
Zihinsel İşgalden İslami İhyaya
Yaklaşık on gün önce Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan sarsıcı olaylar, toplumsal hafızamızda derin yaralar açtı. Ancak resmin bütününe baktığımızda, tehlikenin yalnızca fiziksel şiddetten ibaret olmadığını görüyoruz. Can kayıpları hepimizi derinden etkilerken asıl büyük felaketin, son bir asırdır genç kuşaklar üzerinde yaşanan zihinsel ve ruhsal çöküş olduğu gerçeğiyle yüzleşmekteyiz.
Türkiye bugün birçok Avrupa ülkesinin toplam nüfusundan daha fazla öğrenci potansiyeline sahip. 19 milyonu örgün eğitimde olmak üzere yaklaşık 26 milyonluk bu devasa kitle; aile terbiyesinden koparılıp kapitalist sistemin "modern eğitim" süzgecine teslim edilmiş durumda. Bu sistemin içinden; Rabbini tanımayan, hak ile batılı ayırt edemeyen ve ahlak dersinden sınıfta kalan bir nesil neşet ediyor. Üstelik bu kitle, vaktini ve geleceğini inşa etmek yerine, onu kendisinden çalan dijital mecralarda da heba ediyor.
Bir genç haftada ortalama 35-40 saatini okul sıralarında geçirirken dijital alanda harcanan vakit bu süreyi çoktan geride bırakmış durumda. Türkiye’de gençlerin günlük internet kullanımı 7 saati aşarken bunun en az 3 saati aktif olarak sosyal medyada geçiyor. Oyunlar, fıtrata aykırı uygulamalar ve programlar zihinleri uyuşturarak düşünmeyi engelliyor. Sosyal mecralarda dopamin seviyesi zirveye ulaşmış bir nesilden normal bir yaşam sürmesini beklemek elbette gerçekçi değildir. Bu yapay haz dünyası, gençleri doyumsuzluğa ve her türlü sapkın akıma karşı savunmasız hâle getirmektedir. Zihnini algoritmaların eline teslim eden gençlik, reel hayatta fıtratıyla çatışan bir yaşama sürükleniyor. Bir gencin zihni yılda 1.080 saat okul müfredatına maruz kalırken yılda yaklaşık 2.500 saat küresel algoritmaların (TikTok, Instagram, YouTube, PUBG vb.) insafına bırakılıyor. Haftada sadece 45 dakikalık bir Din Kültürü dersiyle yılda 2.500 saatlik "ahlaksız, hedefsiz ve savrulan" nesli durdurmaya çalışmak, adeta iğneyle kuyu kazmaktır.
Kapitalist sistemin süzgecinden geçen gençler, "özgürlük" maskesi altında her türlü suçu meşrulaştırıyor. Eskiden iffeti zırh bilen, ahlakı kuşanmayı da izzet bilen gençliğin yerini; bugün teşhiri sermaye gören, bedenini beğendirme arzusunda bulunan, hatta cinsiyetsizlik girdabında kaybolan bir nesil yer alıyor. Bu gençler aslında özgür değil; nefislerinin, markaların ve popüler kültürün modern köleleridir. Kalplerinde hikmeti göremeyen genç dimağlar; mühendis, doktor, avukat, hâkim, savcı veya öğretmen dahi olsalar, dünyevi kimlik odaklı yetiştikleri için bu unvanları yalnızca birer meslek icrası olarak görüyorlar.
Diploma odaklı olan eğitim sistemi mühendis, mimar ya da doktor yetiştirebilir; ancak Allah korkusu taşıyan, Resul-i Ekrem’in (sav) ahlakıyla ahlaklanan, Kur’an ve sünnet bilincine sahip şahsiyetler inşa edemiyor. Ailenin evde vermeye çalıştığı terbiye de okulun laik duvarlarında etkisiz kalıyor. "Din vicdan işidir" denilerek hayatın dışına itilen maneviyatın yerini laiklik, demokrasi ve kapitalizm doldurduğu sürece bu savruluş devam edecektir.
Siverek'ten Maraş'a, bu toprakların her bir köşesinde zulme uğruyan, katledilen canlar bize bir şeyi hatırlatıyor: Fiziksel güvenliğimiz kadar ruhsal güvenliğimiz de tehdit altında. Bu büyük yangını söndürecek olan ise kökleri Kur’an ve sünnet, dalları ise ilim, ahlak ve şer’i hükümler olan o kadim çınarın gölgesi, Raşid-i Hilafet’tir. İslam nizamıyla yetişen âlimlerin, komutanların ve bilim insanlarının yeniden tarih sahnesine çıktığı bir toplum hayali, her ebeveynin yüreğine su serpecek güçtedir. İslam’da genç demek; icatlarıyla toplumu ileri taşıyan, cesaretiyle zalime korku salan, ahlakıyla hayran bırakan ve gencecik yaşta orduları harekete geçiren Fatihler demektir. Eğer gençliğin pusulası yeniden "İslam Nizamı" olursa; işte o zaman ekonomiden sağlığa, hukuktan eğitime kadar ifsat olan ne varsa yeniden ihya olacaktır. O halde kendimize ve çevremize şu soruyu sormalıyız: Gençliğimizin zihnini ve ruhunu hatta bedenini kapitalist sistemin insafına mı terk edeceğiz, yoksa onları fıtratına uygun bir geleceğe taşıyacak olan, her türlü köhnemiş, kokuşmuş batıl fikir ve desiselerden zihinlerini, bedenlerini, kalplerini Yalnızca Allah'ın razı olacağı İslam'la Raşid-i Hilafet' le koruyacak olan İslam Devletinin ikamesi için mi çalışacağız? Kararımız; yarınımızın, dünyamızın ve ukbamızın ya felaketi ya da saadeti olacaktır.
"İşte çalışanlar, bunun için çalışsınlar." [Saffat, 61]

Başarılı Siyasi Nizam Vizyonu

BOZULAN DÜZENİN İÇİNDEN DİRİLEN GENÇLİK!

Hürriyetin Bedeli: Özgürlük mü Kaos mu?

BEKLEYİN! SİZİN DE “HÜKÜM SAATİNİZ” GELECEK!

Zihinsel İşgalden İslami İhyaya

BOZULAN DÜZENİN İÇİNDEN DİRİLEN GENÇLİK!

Ahlakın Ötesinde: Toplumsal Kurtuluşun Tam Reçetesi

ŞİDDETİN GERÇEK FAİLİ


