loader

Yıkılan Yuvalardan Geriye Kalan Devasa Boşanma Rakamları

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; boşanma sayıları geçen yıl (2021) yüzde 27,46 oranında arttı. 2020’de 136 bin 570 olan boşanma sayısı, 2021 yılında 174 bin 85’e çıktı. Pandemi öncesi 2019 yılına bakıldığında rakam, 156 bin 587 idi.

Bu ürkütücü rakamlar geçen bir-iki seneye ait. Geriye dönüp baktığımızda boşanma sayılarında her sene ciddi bir artışın yaşandığını görmekteyiz.[1]

Aile yapısının ne kadar ifsat edildiğini şu rakamsal verilerden görmek mümkündür. Açıklanan resmî verilerden içtimai hayatın[2] oldukça ciddi  problemler yaşadığı, gözlerden kaçmayan üzücü bir vakıadır. Bundan daha üzücü olan ise toplumu bu duruma sürükleyen asıl sebebin, mevcut yönetimler ve yönetim içerisindeki siyasi partilerin ve onlara tabi halk kitleleri tarafından görülememiş olmasıdır.

Zira sorunun kaynağı hakkında yapılan hatalı tespitler, akabinde hatalı çözümleri doğurmaktadır. 2011 yılında tüm partilerin “evet” oyu ile yürürlüğe giren “İstanbul Sözleşmesi” ve bu kapsamda ihdas edilen yasalar bunun en bariz örneğidir.

Konu hakkında konuşanların bazıları mevcut sorunun “ev yönetiminde erkeğin ya da kadının yetkilerindeki dengesizlikten kaynaklandığını” ifade ederken, bazıları da “eşler arasında ki ekonomik eşitsizliğe” dikkat çekmektedir. Yine bazıları sorunun kaynağı noktasında “bilinçsiz bireyleri” işaret etmektedir. Listeyi uzatmak mümkün…

Dikkatlice incelendiği zaman kadın-erkek ilişkilerinde asıl sorunun bunlar olmadığı görülecektir. Bahse konu olan durumlar kadın-erkek ilişkilerinde dikkat edilmesi gereken meseleler olmakla birlikte, daha önce bahsettiğimiz yıkılan aile krizinin asıl sebebi olmaktan uzaktırlar.

Aydın bir bakış ile bakıldığı zaman sorunların asıl kaynağının kadın-erkek arasındaki ilişkileri düzenleyen kapitalist/demokratik sistemden başkası olmadığı görülecektir. Tüm bunların haricinde sorunu başka bir yerde aramak, sahrada serap görmekten farksızdır.

Evet, toplumları ifsat eden, nesli ve aileyi darmadağın eden, şuan insanlar üzerine tatbik edilen bu sistemdir.

Yüz senedir laiklik temelli demokratik/kapitalist sistem, insanlar arasındaki ilişkileri düzenlemektedir. Kur’an ve Sünnet’ten sadır olan İslâmi hükümleri terk edip yerine, Batı’dan alınan kanunlar ile hükmeden bu sistem, insanlar arasındaki ilişkileri yıpratmaktan, toplumu kaos ve göz yaşına boğmaktan başka hiçbir şey vermemiştir.

Laik/kapitalist sistemin uygulandığı ülkelerde toplumsal hayatı bozan birçok unsur ortaya çıkmaktadır. Boşanma oranlarında ve cinayet vakalarında ciddi artışlar, içki ve uyuşturucu kullanımı ile legal ve illegal kumarın yaygınlaşması gibi hususlar ilk etapta akla gelen örneklerdir.

PEW Araştırma Merkezi’nin bir araştırmasına göre; Amerika Birleşik Devletleri’nde “ilk evlilikleri boşanmayla sonuçlananların” oranı; %41.İkinci evlilikleri boşanmayla sonuçlananların” oranı; %60.Üçüncü evlilikleri boşanmayla noktalananların” oranı; %73.[3] Görüldüğü gibi evlilik müessesesi gelişmiş kapitalist ülkelerde bile çoktan yıkıma uğramış durumda.

Avrupa ülkelerinden olan İspanya’da 2017 yılında her 100 evlilikten 57’si boşanma ile sonuçlanırken, bu rakam Portekiz’de 64’lere kadar çıktı.[4]

Yine Pandemi sürecinde İngiltere’de boşanma talep ve başvurularının %95 artış göstermesi[5] bize, sorunun coğrafya ya da insan sorunu olmadığını ispat etmek için yeterlidir.

Tüm bunlara rağmen, İslâm beldelerindeki yöneticiler, Batı hadaratını beldelerimizde uygulamak için âdeta yarışır durumdadırlar. Hâlbuki ne doğu ne batı, insanların sorunlarını insan olmaları hasebi ile çözmekten çok uzaktır. İnsanlara maddi zevk ve lezzetlerden başka hiçbir şey vaat etmeyen bu köhne sistemler İslâm ümmetine ne yazık ki bir cazibe merkezi gibi gösterilmektedir.

Tüm bu yaşananların alternatifsiz tek çözüm yolu, eskiden olduğu gibi İslâm’ı yeniden tatbik edecek olan Hilâfet’in kurulmasıdır. Zira o devlet kurulduğu zaman içeride ve dışarıda İslâm’ı tatbik edecek, nizamın bir gereği olarak da kadın ve erkek arasındaki ilişkiler, İslâm’ın içtimai nizamına göre olacaktır. Toplumun refahı, neslin korunması ve ailelerin güvende olmasının yegâne yolu budur.

Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

[لِمِثْلِ هٰذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ] “Çalışanlar bunun için çalışsınlar.”[6]

 


[1] Bu gibi sayım rakamları bir sene geriden geldiği için şuan 2021 rakamları gündemde olacaktır. 2022 yılının rakamları ise 2023 yılında yayınlanacaktır.

[2] Genel olarak kadın-erkek arasındaki ilişkileri değerlendiren, düzenleyen ilim dalı, disiplin veya hükümlerdir.

[6] Saffat Suresi 61

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız