"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

“Oruç Reis’in Limana Çekilmesi” Ne Anlama Geliyor?
02 Aralık 2020Köklü Değişim Medya

“Oruç Reis’in Limana Çekilmesi” Ne Anlama Geliyor?

Köklü Değişim Medya

Oruç Reis’in sismik araştırmalarını tamamlayıp Antalya Limanı’na dönmesi, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg tarafından memnuniyetle karşılandı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Yunanistan’a “Türkiye ön koşulsuz diyaloğa açık yaklaşımını sürdürecektir” mesajı gönderdi. Doğu Akdeniz ile ilgili yaşanan son gelişmeler ne anlama geliyor?

Doğu Akdeniz’de uzun süredir devam eden ve tüm dünyanın nasıl bir anlaşmayla sona ereceğini merak ettiği gerginlik sürüyor. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) adanın hidrokarbon kaynaklarını tek başına çıkarmak istemesi ve anlaşmaya varılamayan parsellerden çıkarılacak kaynakları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile paylaşmaya yanaşmaması Türkiye’nin tepkilerine neden olmuştu. Ardından Türkiye’nin Oruç Reis ile sismik araştırmalara başlaması, Yunanistan ve GKRY’nin tepkilerine neden oldu. Durumun iyice sertleşmesi üzerine Yunanistan, Akdeniz’deki gerginliği AB’ye (Avrupa Birliği) taşıdı. Bu soğuk savaş sürecinin cepheleri AB ve ABD, kozlarını Türkiye-Yunanistan çatışması üzerinden öne sürüyor.

Akdeniz’de uzun zamandır sismik arama ve tatbikatlar için karşılıklı ilan edilen navtexler, içeriklerinde belirtilen sebeplerden çok siyasi manevra özelliği taşıyor.

Türkiye’nin girdiği ekonomik tribülansı da fırsata çeviren AB, yaptırım tehdidini masada hazır tutuyor ve sürekli dillendiriyor. Yaptırım kartını sürekli ileri süren Fransa ve Almanya öncülüğündeki AB, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerinin bu kararı belirleyeceğini belirterek Ankara’yı bu şekilde baskı altında tutuyor. Daha önce Papaz Brunson davasında da ABD ile bu tip bir süreç yaşanmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump yönetiminin Papaz Brunson geri istemesi sürecinde “Sen bunu (Fetullah Gülen) vermiyorsan bundan sonra sen bizden her hangi bir teröristi istediğiniz zaman bu fakir bu görevde olduğu sürece o teröristi alamazsın" demiş ve iki ay sonra ABD yaptırım kararları aldıktan sonra Brunson, ABD’ye teslim edilmişti.

Oruç Reis Antalya Limanı’na Döndü

Oruç Reis sismik araştırma gemisi, 10 Ağustos'ta başladığı Demre sahasındaki iki boyutlu sismik araştırmalarını tamamlamasının ardından 30.11.2020 tarihinde Antalya Limanı'na döndü.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Twitter hesabından yapılan paylaşımda**, "Oruç Reis sismik araştırma gemimiz, 10 Ağustos'ta başladığı Demre sahasındaki iki boyutlu (2B) sismik araştırmalarını tamamladı. 10 bin 955 kilometre 2B sismik veri toplayan gemimiz, Antalya Limanı'na döndü"** ifadeleriyle bu dönüş, yalnız Türkiye kamuoyuna bir duyuru değil, Avrupa’ya da verilmiş bir mesaj oldu.

Demre sahası, Rodos ile Kastelorizo adaları arasındaki bölgede bulunuyor. Antalya limanında gerekli bakım çalışmalarının yapılacağı araştırma gemisine Ataman ve Cengizhan zırhlıları eşlik etti.

Oruç Reis sismik araştırma gemisinin Doğu Akdeniz'de çalışma yürüteceği alan için 29 Kasım'a kadar sürecek yeni Navtex 21 Kasım'da (denizcilere duyuru) ilan edilmişti ve süresi dolduktan sonra Navtex uzatılmamıştı.

Atina, bu Navtex'i yasa dışı ilan ederek Ankara'yı kınamış, Avrupa Birliği de Doğu Akdeniz'de yaşanan gerginlikle ilgili aralık ayında yapılacak zirveden Türkiye'ye karşı yaptırım kararı çıkabileceğini duyurmuştu.

Merkel, Oruç Reis’in Dönmesini Memnuniyetle Karşıladı

Türkiye ile ciddi bir ticari ilişkisi bulunan Almanya, bu Oruç Reis’in dönüşünü memnuniyetle karşıladı.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye'nin sismik araştırma gemisi Oruç Reis'in Antalya'ya dönmesi ile ilgili açıklamasında bunun "iyi bir işaret olduğunu" ifade etti.

Türkiye'ye yönelik yaptırımların da gündeminde olduğu 10-11 Aralık'ta yapılacak AB liderler zirvesi öncesinde Türkiye'ye ilişkin açıklamalarda bulunan Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye'nin sismik araştırma gemisi Oruç Reis'in Antalya Limanı'na dönmüş olmasını "iyi bir işaret" olarak gördüğünü açıklamıştı. Ancak Merkel, Türkiye'nin Kıbrıs açıklarında sondaj faaliyetlerini halen sürdürdüğüne de hatırlattı. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki faaliyetlerinin "çok agresif" veya "kışkırtıcı" bir karakteri olduğunu ifade eden Almanya Başbakanı, çok sayıda Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapmasından ötürü ise Türkiye'nin "büyük bir saygıyı" hak ettiğini de söyledi.

Bilindiği üzere Türkiye, vize anlaşması ve bir takım maddi yardımlar karşılığında Suriyeli mültecileri Avrupa’ya göndermeme taahhüdünde bulunmuştu. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan Avrupa ile süren gerilimlerde sık sık sınır kapılarını açacağını tekrar ederek Suriyeli mültecileri Avrupa’ya karşı bir siyasi şantaj malzemesi olarak kullanmıştı.

Almanya, her ne kadar bu hususta AB ile birlikte hareket etmek zorunda kalsa da, Türkiye’nin AB çıkarlarına yönelik bir ön karakol gibi kullanılmasından yana tavrı ağır basıyor.

NATO da Oruç Reis’in Dönüşünü Olumlu Karşıladı

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilim için “kaygılarım sürüyor” açıklamasında bulunurken, Oruç Reis’in Antalya Limanı'na dönmüş olmasını olumlu bir adım olarak nitelendirdi.

"Doğu Akdeniz’deki gerilimle ilgili kaygılarım sürüyor” diyen Stoltenberg, bu nedenle askeri çatışmanın önlenmesi ve tansiyonun düşürülmesine nasıl destek olunabilineceğine ilişkin çaba göstermeye devam ettiklerini aktardı.

Türkiye'nin sondaj gemisi Oruç Reis'in yeniden Antalya limanına dönmesinin bölgedeki gerilimin düşürülmesine yardımcı olduğunu ifade eden NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, İttifak bünyesinde, Yunanistan ve Türkiye'nin desteği ile çatışmanın önlenmesi mekanizmasının oluşturulmuş olunmasından memnuniyet duyduğunun altını çizdi. "Kimi olay ve kazaların meydana gelme riskini azaltacak, meydana geldiği takdirde de kontrolden çıkmasını önleyecek iletişim kanalları oluşturulmuştur” diyen Stoltenberg, her iki tarafta öngörülen bazı tatbikatların iptal edilmesini de sağladıklarını aktararak şöyle devam etti:

Ben bu mekanizmanın daha da güçlendirilmesine dönük bazı önerilerde bulundum. Ama gayet tabii ki her iki tarafa da uyan yöntemler bulmalıyız. Bu konuda çaba göstermeye devam edeceğiz çünkü benim için, iki müttefik arasında şu anda olduğu gibi sorunlar olduğunda, NATO’nun bir araya gelinip açıkça farklılıkları gündeme getirmek ama aynı zamanda doğru yolda ilerleme için gerekli adımları bulmakta bir platform olmalı.”

Almanya ve diğer bazı ülkelerin, Türkiye ile Yunanistan'ın, aralarındaki gerilimin temelinde yatan asıl sorunları müzakere edebilmeleri için çaba gösterdiklerini söyleyen Stoltenberg, NATO'nun da bu süreci desteklediğini duyurdu.

Avrupa Birliği İhtiyatlı Yaklaşıyor

Avrupa Birliği (AB), Oruç Reis'in Antalya Limanı'na dönüşüyle ilgili "AB liderleri, tek bir açıklama ya da hamle üzerinden hareket etmeyecek. Değerlendirme sürecinde, belirlenen süre zarfındaki davranışlar ve açıklamalar göz önünde bulundurulacak" açıklamasıyla sürecin istikrarına göre hareket edeceğini ifade eden bir yaklaşımda bulundu.

AB Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, günlük basın toplantısında, Oruç Reis sismik araştırma gemisinin Antalya Limanı'na dönüşüyle ilgi bir soruyu yanıtladı.

AB liderlerinin, Türkiye'den beklentileriyle ilgili açık bir şekilde mesaj verdiğini aktaran Stano, "AB liderleri, aralıkta bir araya gelecek ve Türkiye'nin gerilimi azaltma ve yapıcı diyalog alanında beklentileri yerine getirip getirmediğini değerlendirecek" ifadeleriyle Türkiye’ye bu zaman zarfında Doğu Akdeniz’deki manevralarının dikkatle izleneceği mesajını verip, Ankara’nın adımlarını kısıtlamayı planlıyor.

Türkiye’den Avrupa’ya Sıcak Mesajlar

ABD seçimlerinin sonucunun belli olması ve AB’den çıkabilecek yaptırımların sıkça dillendirilmesi üzerine Türkiye’den Avrupa’ya en üst düzeyde sıcak mesajlar gelmeye devam ediyor.

Türkiye, Avrupa’ya sıcak mesajlar yollarken ABD ile küresel operasyonlarda birlikte hareket edeceğini de hemen arkasından vurguluyor. Bu durum, Türkiye’nin ABD ile birlikte aynı eksende hareket ettiğini fakat AB’ye de ekonomik ve ticari yönden mecbur olduğunu resmeden bir tablo.

Avrupa’ya uzun zaman sonra ilk sıcak mesaj Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Kütahya, Afyonkarahisar, Batman ve Siirt Olağan Kongreleri'ne video ile bağlanarak yaptığı açıklamada, “Kendimizi başka yerlerde değil Avrupa’da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz. Dostlarımızla ve müttefiklerimizle daha güçlü iş birliği halinde olmak istiyoruz. diyerek AB’ye sıcak bir mesaj göndermiş oldu.

Ardından ise ABD’ye de bir sadakat mesajı gönderen Erdoğan, “Amerika ile uzun ve yakın müttefiklik ilişkilerimizi, bölgesel ve küresel tüm meselelerin çözümünde aktif olarak kullanmak arzusundayız” ifadeleriyle Washington eksenini bir kez daha beyan etmiş oldu.

Erdoğan’ın ardından Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da bu minvalde bir açıklamada bulunup, "AB'nin Türkiye'nin üyeliğinin birliğe katacağı değeri görmesini bekliyoruz" diyerek 57 yıldır kapısında bekleten AB’ye Türkiye’nin alınması için çağrıda bulundu.

Çavuşoğlu da Erdoğan gibi açıklamasında ABD’yi de ihmal etmedi. ABD'de seçimleri Joe Biden'ın kazanmasına değinen Çavuşoğlu, "İlişkilerimizi iki ülkenin stratejik çıkarına olacak şekilde olumlu bir mecraya sokmak için gereken çabayı göstereceğiz" ifadeleriyle Biden yönetimi ile çalışmaya hazır oldukları beyanında bulundu.

Dışişleri: “Türkiye Ön Koşulsuz Diyaloğa Açık Yaklaşımını Sürdürecektir”

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Aksoy, Yunanistan'ın istikşafi görüşmelerin başlatılacağı tarihin belirlenmesinde geri adım attığını hatırlatarak "Türkiye bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ön koşulsuz diyaloğa açık yaklaşımını sürdürecektir" ifadesiyle tekrar Yunan tarafına çağrıda bulundu. Türkiye ön koşulsuz Yunansitan’la görüşmeleleri başlatmak istediğini daha önce de açıklamıştı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Yunanistan'ın, istikşafi görüşmelerin yeniden başlatılacağı tarihin belirlenmesi konusunda, Oruç Reis sismik araştırma gemisinin sahada olduğu gerekçesiyle geri adım attığını hatırlatarak, Türkiye'nin bugüne kadar olduğu gibi, Oruç Reis'in Antalya Limanı'na dönmesinin ardından da Yunanistan'la ön koşulsuz diyaloğa açık yaklaşımını sürdüreceğini bildirdi.

Bu açıklama da Oruç Reis için ilan edilen Navtex duyurularının belirtilen resmi içerikten çok bir siyasi mesaj taşıdığını ortaya koyuyor.

Türkiye’nin Libya’da Washington eksenli üstlendiği rol, başta Fransa olmak üzere AB’nin tepkisine neden oluyor. Türkiye her ne kadar Libya’da Avrupa destekli başında Serrac’ın bulunduğu Trablus hükümetiyle birlikte ABD destekli Hafter’in önderliğindeki Tobruk yönetimine karşı hareket ediyor gibi gözükse de sürdürdüğü siyaset bunun tam tersini ortaya koyuyor. Türkiye, Suriye’de de Esed rejimine karşı muhaliflerin garantörü olarak sahada ve masada rol alsa da, Rusya ve İran ile birlikte Astana’da alınan ve uygulanan kararlar ile Suriye devriminin nasıl akamete uğratıldığı görülebiliyor.

Türkiye, Suriyeli mazlum Müslümanlara sınır kapılarını açarak muhalif güçlerin güvenini kazanmıştı. Daha sonra muhalif orduları kuzeye doğru çekerek başlattığı operasyonlar için kullanarak Esed rejimi ile çatışmaktan uzak tutmayı başarmıştı. Böylece zayıflayan cepheler yüzünden Halep, Guta, Hama diğer kurtarılmış bölgeler tek tek düşmüştü. Ardından Astana’da alınan kararlar doğrultusunda İdlib’e hapsedilen muhalifler radikal ve ılımlı olarak ikiye bölündü. Heyet-i Tahrir-uşŞam (HTŞ) üzerinden Esed ile mücadeleyi sürdüren muhaliflere karşı bir mücadeleye girişildi. İdlib’de kontrolü elinden bulunduran HTŞ, zorba kararlara imza atıp oluşturulan Astana konjonktürüne muhalif gazeteci, aktivistleri tutuklamaya başladı. HTŞ, İdlib’de barışçıl gösterilerle Astana sürecinin bir ihanet olduğunu ifade eden Hizb-ut Tahrirli gençleri de tutukladı. ABD himayesindeki Cenevre sürecinin altyapısı olan Astana, baba Esed’den beri ABD ve İsrail’in çıkarlarını ve güvenliğini korumakla görevli vahşi rejimin yeniden dirilmesi için Washington tarafından hazırlanmış bir kurtarma planıydı.

Libya’da da Serrac yönetimi ile aynı cephede görünen Türkiye, Rusya ile birlikte darbeci ilan ettiği Hafter’i Moskova görüşmelerinde masaya çağırarak meşruiyet kazandırmıştı. Daha sonra Serrac hükümetinin Sirte ve Cufra’da Hafter karşısında hızlı ilerleyişini, desteğini çekerek durdurmuştu.

Afrika’daki sömürgelerine ABD’nin sızma ve tutunma girişimleri Fransa başta olmak üzere Avrupa’nın şiddetli tepkisine neden oluyor. Bu tepkiyi direk Washington’a gösteremeyen AB, Türkiye üzerinden ABD’ye mesaj gönderiyor. Ayrıca Akdeniz’deki ciddi hidrokarbon kaynakları, dünyanın en büyük enerji ithalatçısı AB’yi ve AB’ye enerji ihracatında en büyük paya sahip Rusya’yı, AB’ye enerji ihracatında payını artırmayı hedefleyen ABD’yi ve ekonomik kriz içinde bunalan Türkiye ekonomisini şiddetli biçimde alakâdar ediyor.

Doğu Akdeniz’de şimdilik sular durulmuş gibi gözükse de, sömürge ve çıkar paylaşımındaki uyuşmazlığın sürmesi, bölgede yeni Navtexlere ve nihayetinde gerilimlere gebe…