
Kemalist Medya Fikirler Karşısında Aciz ve Zorba!
Köklü Değişim Medya
Eski Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun kendini gündemde tutmak için başlattığı Hizb-ut Tahrir’e yönelik saldırılarına, en iyi bildiği işi yapan Kemalist medya, iftira ve zorbalıkla destek veriyor. Kemalist akım, Anayasa Mahkemesi’nin terör örgütü olduğuna dair yeterli delil olmadığını ifade ederek “7 kere hak ihlali kararı” verdiği Hizb-ut Tahrir’i terör örgütü diye nitelendirip, kara propaganda yaparak fikirler karşısındaki acziyetini itiraf ediyor.
Kendisinden başkasının fikirlerini yok sayan diktatörler gibi hukuksuz hukukçuluğu ile sosyal medyada kendini göstermeye çalışan Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun bu şovuna destek veren Cumhuriyet gazetesi “Ankara’da ‘Hilafet’ Sessizliği” başlığı ile verdiği haberini yalan ve iftira ile süsleyerek servis etti. Bir linç kültürünün egemen olduğu bu akım medya, araştırmadan ya da içindeki kin ve nefret ile Eminağaoğlu’nun engizisyon mahkemeleri ruhundaki açıklamalarının üstüne atlayarak sözde müthiş bir haberciliğe imza attığını sanıyor.
İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülen yargılamanın 27/11/2020 tarihinde görülen celsesinde savcılık, 2020/14381 no’lu mütalaasında 4 sanık hakkında “Hizb-ut Tahrir yöneticisi ve üyesi olmak” ve “Hilâfet propagandası yapmak” suçlamaları ile toplam 52,5 yıl hapis cezası istemesini kendi şikayetiyle olduğunu her fırsatta ifade ederek Kemalist cenahta bir önder havası estirmeye çalışan Eminağaoğlu şovuna devam ediyor.
Kamuoyunda ve medyada önde gelen kanaat önderleri, STK’lar ve hukukçular gerçekleşmeyen bir konferansa 52,5 yıl hapis cezası isteyen savcının kanunsuzluğunu ve hukuksuzluğunu dile getirirken, kin ve nefretinden sarhoş olmuş fareli köyün kavalcısı gibi Eminağaoğlu, Kemalist akım medyayı arkasına alarak yargının zulmünden de faydalanıp bildiğini çalmaya devam ediyor.
Anayasa Mahkemesi’nin Hizb-ut Tahrir’in cebir ve şiddete bulaşmadığı ve terör örgütü niteliği taşımadığı emniyet ve MİT raporları ile kanıtlanmış olmasına, masumiyetine ve 7 kez hak ihlali kararına rağmen bilerek terör örgütü diye niteleyen Cumhuriyet gazetesi, çamur at izi kalsın taktiğine başvurup, iftira ve zorbalığı sürdürmeyi, reyting kaygısı taşıyan 3. Sınıf medya kuruluşu kalitesinde bir hizmet anlayışıyla devam ettiriyor.
Bu sığ anlayış kapasitesi ile hareket eden gazete, rejimin onlarca yıldır her iktidar zamanında zulme uğramış hatta AK Parti zamanında bu zulümlerin katlanarak çoğalmasının üstünü örtüp, bir de 2016 yılında Ankara’da gerçekleştirilen ve katılımcıların fikirlerini ifade ettikten sonra olaysız bir şekilde kendine yakışır bir üslupla toplantıyı sona erdirdiği Hilafet konferansına neden dava açılmadığını sorgulamak için sahip olduğu iftira kültürüne başvurdu. Yargının neden harekete geçmediğini, dönemin valisini, belediye başkanını ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu zikrederek algı oluşturmaya çalıştı. Oysa bugün yine aynı hükümet ve içişleri bakanı görevde ve yapılmayan konferans için 52,5 yıl hapis cezası istemini, çağrıldıkları halde emniyete gelecekleri bilindiği halde kısa süre önce Antalya’da sabahın erken saatlerinde evlerine baskın düzenlenen 11 Müslümana karşı uygulanan zulmü nereye koyacaksınız? Evlerinde ne bulundu kitap ve dergiden başka ki hala cezaevinde tutuluyorlar?
Yargı zulmü ile sırf fikirlerini ifade ettikleri için cezaevlerine doldurulan Müslümanları tehdit etmeye devam eden bu “şahane aklın” sürdürdüğü zorbalık, dikta özleminin dışa vurumu zira eline mantar tabancası bile almamış Hizb-ut Tahirir’i yalan ve iftira ile hedef tahtasına koymak başka ne ile açıklanabilir?
Kitap ve dergi basmayı, fikirlerini sosyal medyadan ifade etmeyi bile bir suçmuş gibi lanse etmek, karşısında sağlam bir fikri olmadığı için acizleşen ve zorbalığa başvurup susturmak için yeltenen karanlık bir kafanın boşluğunda yankılanan sadece çaresizliktir.

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi

Trump’tan, İran’a Hürmüz Tehdidi







