
Güçlü Devlet!
Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Türkiye’nin, yeni Suriye devletinin dizaynındaki rolü herkesçe malum. Yeni hükümetin başa geçmesinden hemen sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Trump, Suriye’de ABD askerlerinin geleceği ve bölgedeki güç dengeleri sorulduğunda, Türkiye’nin rolüne dikkat çekmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Çok akıllı ve sert biri.” demişti. Hatta Trump, Türkiye’nin “Suriye’nin anahtarını” elinde tutacağını söylemiş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile olan ilişkisini övmüştü.
Dolayısıyla Türkiye, yeni Suriye devletinin ordusunu eğitiyor; devlet kurumlarının ve altyapının yeniden inşasına yardımcı oluyor; ayrıca askerî ve diplomatik destek sağlıyor.
İki gün önce, Salı günü, "İsrail" Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında bulunan Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü'nü hedef alan bir saldırı gerçekleştirdi. Söz konusu saldırı, Türkiye'den bir askerî heyetin son günlerde üssü ziyaret ederek havaalanının yeniden faaliyete geçirilmesine yönelik çalışmaları incelemesinin ardından meydana geldi.
İşgalci varlık, saldırının gerekçesini Suriye yönetiminin Türk askerlerinin bir hava üssüne konuşlanmasına izin vermeye hazırlandığı yönündeki iddialara dayandırdı.
Benzer bir gerilim daha önce de yaşanmıştı. Nitekim Nisan 2025'te gasıp Yahudi varlığı, yine aynı gerekçeyi ileri sürerek Suriye'deki bazı hedeflere saldırılar düzenlemişti.
Bu saldırıların ardından Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), yaptığı açıklamada, "İsrail"in Suriye'deki Ebu Zuhur Hava Üssü'ne düzenlediği saldırıdan önce veya saldırı sırasında üste herhangi bir Türk askerî heyetinin bulunmadığını bildirdi.
Her ne kadar açıklamalar bu yönde olsa da gasıp Yahudi varlığının gerçekleştirdiği bu saldırı, fiilen Türkiye'ye yönelik açık bir meydan okuma niteliği taşımaktadır. Amiyane tabirle bu, Türkiye’ye “parmak sallamak” anlamına gelen bir güç gösterisidir.
Türkiye'nin Suriye'deki varlığından rahatsız olan işgalci varlık, gerek sözlü açıklamaları gerekse fiilî saldırılarıyla "güçlü Türkiye"yi tehdit etmektedir.
Sahi, nerede o “güçlü Türkiye”?
Türkiye, sahip olduğu gücü, her fırsatta kınadığı ve "terör varlığı" olarak nitelendirdiği "İsrail"e karşı değil de İslamî cemaatler üzerinde göstermektedir.
Söz konusu İslamî cemaatler, sivil toplum kuruluşları veya muhalif sesler olduğunda "devletin amansız gücü"nü göstermekten çekinmeyen ve şafak operasyonlarıyla gözdağı veren iktidar; iş, işgalci Yahudi varlığına ve onun açık meydan okumalarına gelince, "diplomatik nezaket" ve "temkin" anlayışını kuşanmaktadır. İçeride en küçük bir aykırı sese karşı güç kullanmaktan imtina etmeyen iktidar; hemen yanı başımızda saldırı düzenleyen gasıp Yahudi varlığı karşısında güçlü görünümlü aciz bir devlet olmaktadır.
Kendi halkına, İslami cemaat liderlerine parmak sallayıp “Suyunuz ısındı!” diye tehditler savuran devlet aklı; sınırımızın dibinde kovboyluk yapan, yıllardır Gazze’yi kan gölüne çeviren işgalci varlığa neden birden “diplomatik nezaket” ile muamelede bulunuyor? Söz konusu, katil terör varlığı olunca neden “senin de suyun ısındı” diyemiyor ve gereğini yapmıyor?
Sahi, bu, “suyun ısınması”nın ölçüsü nedir? Ya da kimler için geçerlidir? Sadece içerideki muhaliflere, hocalara ve İslami cemaatlere mi geçerlidir? Bölgeyi ateşe veren, terör estiren işgalci çetenin suyu ne zaman ısınacak?
Ne hikmetse söz konusu “İsrail”in fiilî saldırıları ve küstahlıkları olunca, güçlü Türkiye’den geriye sadece mahcup edayla yapılan kınama açıklamaları kalıyor…
Sadece “İsrail” meselesi de değil… Örneğin; içerideki Müslümanlara karşı hukuk kılıcını acımasızca sallayanlar, Trump’ın tek bir tweet’i ve tehdit dolu talimatı karşısında ajanlıkla suçlanan Rahip Brunson’ı jet hızıyla uçağa bindirip Amerika’ya teslim etmedi mi?
2019 yılında Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna operasyon planladığını açıklamasının ardından Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayıp şu sözlerle tehdit etmemiş miydi:
“Daha önce de açık bir şekilde söylediğim gibi, tekrar ediyorum, eğer Türkiye benim müstesna ve eşsiz bilgeliğimle belirlediğim sınırların dışına çıkarsa (daha önce yaptığım gibi) Türkiye ekonomisini mahvederim.”
Sahi, nerede güçlü Türkiye?
Haydin, bir sabah ansızın Gazze’ye doğru ordularınızla hareket edin, sadece Gazze’yi değil Filistin’in tamamını işgalden kurtarın da gücünüzü görelim!
Batılı efendilerinizin siyasi talimatlarına rest çekerek bağımsızlığınızı ilan edin de gücünüzü görelim!
“İsrail” ile olan tüm diplomatik, ticari ve askerî bağları tek bir kararla koparıp atın da gücünüzü görelim!
Aylardır bir yudum suya, bir kuru ekmeğe muhtaç bırakılan Gazze’ye hakkıyla yardım edin de gücünüzü görelim!
Sınırımızın dibinde hava üslerini bombalayan, Türkiye’ye parmak sallayan işgalci varlığa hak ettiği dilden anında karşılık verin de gücünüzü görelim!
Kafirlerin çizdikleri suni sınırları, BM kararlarını, NATO dayatmalarını, Trump’ın küstahlığını yok sayıp Müslümanların izzetini ve değerlerini muhafaza edin de gücünüzü görelim!
Derdimiz; hiçbir cemaati ya da kişileri, Allah nezdinde tezkiye etmek değildir. Derdimiz; savunma sanayisi ile, jeopolitik-stratejik konumu ile güçlü olduğuna inandığımız Türkiye’nin güç tasarrufundaki adaletsizliğe, dengesizliğe ve tarafgirliğe dikkat çekmektir.
Müslümanlara şedit, Allah düşmanlarına, sömürgeci kâfirlere merhametli olmak insaf değildir.
Oysa Allah’ın ayeti gayet açıktır: Müminler, kafirler karşında izzetli ve zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler. Bugün ise bu ilahi ölçünün tam tersine çevrildiğini görüyoruz.
Son olarak da kraldan çok kralcı kesilenlere, gücünü İslami cemaatler üzerinde kullanan devletiyle övünenlere birkaç cümleyle de olsa seslenerek yazımı sonlandırmak istiyorum.
Devletinin şafak operasyonlarıyla Müslümanların kapısına dayandığında güçlü oluşuyla gurur duyanlar; işgalci varlık sınırımızda cirit atarken, Gazze’yi yakıp yıkarken o övündüğünüz gücün, devletin nerede olduğunu sormak aklınıza gelmiyor mu?
Ha, bu arada, bizim bu söylediklerimize mukabil, sakın bize dış siyasetin dengelerinden, uluslararası hukuktan ya da reel siyasetten bahsetmeye kalkmayın! Zira o içi boş retoriklerin mumu, yatsıya kalmadan çoktan söndü...







