
Bugün İslam ümmeti bir ev gibi… Ama çatısı yok, kapısı kırık, duvarları dağınık.
Çünkü başımız yok. Peygamberimiz (sav) vefat ettiğinde Sahabenin yaptığı ilk iş, bize çok derin bir hakikati öğretmiştir. Acıları taptazeydi, yürekleri yanıyordu. Ama buna rağmen Resulullah’ı (sav) defnetmeden önce Ümmetin başını seçtiler. Çünkü biliyorlardı ki bir lider olmadan Ümmet ayakta duramaz. O gün Sahabe şunu çok net ortaya koydu: İslam sadece namazdan ve oruçtan ibaret değildir. İslam, aynı zamanda birliktir, düzeni ayakta tutan bir nizamdır.
Allah (svt) Kur’an’da şöyle buyuruyor: “Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve sizden olan yöneticilere de (ulü’l emre) itaat edin." [Nisa 59]
Demek ki Müslümanların bir yöneticisi, bir lideri olmalı. Bu ayet açık ve net bir şekilde bize şunu söylüyor: İslam’da başsızlık yoktur. İslam'ın başı, emir sultası, yönetimi kuşkusuz Hilafettir. Hilafet, Ümmeti tek çatıda toplaya(cak)n tek kurumdur. Halifelik makamı ise Ümmetin sorumluluğunu omuzlarında taşıyan Allah katında sevabı büyük, vebali çok, kıymeti paha biçilmez bir makamdır. Sahabe için de bu görev, ateşten bir gömlek gibiydi. Hz. Ömer (ra) halife olduğunda bu sorumluluğu iliklerine kadar hissetti. Bir gün minbere çıkıp şöyle dedi:
“Fırat’ın kıyısında bir koyun kaybolsa, Allah onun hesabını Ömer’den sorar.” Bu söz, onun kendisini sadece Medine’nin değil, bütün Ümmetin sorumlusu olarak gördüğünü gösteriyordu. Bu yüzden adaletle hükmetti, gece gündüz halkını düşündü, yetimlerin babası oldu, mazlumun sesi oldu.
Peygamberimiz (sav) de buyuruyor ki: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz.” (Buhari) Hz. Ömer de işte bu hadisi hayatıyla gösterdi. Onunla birlikte diğer halifeler de böyle yaptı. Onlar için liderlik sorumluluktu, adaletti ve Ümmeti her daim korumaktı. Müslüman dahi olmasa mazlumun feryadını karşılıksız bırakmamaktı.
Hilafet sancağı Ümmeti birleştirmişti. Ümmet bir olduğunda güçlüydü. Sahabe, halifenin etrafında kenetlenmişti. Çünkü birlik vardı, kardeşlik vardı. Ayrılık yoktu, “benim fikrim, senin fikrin” kavgası yoktu. Allah da buyuruyor ki: “Hep birlikte Allah’ın ipine (İslam’a) sarılın, ayrılığa düşmeyin.” [Âl-i İmran 123]
Bir halife varken bu ayetin manası hayata geçiyordu. Ümmet dağılmıyordu, bir arada duruyordu. Bugün geriye dönüp baktığımızda, halifelik makamının kaldırıldığı günden bu yana geçen zaman bize acı ama gerçek bir tablo gösterdi. Bir ümmetin başı yoksa onu bir arada tutan bağlar zamanla yok olur. Bizler 1924’ten beri bir çok şeye şahitlik ettik: Kardeşin kardeşe düşman olduğuna, mazlumların sahipsizliğine, ahlakın çöktüğüne, gençlerin savrulduğuna, adaletin zayıfladığına, İslam coğrafyasının ise ortak bir çatıdan mahrum bırakıldığı bir döneme şahitlik ettik. O gün Sahabe, Peygamberimiz’i (sav) defnetmeden önce halifeyi seçerek bize “birliğin liderle korunacağını” gösterdi. Bugün ise liderin yokluğu, birliğin ne kadar hayati olduğunu daha gür bir sesle hatırlatıyor.
Ümmetin başsız kalması bizlere şunu öğretti: Lidersiz düzen olmaz, birlik olmaz, koruma olmaz. Ama bizlerin umudu diri. Çünkü Allah’ın vaadi var: “Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, Allah’da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlamlaştırır.” (Muhammed 7)
Bu Ümmetin yeniden bir başa, bir çatıda toplanmaya, birbirini korumaya ihtiyacı var. Bugün dağınık olabiliriz ama umutsuz değiliz. Çünkü Sahabe nasıl birlik olduysa, biz de olabiliriz. Yeter ki tarafımız belli, adımlarımız sağlam olsun.
Bu Ümmet bir gün kıyama durur. Çünkü Allah'ın vaadi, Rasulullah'ın müjdesi bizimle.
Nurhayat Kaya





