
ARAFAT, TARİHİN İZLERİ VE ÜMMETİN DİRİLİŞ YOLU
Davet Ateşini, Ümmet Birliğini ve İslam’ın Büyük İdealini Canlı Tutmak
Kurban Bayramı’nın ardından Müslümanların hayatı yavaş yavaş eski ritmine dönmeye başlar. Tekbir sesleri azalır, teşrik günleri sona erer, kurbanlar kesilir ve milyonlarca hacı Arafat’tan ayrılarak ibadetlerinin diğer aşamalarına yönelir. Ancak İslam’ı yalnızca bir ritüel değil, bir hayat nizamı olarak görenler için Kurban Bayramı geride sadece hatıra bırakmaz; Ümmetin hali, iman ve mücadele sorumluluğu üzerine derin dersler de bırakır. Bu derslerin en büyüğü Arafat’tadır. Arafat yalnızca manevi bir buluşma değildir. O, Allah’ın (svt) ümmeti nasıl görmek istediğinin canlı bir tablosudur: Millet, dil, renk ve sosyal statü farklılıklarını aşan bir birlik.
Dünyanın dört bir yanından gelen insanlar aynı kıbleye yönelir, aynı duayı taşır ve aynı telbiyeyi dillendirir:
لَبَّيْكَ اللَّهُمَّ لَبَّيْكَ، لَبَّيْكَ لَا شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ، إِنَّ الْحَمْدَ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْكُ، لَا شَرِيكَ لَكَ "Allah’ım! Buyur, emrine geldim. Senin hiçbir ortağın yoktur. Hamd, nimet ve mülk yalnızca Sana aittir."
Bu manzara, İslam ümmetinin birlik potansiyelinin bir hayal olmadığını göstermektedir. Çünkü ümmet aynı akideye, aynı kitaba ve aynı Peygamber’e sahiptir.
Allah Teâlâ şöyle buyurur: وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا "Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin." [Âl-i İmrân, 103]
Ayette geçen “جَمِيعًا” (hep birlikte) ifadesi, İslam’ın bireysel bir inancın ötesinde ortak sorumluluk ve ortak yön duygusu inşa ettiğini göstermektedir.
Bu nedenle Allah Teâlâ: إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ "Müminler ancak kardeştir." buyurmuştur.(Hucurât, 10) Bu kardeşlik yalnızca duygusal bir slogan değildir. Rasulullah'ın (sav) ifade ettiği gibi, ümmet tek bir beden gibidir:
مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ، مَثَلُ الْجَسَدِ؛ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ، تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى "Müminlerin birbirlerine sevgi, merhamet ve şefkat göstermedeki hali tek bir beden gibidir. Bedenin bir uzvu rahatsız olduğunda diğer bütün organlar da ona iştirak eder." [Buhârî ve Müslim]
Bugün Ümmetin farklı coğrafyalarda savaşlar, işgaller, yoksulluk ve krizlerle karşı karşıya oluşu, bu hadisin anlamını daha da derinleştirmektedir. Filistin’den farklı İslam beldelerine kadar yaşanan acılar, Ümmetin ortak bir bilinç ve daha güçlü bir dayanışmaya ne kadar ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Tam da bu noktada, Mayıs ayının son günleri Müslümanlara önemli bir tarihi hatırlatır. Bir zamanlar ulaşılamaz görülen büyük bir şehrin kapıları açılmış, bir müjde tarihe dönüşmüştü. İki kıtanın kesişimindeki bu büyük şehir hakkında Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştu:
لَتُفْتَحَنَّ الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ، فَلَنِعْمَ الْأَمِيرُ أَمِيرُهَا، وَلَنِعْمَ الْجَيْشُ ذَلِكَ الْجَيْشُ "O büyük şehir mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur."
Bu fetih, yalnızca askeri bir başarı değil; ilim, disiplin, sabır ve büyük bir ideale bağlılığın sonucuydu. Büyük hedefler, yönünü kaybetmiş toplumların değil; ümmet bilincini koruyan, daveti diri tutan ve nesil yetiştiren toplumların omzunda yükselir. Bu nedenle Kurban Bayramı sonrası dönem, yalnızca ibadet mevsiminin bitişi olarak görülmemelidir. Fedakârlık ruhu; imanı koruma azmine, ümmet kardeşliğini güçlendirmeye ve İslam’ın büyük idealini canlı tutmaya dönüşmelidir. Çünkü İslam yalnızca bireysel bir inanç sistemi değildir; aynı zamanda adalet, sorumluluk ve toplumsal düzen inşa eden bir hayat nizamıdır. Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
إِنَّمَا الإِمَامُ جُنَّةٌ، يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ "İmam (lider) bir kalkandır. İnsanlar onun arkasında savaşır ve onunla korunur." [Buhârî ve Müslim]
Bu hadis, ümmetin meseleleri, adalet ve ortak yön duygusunun İslam’dan ayrı düşünülemeyeceğini göstermektedir. Ümmetin yeniden dirilişi yalnızca tarihe özlem duymakla gerçekleşmez. Bunun için güçlü iman, derin ilim, sağlam ahlak, sabırlı bir davet ve ümmet bilinci gerekir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
كُنْتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ "Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz." [Âl-i İmrân, 110]
Bu sebeple tekbirlerin sesi azalırken Ümmetin büyük görevi yeniden başlamaktadır: İmanı diri tutmak, birliği korumak, daveti canlı tutmak ve İslam’ın büyük idealini gelecek nesillere taşımak. Arafat, ümmetin birleşebileceğini göstermiştir. Tarih, ulaşılamaz görülen kapıların açılabileceğini göstermiştir. Ve gelecek, imanını, ilmini, davetini ve medeniyet idealini koruyan ümmetlerin yanında olacaktır. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ "Ey iman edenler! Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar." [Muhammed, 7]
Allahu a'lem bissavab
Nana TUYSUZOĞLU

ZALİMİN SARAYINDA ASİYE OLMAK

AYNI ŞEYLERİ YAPIP FARKLI SONUÇLAR BEKLEMEK

Sancak mı Düştü, Sahip mi Değişti?

DİKTATÖR YÖNETİCİLERE RAĞMEN İSLAM GALİP GELECEK

Naveed Butt’un ve Eşi Sadia Rahat’ın Yanındayız

ARAFAT, TARİHİN İZLERİ VE ÜMMETİN DİRİLİŞ YOLU

Kendi Hakikatimizin Farkında mıyız?

DİKTATÖR YÖNETİCİLERE RAĞMEN İSLAM GALİP GELECEK

Naveed Butt’un ve Eşi Sadia Rahat’ın Yanındayız

