Medyanın Linç Ettiği Afgan Kadın
24 Mart 2015

Medyanın Linç Ettiği Afgan Kadın

Sadece iki örnek vererek başlamak istiyorum.

Birincisi: Sicili başka alanlarda da inanılmaz yalanlarla dolu olan CNN, Körfez savaşında Kuveyt’ten kaçan Kuveytliler tarafından kiralanan bir ABD’li halkla ilişkiler şirketine (Hill and Knowlton) tam 10 milyon Dolar karşılığında bir iş vermişti. Aslında işi verenin Pentagon olduğunu söylersek daha doğru olur. CNN sadece servis etme görevini üstlenmişti. İş şuydu: ABD Kongresi’ne ifade veren “Neyyire” takma adlı Kuveytli genç bir kız, yürek parçalayıcı bir gösteri ile “Yeni doğmuş bebeklerin, Kuveyt kliniklerindeki kuvözlerden çıkarılıp öldürüldüğünü, kuvözlerin Iraklı askerlerce çalınıp ülkelerine taşındığını” anlatıyordu. CNN tarafından dünyaya naklen yayılan bu ifade, herkesi gözyaşlarına boğuyor, yüz milyonlarca insan “Vahşi Saddam’a artık bir ders verilmesi” gerektiğine iyice inandırılıyordu. Bu yalanın ortaya çıkması çok uzun sürmedi ve o kızın Kuveytli diplomat Saud Nasser Al Sabah'ın kızı olduğu ve o hastanede hiç çalışmadığı ortaya çıkmıştı. Ama yapılan yapılmıştı ve kasıt yerini bulmuştu.

İkincisi: Yine Saddam Hüseyin yönetiminin Körfez kıyılarındaki petrol tesislerini havaya uçurup “denizi bir daha tarih boyunca temizlenemeyecek düzeyde kirlettiği” yalanıydı. Bu yalanda müttefik ağızlarca ortaya atılmıştı. CNN başta olmak üzere Amerikan “network”leri petrole bulanmış zavallı deniz kuşlarının filmlerini saatlerce yayınlayarak “sadece insanlara değil, hayvanlara bile eziyet eden Saddam” imajını perçinlemeye kalkışmışlardı. Sonradan bu filmlerde görünen kuşların aslında yıllar önce Exxon -Valdez adlı petrol tankerinin yaptığı kaza sonucu (Alaska’da) denize yayılan petrolden kirlenen kuşlar olduğu ortaya çıkmıştı. Yani aslında kuşları öldüren ile Irak’a saldıran aynı kişiydi. Ama CNN’in bu yalanı üzerinden de Pentagon amaçladığı şeyi başarmıştı.

Her iki örneğe de dikkatlice bakarsanız, küresel ve bölgesel fiili işgal ve sömürge savaşlarında, öldürücü ve yıpratıcı propaganda yönü ile medyanın ne kadar etkin olduğunu görmüş olursunuz. ABD bu iki örnekte işgal öncesi Irak’a saldırı yapmanın alt yapısını kamuoyunda hazırlıyordu.

Şimdi gelelim Üçüncüsüne: 21 Mart 2015 günü Başkent Kabil'de bir caminin önünde Kur'an-ı Kerim'i yakan bir kadının halk tarafından linç edildiğine, sonrada öldürülüp yakıldığına ilişkin yoğun haberler yapıldı. Bu konu ile ilgili haberlere baktığımızda Türkiye’deki neredeyse tüm gazeteler, TV kanalları ve haber portalları haberi önce aynen şu başlıkta verdiler: Afganistan’da Kur’an Yakan Kadın Halk Tarafından Linç Edildi.” Dört gün boyunca bu başlık ile haber kamuoyunda kaldı.

Evet, Afganistan’da Ferhunde Azize adında bir kadın, azımsanmayacak derecede kalabalık insan topluluğu tarafından önce dövülerek ve sonra yakılarak linç edildi.

Ancak aynen yukarıdaki iki örnekte olduğu gibi burada da olayın aslı hiç de böyle değildi. Olay aynen şöyle cereyan ediyor: İlahiyat öğrencisi olan, Kur’an-ı Kerimi hıfz etmiş Ferhunde isimli bu kız, şehirde insanlara nuska yazma ve karşılığında para alma konusunda meşhur olan bir mollaya gidiyor. Bu kişi ile nuska yazması ve karşılığında para alması konusunda tartışıyor. Başka bir haber rivayetine göre ise, bu kızın hocanın nuskalarından birini yırtıp yaktığına dair bilgi var.

Olay bununla kalmıyor, Molla kıza Kur’an-ı Kerimi yaktığı ve dine küfrettiği iftirasını atarak polis çağırıyor. Polis yakılan Kur’an-ı Kerimi soruyor. Molla yakılmış nuska kâğıdının parçacıklarını gösteriyor. Ve Molla’nın kız hakkında başlattığı iftira çevrede Mollayı “sevenler” tarafından duyulunca, masum bacımız linç edilerek öldürülüyor. Hem de polisin gözü önünde.

Peki, olayın aslı böyle iken Türkiye’de amiral olarak isimlendirilen medya organlarından tutunda, amirallerin gücüne ulaşmak için son on beş yılda epey mesafe kat eden mahallenin medya organlarına kadar herkesin, olayı “Kur’an yakan kadın halk tarafından linç edildi” başlığı ile vermesinin medya kampanyası/propagandası açısından önemi neydi?

Şimdi buna gelelim. Biraz geriye doğru gittiğimizde 2012’de Afganistan’da ABD askerleri tarafından yakılan Kur’an-ı Kerim hadisesini hatırlıyoruz. Bu hadise sonrasında tüm Afganistan’da ve diğer Müslüman beldelerde ABD’ye karşı başlatılan eylem ve gösterileri hatırlıyoruz. Bu bir şeyi ortaya çıkarıyor: Müslümanlar kutsallarına çok bağlı. Müslümanlar kutsallarına saldırıya asla izin vermezler. O halde Batı için, Batı medyası için asıl yapılması gereken iş şu: “Müslümanlardaki bu bağlılığı zayıflatmak, özgürlükler fikrini Afganistan topraklarına aşılamak” İşte uluslar arası ajansların dört gündür Ferhunde Azize’nin linç edilerek öldürülmesi hadisesinden elde etmek istediği kampanya propagandası bu işe hizmet ediyor. Burada Müslüman Afgan halkı barbar, ilkel ve cahil gösteriliyor. Hemen olayın peşinden Afgan kızın cenazesine Afganistan’da örgütleşmeye başlamış özgürlükçü kadın insan hakları örgütlerinin sahip çıkması da bu propagandanın başka bir parçası…

Peki, hiç kimse din tüccarlığı yapan Molla hakkında bir haber yaptı mı? Hiç kimse masum Müslüman bir kadına atılmış iftira hakkında bir haber yaptı mı? Hiç kimse bu olayın iç yüzünü bildiği halde Ferhunde’nin linç edilmesine seyirci kalan ABD eğitimli polis ve emniyet hakkında bir haber yaptı mı? Hiç kimse bu olaya karıştığı için daha sonra gözaltına alınan ve tutuklanan kişilerin kimler olduğuna dair bir araştırma yaptı mı?

Hiçbir medya gücü olmayan, haber alma olanağı büyük ajanslar ile kıyaslandığında bir hiç değerinde olan ben dahi konuyu biraz araştırdığımda bir neticeye ulaşabiliyorsam AA nasıl olurda bu konuya ilişkin ciddi bir haber dahi yapmaz. Afganistan’da yaşayan Türk kardeşlere, Türkiye’de yaşayan Afgan kardeşlere sorduğum sorulara aldığım cevaplar üzerinden bu bilgilere ben ulaşabiliyorsam onlarca ülkede temsilciliği oğlunu söyleyip övünen AA nasıl olurda konu hakkında sağlıklı malumat ile bir haber yapamaz.

Birazcık bu olay ile ilgili sosyal medya hesaplarını gezinen biri olarak şunu bile çok rahat görebiliyor ve sorgulayabiliyorum.

Aşağıda resmi olan iki kişiye bakınız. Bu iki kişiden hangisi Kur’an-ı Kerimi yırtmaya meyilli olabilir. Bu iki kişiden hangisi Kur’an-ı Kerimi muhafaza etme konusunda azimli olabilir.


Bu resimlerden biri Kur’an-ı Kerimi yaktığı iddiası ile linç edilen İlahiyat öğrencisi Afgan kadın Ferhunde’ye ait. Diğeri ise onun katillerinden birine ait. Şimdi hangisi Kur’an-ı korumak istemiş olabilir siz söyleyin?

Söyleyin bu haberi yapan Türkiye’deki medya organları Ferhunde’nin masumiyetini mi önemsemiş olabilirler? Hayır! Aksine onlar İslam ve Müslümanlara barbar ve cahil demek için bundan önceki haberlere nasıl önyargılı sarıldılarsa buna da böyle sarıldılar. Gazete ve Televizyonlarında Afganistan’daki Müslümanların cehaleti ile ilgili bir haber onları mutlu ediyor. Afganistan’da bu tür olaylar sonrasında ortaya çıkan STK’ların özgürlükçü çağrıları onları mutlu ediyor. Afgan kadına döktükleri şey ise gözyaşı değil.

@mk_mahmutkar