
BOZULAN DÜZENİN İÇİNDEN DİRİLEN GENÇLİK!
Henüz ömrünün baharındaki gençlerin katil olması, internet bağımlılığına sürüklenmesi, elinde alkol ve uyuşturucu maddelerle taşkınlık yapması; haramı özgürlük, edepsizliği cesaret olarak görmesi artık kimseyi şaşırtmamaktadır. Özellikle son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırıları, anne babaların ve toplumun temel taşı olan aile yapısının ne denli bozulduğunu yeniden gözler önüne sermiştir. Bu olaylar her ne kadar gençlerin davranışlarındaki bozukluk olarak yorumlansa da aslında bozulma, toplumun tamamını kapsamaktadır. Yüzyıldır laiklik dayatmasıyla İslam’dan koparılan Müslüman ümmet, Allah (svt) ile olan bağını, kendisiyle olan bağını ve toplumla olan bağını kurarken ciddi bir bocalama yaşamaktadır. Hak ile batılın birbirine karıştırıldığı, haramın süslenerek normalleştirildiği bir çağda yaşıyoruz. Kapitalist düzen, insanı yalnızca tüketen bir varlığa indirgemek isterken kalpleri dünyaya bağlamakta ve ahireti unutturmaktadır.
Ancak bütün bu kuşatmaya ve kalplerin zaman zaman kararmasına rağmen istikametini kaybetmeyen bir gençlik vardır. Bu gençlik, Allah’a(svt) kulluğu hayatının merkezine alan, harama karşı mesafesini koruyan ve Rabbine olan bağlılığını her şartta muhafaza eden, Ümmetin bağrında yetişen ve umutları yeşerten bir gençliktir. Bu gençler, kalabalıklar içinde hakkı haykırmayı göze alan bireylerdir. Yanlışın alkışlandığı ortamlarda, doğruyu savunmaktan çekinmezler. Dünyalık menfaatlere değil, Rablerinin emirlerine kulak verirler. Gözlerini haramdan sakınırlar, dillerini yalandan uzak tutarlar ve kalplerini imanla diri tutarlar. Bu duruş kolay bir tercih değildir; ancak onlar asıl kazancın dünya değil ahiret olduğunu bilmektedirler. Rabbimiz, bu istikamet üzere olan gençleri Kur’an’da şöyle müjdelemektedir: “Onlar, Rablerine iman eden gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini artırdık.” (Kehf, 13) Bu ayet, gençliğin imanla yüceldiğini ve Allah’ın (svt) hidayetine mazhar olanlar için yaşın değil, duruşun önemli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Peygamberimiz (sav) bu gençliğin değerini şöyle bildirmektedir: “Yedi sınıf insan vardır ki, Allah onları kendi gölgesinden başka gölge olmayan günde arşının gölgesinde gölgelendirecektir. Bunlardan biri de Rabbine ibadet ederek yetişen gençtir.” [Buhârî, Müslim]
Bugün bu müjdeye talip olan gençler vardır. Bu gençler, gösterişten uzak bir şekilde samimiyetle ibadet ederler, geçici heveslerin peşinden değil, Sünnetin izinden giderler. Dünyalık zevkler uğruna ebedî hayatlarını feda etmezler. Bu diriliş ruhu, tarihte eşsiz örneklerle kendini göstermiştir. Henüz genç yaşında İslam’ı kabul eden Mus‘ab bin Umeyr, Mekke’nin en zengin ve en itibarlı gençlerinden biriydi. İman ettikten sonra bütün servetini, rahatını ve ailesinin sunduğu imkânları geride bıraktı. Rasulullah’a (sav) destek olmak için Medine’ye gönderildi ve orada İslam’ın yayılmasına vesile oldu. Uhud günü ise elinde sancakla son nefesine kadar mücadele etti ve şehit düştüğünde onu örtecek bir kefen dahi bulunamadı. İşte bu, imanla yoğrulmuş bir gençliğin nasıl bir fedakârlık gösterebileceğinin en açık delilidir. Bu gençlik, karanlığın ortasında birer nur ve bozulmuş düzenin içinde birer diriliş vesilesidir. Umut, bu gençliktedir. Her biri İslam davasının taşıyıcısı ve hakikatin şahididir. Bugün isimleri farklı olsa da Erkam, Ali, Musab, Talha ve Umeyr gibi İslam davasını dert edinen gençler hâlâ vardır. Rasulullah Efendimizle (sav) birlikte İslam’ın ilk neferleri olan o gençler nasıl bir dirilişin öncüsü olduysa, bugünün gençleri de aynı şuurla Allah yolunda yürümektedir. İslam’ın ilk yıllarında umut gençlerdeydi. Hilâfet varken ve yıkılmadan önce Çanakkale’de de umut yine gençlerdeydi. Allah’a (svt) gereği gibi kul olmak ve Rasulullah’ın (sav) sünnetine uymak için yarışan bu gençlik, her zaman ümmetin haklı gururu olmuştur.
Ümmetin umudu ve gururu olan bu gençlik sayıca az olabilir; ancak nice kalabalıklara üstün gelecek bir imana sahiptir. Çünkü onlar, Allah’ın(svt) rızasını her şeyin üstünde tutan ve ahireti hedefleyen bir nesildir. Allah (svt) için dimdik duran bir avuç genç, yönünü kaybetmiş kalabalıklara öncülük edecektir. İmanlı gençliğin sağlam imanı, kararlı duruş ve sahih bilinci; İslam’ın hayatın her alanında yeniden hâkim kılınmasının önünü açacaktır. Bu bilinçle yetişen bir nesil, adaletin, merhametin ve hakkın yeryüzünde yeniden tesis edilmesine liderlik edecektir.
Sonuç olarak bu gençlik, sadece bugünün umudu değil, yarının nizamını kuracak olan nesildir. Bu neslin gayreti ve Allah’ın yardımıyla İslam’ın izzeti yeniden yükselecek ve ikinci Hilâfet Devleti’nin yeniden inşa edilmesi bu gençlerin eliyle gerçekleşecektir.

Başarılı Siyasi Nizam Vizyonu

BOZULAN DÜZENİN İÇİNDEN DİRİLEN GENÇLİK!

Hürriyetin Bedeli: Özgürlük mü Kaos mu?

BOZULAN DÜZENİN İÇİNDEN DİRİLEN GENÇLİK!

Ahlakın Ötesinde: Toplumsal Kurtuluşun Tam Reçetesi

ŞİDDETİN GERÇEK FAİLİ

Biz O’ndan Başkasına Asla İlah Demeyiz



