loader

Sedat Peker İtirafları Üzerinden AK Parti Depremi

Sedat Peker’in kim olduğunu, kimlerle iş tuttuğunu ve son birbuçuk aydır yayınladığı Youtube videolarını neden milyonlarca insanın merakla bekleyip izlediğini sizlere uzun uzun anlatmayacağım. Böyle yapmamın sebebi de; siyaset ile biraz olsun ilgilenen birisinin bu mevzu ile alakalı sosyal medya üzerinden yüzlerce video veya makale bulup araştırabiliyor olması -ki siyaset ile iç içe olan ve bu makaleyi okuyan birisi muhtemelen bunu çoktan yapmıştır-. Yine bu makalemizde AK Parti’nin yolsuzluklarını, parti içi güç ve iktidar kavgalarını da sizlere anlatmayacağım. Nitekim bunu da üç aşağı beş yukarı siyaset ile hemhal olan herkes bilir. Yine Erdoğan’ın Nisan 2017 yılında %51,41 halk oylaması ile Parlamenter sistemden “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne geçişten bir yıl sonra yani 24 Haziran 2018 yılında Erdoğan-Bahçeli “Cumhur İttifakı” ile %52,59 oy alarak Türkiye’nin halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı olması neticesinde Erdoğan’ın adeta göbekten Bahçeli’ye bağlanmasını da anlatmayacağım.

Anlatmak istediğim, üzerinde durulması gerektiğine inandığım mevzu; laik, demokratik rejimlerin doğasında olan menfaat ve çıkar kavgalarının geçmişte olduğu gibi bugünümüzde ve gelecekte de olmaya devam edeceğini sizlere tekrar hatırlatmak olacak. Yine bu çıkar kavgalarının bir unsurunun da dinî hassasiyeti olan vatandaşlarımızın bu hassasiyetlerini istismar etmek üzere izlenen siyaset olduğunun altını çizmek olacak.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan 26 yıl sonra, Müslüman halkın bunalmışlığını ve arayışını gören Batı -daha doğrusu Amerika-, kendi menfaatleri için Adnan Menderes ile Demokrat Parti’yi kurdurdu ve bu parti, halkın 26 yıl boyunca Kemalistlerin demir yumruk ile hayattan koparmak istedikleri dinî esasları, simgeleri kendisi için bir propaganda aracı olarak kullanmaya başladı. ABD, aynı mantıkla Turgut Özal’ı ve son dönemde de Tayyip Erdoğan’ı bu zihniyet ile devreye soktu. Tabii ki bu arada şu an varlığı bir şey ifade etmemiş olsa da Erdoğan’ın “ana ocağı” olarak görebileceğimiz Milli Görüş çizgisini yani Necmettin Erbakan zihniyetini de es geçmemek lazım. Bunlara ek olarak, parti üzerinden siyaset yapmamış olsa da eğitim sektörü üzerinden taraftar kazanarak devletin değişik kılcal damarlarına adamlarını yerleştiren Fetullah Gülen Cemaati’nin siyasete ayar vermeye çalıştığını da unutmamak lazım. Bunların dinî duygular üzerinden taraftar kazandıkları ve onlara iş imkânı, daha sonra makam ve mevki verdikleri, bunları yaparken de her türlü yolu adeta mubah olarak gördükleri yine bilinen bir hakikat.

Şimdi gelelim Erdoğan’ın kurmuş olduğu AK Parti ile izlediği siyasete ve bu siyaset üzerinden zaman zaman meydana gelen güç ve iktidar hırslarının adeta zirve yapmış olduğu vaziyete… Erdoğan 2002 seçimlerini kazanarak başlamış olduğu iktidar dönemine, kesintisiz olarak 19 yıldır devam etmekte. Bunu kendince başarılı bir şekilde yürütmesinin asıl nedeni ise “tek adam” olarak kalması ve bu konuda karşısına çıkan kimseye acımamış olmasıdır. Destek olarak yanına almış olduğu kim varsa onu kendisine karşı tehdit olarak gördüğü an, hemen tasfiye etmesini de bildi. Ona destek veren lakin daha sonra tasfiye olan kim yok ki… Abdullah Gül, Abdüllatif Şener, Bülent Arınç, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan bunlardan sadece bir kaçı… Yine teşkilatlanmak amacı ile Gülen Cemaati eliyle Kemalist zihniyeti kurumlar üzerinden 2013 yılına kadar ciddi anlamda tasfiye edebildi. Lakin Kemalistlerin beli kırılınca ve pasta tamamen Erdoğan ile Gülen’e kalınca menfaat kavgası gündeme geldi ve o günden sonra Gülen cemaatinin her türlü ayağı “büyük düşman” olarak görüldü. Lakin ABD yönetiminin bir tarafı Gülen’den vazgeçmediği için onların tamamen tasfiyesini de gerçekleştiremedi. Şu an özellikle siyaset, yargı ve ordu gibi değişik kurumlarda hâlâ Gülen’in “adamlarının” olduğu düşünülüyor.

Sedat Peker videoları ile ortaya çıkan bir başka durum ise AK Parti’nin oluşturduğu çarpık düzenin yani 50+1 oy ile iktidara gelebilme gerçeğinin, 2018 yılında kurulan Cumhur İttifakı’nın küçük ortağı olan MHP’nin kendi kirli ve karanlık yeraltı dünyasını siyasete daha etkin bir şekilde dâhil ettiği gerçeğidir. Hâlbuki Erdoğan bilindiği üzere Cumhur İttifakı öncesi HDP/PKK ile Temmuz 2015 yılına kadar bir “çözüm süreci” yürütüyordu. Fakat bu süreç Suriye ayaklanmasından ve 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra tamamen devre dışı kaldı; en azından şimdilik… Kuzey Irak’ta bir Kürt Devleti’nin oluşumu için ABD’nin, Erdoğan üzerinden çözüm sürecini yürüttüğü herkesçe malum. Çözüm süreci çöktükten ve yarı başkanlığa geçildikten sonra Erdoğan’ın 2018 seçimlerinde iktidar olabilmek için, Devlet Bahçeli’yle siyaseten; Doğu Perinçek gibi kişilerle de istihbarat ve kirli işleri yürütebilmesi için iş tutmaya başladığı bilinmektedir. Perinçek’in, 2014 yılında hapisten çıktıktan sonra birden Erdoğan hayranı olması ve birçok alanda ona destek vermesi, hatta beraber kol kola fotoğraf çektirmiş olması tabii ki yabana atılamaz. Doğu Perinçek’in, Erdoğan’ın eski ağır toplarından yani Davutoğlu ve Ali Babacan’ı eleştirmesi ve birçok medya kuruluşu üzerinden alenen Erdoğan’a destek olmuş olması bu ihtimali güçlendiriyor. Oda TV’de Eylül 2019’da yayınlanan şu röportaj bu minvalde:

-CHP neden sizi hapiste tutmaya çalıştı?

Amerikancı olduğu için. CHP şu an HDP’yle beraber her konuda Amerika’nın yanında. Çin konusunda, Doğu Akdeniz’de, S-400 konusunda, FETÖ konusunda, HDP’yi, PKK’yı kollarken, ‘Afrin’e girmeyin’ derken Amerika’nın yanında. Yanında olmadığı bir olay gösterin.

'İKTİDARIN ORTAĞIYIZ’

-Sizin fikriniz mi iktidarda siz mi iktidardasınız? Kendinizi iktidar ortağı olarak görüyor musunuz?

Kısmen iktidarın yönlendiricisiyiz, ortağıyız. Bütün Amerikan basını böyle yazıyor, Alman basını böyle yazıyor.” [odatv4.com/Eylül 2019]

Bu ve benzeri onlarca açıklama yapmasına rağmen şu ana kadar ne Erdoğan’dan ne de kurmaylarından -yalanlama şöyle dursun- Perinçek’e her türlü medya desteği verilmektedir. Doğu Perinçek neredeyse her gün bir havuz medyasında boy göstermekte. Perinçek ile Erdoğan ittifakını yalanlayan nadir kişilerden biri olan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ’ın Kanal 24 TV’ye yapmış olduğu şu açıklama hariç genelde durum bu minvaldedir:

“Böyle bir ittifakımız yok. O arkadaşların bir eleştirisi varsa bir kere doğru değil. Bizim ittifakımız MHP ile. Doğu Perinçek’in bununla alakalı bir ifadesi var bunun üzerinden bir eleştiri getiriyorlarsa o zaman o Perinçek’in kendi kendine yapmış olduğu yorumların bizi bağlar bir tarafı yok. AK Parti’nin Vatan Partisi veya Doğu Perinçek ile bir ittifakı söz konusu değil. Bunların hepsi fasa fiso. Lafı güzaf. Biz ülkeyi yıllardır yönetiyoruz. Ülkeyi nasıl yönettiğimizi biliyoruz. Yüzde 0 küsur oranlarda olan partilerin yönlendirmesi. Bugüne kadar bunlara cevap verilmediyse kaale alınmadığı için. Vatan Partisi’nin böyle bir ittifakın içindeyiz demesini dikkate almanın bir anlamı yok.” [tr724.com/Şubat 2021]

Peker’in videoları üzerinden AK Parti içinde var olan bir sorun gün yüzüne çıkmış oldu. Tasfiye olan ağır toplardan sonra parti içi güç ve iktidar hırslı bir kaç önemli siyasetçi, -örneğin Süleyman Soylu, Hakan Fidan veya Binali Yıldırım bunlardan sadece bir kaçı-. Erdoğan birçok kurmayını tasfiye ettikten sonra adeta beraber çalışabilecek veya güvenebilecek bir avuç kişi kalınca, Erdoğan tüm güvenini ve sırlarını onlara açınca olan oldu ve bu zümre zamanla güçlendi, birçok kurumu “FETÖ” misali ele geçirdi. Bu kurumlar daha sonra menfaat kavgasına kapıldı ve herhangi bir engelle karşılaşmadığı bir siyasi arenada adeta top koşturdular. CHP gibi göstermelik muhalefete düşen de işin magazin boyutuydu. Albayrak ailesi de güç devşirmek isteyenlerden sadece biriydi. Adeta güç sarhoşluğu yaşayan AK Parti üst kanadı ve Erdoğan ekibi artık birbirlerini yemeye başladı. İşte bu kavga Sedat Peker videoları ile başlamadı lakin Peker’in videoları ile gün yüzüne çıktı ve deprem etkisi oluşturdu. Şu an için genel hava oldukça sessiz. Lakin bu bir fırtına öncesi sessizlik olabilir. Bu durum bazı dış güçlerin de işine gelebileceği için Peker’in videoları üzerinden süreci lehlerine çevirmeye çalışanlar olacaktır. Lakin olan yine Müslüman halka olacak ve zarar gören yine bizler olacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. (Âmin).

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız