarının yaptıkları gibi…
‘’Onların ardından da (ayetleri tahrif karşılığında) şu değersiz dünya malını alıp nasıl olsa bağışlanacağız, diyerek Kitab’a varis olan birtakım kötü kimseler geldi. Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Peki, Kitap’ta Allah hakkında gerçekten başka bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan söz alınmamış mıydı ve onlar Kitap’takini okumamışlar mıydı? Ahiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hala aklınız ermiyor mu?” (A’raf 169)
Beşerî hevanın hüküm sürdüğü bunca kötülüğün arasında, yaşadığımız, işittiğimiz veya tanık olduğumuz haramların, zulümlerin bizi yıpratmaması mümkün değildir. Öyleyse İslami bakış açımızı ve alacağımız doğru tavırları incelersek yolumuza sağlıklı bir şekilde devam edebiliriz. Bu yüzden bazı şeyleri fark etmemiz lazım.
Öncelikle Rabbimizin hidayet yolu herkes için berraktır. Dileyen bu yolda ilerleyebilir. İnsan hakka karşı direnmediğinde, zihni İslam’a ikna olduğunda, söyledikleri ile yaptıkları aynı çizgide olduğunda, yani Allah’ın kulu olarak değişmeye karar verdikten sonra bildiği haram alışkanlıklar ile arasına sınır koyduğunda ve bunlara dönmediğinde, küfür atmosferinin döngüsünden çıkar. İlk olarak bu öyle basite alınacak bir konu değildir. İnsan ciddi bir şekilde ne kazanacağını ve ne kaybedeceğini iyi düşünmelidir. Alışkanlıklarını, konfor alanını fikri kalkınmanın önüne geçirmemelidir. Yoksa bu konu uzar. Sonunda işin ucu hakikati bastırmaya kadar gidebilir. Çünkü insanın zihninin kabul ettiği bir şeyi amelleri takip etmediğinde rahatsızlık duyar, içi huzursuz olur. Bildiği doğruları yapmamanın yükü altında ezilir. Oysa baştan iman, amel ve İslami duygularla aynı anda yol aldığında İslami değişim zorlayıcı olmaktan çıkar. Zaten İslam’ın özünde de iman ve şer’i hükümlere teslimiyet birlikte olmalıdır.
İkinci olarak ‘’vakar’’, insanların bizi övmelerinin ve yermelerinin bizdeki karşılığı, ‘’ümit’’ ve ‘’aldanma’’ arasındaki fark, insanların yaptığı hatalardan dolayı onlardan uzaklaşma veya uzlete çekilme eğilimi, rızık, ecel üstünlük, istikbal vb. konuları doğru tespit etmeliyiz ve İslam’ın bu konudaki hükümlerini kesinlikle öğrenmeliyiz. Ayrıca hiç günah işlemeden Allah’ın tüm haklarını yerine getirsek dahi amellerimiz Rabbimizin nimetlerinden ve O’ndan istediğimiz şeylerden daha değerli değildir. Bu konuda aldanmamak için endişelenmek gerek. Ne salih amellerimizin kabul edileceğinin garantisi vardır ne de günahlarımızın affedileceğinin. Kötülüğü ve kötü ortamı İslam’ın öngördüğü şekilde engellemek gerekir. O zaman günümüzdeki liderlerin iyilik ve merhametten yoksun, göğsünde kalp yerine taş taşıyan, yeryüzüne bozgunculuk yayan hasta zihniyetler zelil olacaktır. Çünkü eninde sonunda hakkın şahitliğini yapanlar üstün gelecektir.
‘’Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.’’ (Al-i İmran 139)

Anneler, Toplanın! Hayati Bir Mesele Var

Zalim İyimserlik

Yeri Dolmayan Boşluk: İtminân

GÖLGESİ VAR, KENDİSİ YOK!

Siz Yeryüzünde Allah’ın Şahitlerisiniz

HER ŞEYİ KONUŞUYORUZ, ASIL MESELEYİ KONUŞMUYORUZ

YALAN, TALAN VE HÜSRAN=KAPİTALİZM

Fıtrattan Kopuşun Faturası

