
Biz O’ndan Başkasına Asla İlah Demeyiz
Ashab-ı Kehf’in ne kendilerini yönlendirenleri ne peygamberleri ne de alimleri vardı. İçinde bulundukları sapık toplumda herkes devletin putlarına tapıyordu. Ancak onlar aklederek bir ilah olabileceği sonucuna ulaştılar ve “Biz O’ndan başkasına asla ilah demeyiz” dediler.
Hidayeti arayana, Allah’ın hidayet kapıları sonuna kadar açıktır. Nasıl ki küfrü tercih edene Peygamberin varlığı hidayetin garantisi değilse, İslam’ı bir hayat nizamı olarak benimseyen Müslümanları da küfrün hakimiyeti yolundan alıkoyamaz.
Bugün Ümmetin başındaki işbirlikçi yöneticiler sömürgeci batının laik kimliğini model almış durumdadır. Bu kimlikte ne İslam’ın tarihine ne diline ne de kültürüne rastlamak mümkündür. Aksine İslam’a dair ne varsa, Ümmetle mücadeleye girişilerek İslam teşriiden kaldırılmıştır. Bu gerçeği akılda tutmak çok önemli çünkü başımızdaki yöneticilerin, sömürgeci güçlerin saldırılarına karşı neden Müslümanların yanında yer almadıklarını, onları koruyup kollamadıklarını açıkça ortaya koyuyor. Öte yandan ise Müslümanların batıl bir ideolojiyi benimseyip kimlik haline getirmediklerini de gösteriyor. Tıpkı Ashab-ı Kehf’in dediği gibi “Biz O’ndan başkasına asla ilah demeyiz.”
Devletin kimliği ile Ümmetin kimliğinin tamamen ayrıştığı bir toplumda, edilgen değil etken bir Ümmet olabilmek için öncelikle Raşid-i Hilafetin kurulması için çalışmak gerekir. Çünkü Raşid-i Hilafetin kimliği İslam’dır. Nasıl ki Ashab-ı Kehf, dönemin zalim yöneticileri tarafından suçlu azınlık olarak görülmüşse, bugün de Ümmet kendisine ait olan beldelerde sömürgeci zihniyetin bir neticesi olarak yabancı ve suçlu muamelesi görmektedir. Çünkü kafirler isterler ki zamanla Müslümanlar İslam’ı terk etsinler, batının kimliğine bürünsünler, kapitalizmin düşünce ve değerlerini benimsesinler. En azından kendi öz kimliklerinden habersiz cahil kalsınlar, kendi dinlerine yabancı olsunlar. Fakir bir hayatla, geçim derdiyle boğuşsunlar. Bütün gün metropolde sürünüp dursunlar. Modern zamanda, teknoloji çağında ama primitif, köleleştirilmiş bir zihniyetle hayata bakarak!
Ancak galip gelecek olan, kâfirlerin kurduğu tuzaklar değil, Rabbimizin emridir. Kâfirler ”reel’’ politikalarını değiştirerek, ”özgürlük”, ”bağımsızlık’’, ”demokrasi’’ söylemlerinin yerini, soykırıma, bombalara, füzelere bırakmış olsa dahi, bu hakikati değiştirmez. Tüm zalim güçlere rağmen hidayeti bulmuş olmak başlı başına bir zaferdir. Bunun ötesinde ise Allah’ın izniyle İslam Ümmeti kapitalizmi yıkacak ve yerine İslam’ı hâkim kılacak fikre ve güce sahiptir. Yıllardır İslami davayı taşıyanlarımız var. Bu yolda kimileri canını verdi, kimileri ise hala beklemekte. Ve her geçen gün Allah’ın razı olduğu bir hayata doğru birlikte ilerlenmekte.
“Onların kalplerini metin kıldık. O yiğitler (o yerin hükümdarı karşısında) ayağa kalkarak dediler ki: ‘’ Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz O’ndan başkasına asla ilah demeyiz; yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz.” [Kehf 14]

Başarılı Siyasi Nizam Vizyonu

ALLAH BİZDEN DE SİZDEN DE KABUL ETSİN!

Kanayan Coğrafya: Savaşlar ve Hilafetsiz Ümmet

Biz O’ndan Başkasına Asla İlah Demeyiz

İslam Ümmetinin Küçük Kardeşi Filistin İdam Ediliyor

MEYDANLAR HAYKIRIRKEN KARAR VERİCİLERİN SESSİZLİĞİ

Hürriyetin Bedeli: Özgürlük mü Kaos mu?



