
ŞERİAT KADIN HAKLARININ GARANTÖRÜDÜR
Batı dünyası insanların İslâm’dan uzaklaşması için her geçen gün bir fitne gerçekleştiriyor. Fiilî ve fikrî anlamda gençlerimizin İslâm’ı doğru anlamaması için her türlü araç ve gereç ile saldırıyor. İşte “İslâm” ve “şeriat” denince insanların aklına sadece “sınırlandırma”, “kısıtlama” ya da “ceza” gelmesinin en büyük nedeni budur.
Sosyal medyada bazı hanımlar ile yaptığım tartışmalarda “Sen bir kadın olarak nasıl şeriatı istiyorsun?”, “Birinin dördüncü karısı olmak hoş bir şey mi?”, “Şeriat olsaydı sen buralarda yazamazdın!” gibi cümlelerle İslâm şeriatının kadına bakışının ne kadar yanlış anlaşıldığını gördüm. Gerçeklerin gizlendiği, İslâm’ın kadına verdiği değerin ve hakların bilinmediği zamanımızda, Osmanlı Hilâfeti’nin şer’i sicil kayıtlarından örneklerle kadınların şer’i hukukta ne kadar çok hakkı olduğunu anlatmak isterim.
Osmanlı’da evlilik, toplumsal düzeni korumak için son derece önemlidir. Bekarlık, toplumsal ve ahlaki düzen için bir tehdit kabul edilir ve bu nedenle nikâh akitleri ve kayıtları kurumsallaştırılmıştır. Kadınların en büyük hakları da bu süreçte verilmiştir. Öyle ki, kadının nişan atma hakkı kayıtlar ile sabittir:
“Hasan bin Osman, Mehmet’in kızı Fatma ile babasının izni ile nişanlandığını söylemektedir. Ancak Fatma, kendisi ile evlenmeyi kabul etmediğini şikâyet ediyor. Mahkeme, kızın evliliğe zorlanamayacağını açıklar. Hasan’ın davadan men edilmesine karar verip Fatma’nın istediği kişi ile evlenmekte hür olduğunu bildirir.” [Konya 1703]
Aynı zamanda bir kadın istemediği birisiyle zorla evlendirilemez. Böylesi bir durumda kadının mahkemeye başvurma hakkı vardır. İşte şer’i kayıtlardan bir örnek:
“Hüseyin kızı Hacıbola kendi isteği dışında babası tarafından Sipahi Mehmet Bey’e nikâhlanmıştır. Kız bu evliliği reddetmektedir ve iptal edilmesini talep etmektedir. Ayrıca İbrahim Çelebi bin Keyvan ile evlenmek istediğini de ifade etmektedir. Kadı, evliliğin geçersiz olduğu fetvasını yazar ve İbrahim Çelebi ile evlenmesine izin verir.” [Amasya 17. Yüzyıl]
Yani bugün zorla evlendirmelerin hiçbir şekilde İslâm ile alakası yoktur. Fakat İslâm’ı, şeriatı kötü göstermek için böyle bir algı oluşturulmuştur. Ayrıca bugün TV ekranlarında izlediğimiz aldatma hikayelerinin en büyük nedenlerinden biri, boşanmanın ve evliliğin zorlaştırılmış olmasıdır. Oysa şeriat bu işi, usulünce ve üslubunca kolaylaştırarak zinanın önünü kesmiştir.
Yine kadının mehir hakkı da zabıtlarda kayıt altına alınmıştır. Öyle ki verilemeyen kısım, “mehr-i muahhar” yani “sonradan verilecek mehir” olarak kaydedilir:
“Salim oğlu Kubad kızı Reşidiye’nin Ali bin İsa’nın oğlu Bedevi ile nikâhının, ayrıca geline hemen verilmek üzere 2 bin akçe mehr-i müeccelin ve 200 akçe mehr-i muahharin de kayıtlara geçirilmesini talep etmiştir.” [İstanbul, 1918] 000 “Gelin Farhana’ya 40 gümüş nısıf ödenmiş gelin bu miktarın yarısını aldığını, yarısını da mehr-i muahhar olarak bırakıldığını bildirmiştir.” [İskenderiye/Mısır 1550]
Aşağıda verilen örneklerde olduğu gibi özellikle boşanmanın zor olduğu Yahudi, Katolik gayrimüslimler de İslâm’ın evlilik hukukunu tercih etmişlerdir.
“Yahudi dinine mensup Abraham kızı Seltan ile yine aynı dinden olan Sabatay’ın elli bin akçe mehr-i müeccel karşılığı nikâh akdi gerçekleştirilmiştir.” [İstanbul, 1618]
“Samadis kızı Gül ile Kirlor oğlu Kızıl adlı Ermeni kadın ve erkek, şer’i kaideler çerçevesinde 6 bin akçe mehr-i müeccel karşılığı nikâhlandılar.” [İstanbul, 1676]
Görüldüğü gibi İslâm şeriatının uygulandığı zamanda kâfirler Müslüman kadınların evliliklerine özenmişler ve Müslüman kadınların evlendiği gibi evlenmişlerdir. Aksi hâlde mehir hakları olmadığı ve zor boşandıkları için mağdur olmuşlardır.
İslâm hukukunda kadına şiddet suçunun cezası da kadı müdahalesiyle anında uygulanmaktadır. Mesela: *“Kocası Yakub tarafından tekrar dövülen Safiye binti Hamza kocasının evini terk etmiş. Ancak daha önce Kadı Ahmet Efendi, Yakub’u eşini bir kez daha dövecek olursa üç talakla boşanmış olacağına dair uyarmıştı. Yakub bunu kabul etmişti. Daha sonra yine şeriata aykırı bir biçimde eşini dövdüğü için eşinden üç talakla boşanmış oldu. İki tanık Safiye’yi tasdik eder.” [Karaman, 1625] * “Hasan, karısı Zahire’nin vurulması yasak bir yerine vurarak dövmüştür. (İki şahit tarafından tasdik edilir.) Hasan karısına para bağışlar. Onu bir daha şeriatın yasakladığı şekilde döverse boşanma gerçekleşeceği hatırlatılır.” [Kayseri, 1617] Yüze vurmayı, iz bırakacak veya kanatacak şekilde vurmayı İslâm şeriatı yasaklamıştır.
İslâm nizamında durum böyle iken günümüzde kadınlar, birkaç gün uzaklaştırma alıp geri dönen kocalarından şiddet görmeye devam ediyorlar.
Yine şeriat, kadının geçimini garanti etmektedir. İşte buna dair bir kayıt: “Bursalı Şerife Emine Hanım, kocası kendisine bakmayınca mahkemeye başvurmuş, mahkeme tarafından kendisine 200 kuruş yardım ücreti bağlanmıştır.” [Bursa, 17. Yüzyıl]
Osmanlı Hilâfeti’nin kadına verdiği haklar, anneye duyulan hürmet, insanlık tarihinde hiçbir ideolojide görülmemiştir. İşte bu nedenle hangi dine mensup olursa olsun tüm kadınlar, Râşidî Hilâfet Devleti’nin ikamesi için çalışanlara destek olmalıdır.
[يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اسْتَجٖيبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيٖيكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهٖ وَاَنَّـهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ] “Ey iman edenler! Sizi hayat verecek şeylere çağırdıklarında Allah ve resulünün çağrısına uyun ve şüphesiz bilin ki, Allah kişi ile kalbinin arasına girer. Unutmayın ki, O’nun huzuruna götürüleceksiniz.” [Enfâl Suresi 24]

Çürüyen Dünya Düzeni ve Diriliş Çağrısı

ALLAH BİZDEN DE SİZDEN DE KABUL ETSİN!

Ağlama Ülkemin Türbanlı Kızı!

ÜMMETSİZ İMAM, İMAMSIZ ÜMMET OLMAZ

Kanayan Coğrafya: Savaşlar ve Hilafetsiz Ümmet

ALLAH BİZDEN DE SİZDEN DE KABUL ETSİN!




