
Laik Diktatör Said, Zorba Rejimini Kuvvetlendiriyor
Köklü Değişim Medya
Tunus halkının devrimini laiklere peşkeş çeken muhafazakâr demokrat Nahda’yı kapı dışarı eden Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, arkasına aldığı orduyla zorba kararlara imza atmaya devam ediyor. Laik Diktatör Said, hedeflediği rejimi sağlamlaştırabilmek için Yüksek Yargı Konseyi’ni feshetme kararı aldığını duyurdu.
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, yargıya siyasi baskı tartışmalarının gölgesinde Yüksek Yargı Konseyi’ni “tarafsız olmadığı” iddiasını öne sürerek feshetme kararı aldı.
Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Youssef Bouzakher, yaptığı açıklamada, Said’in bu girişimiyle yargıçları kendi buyruğu altına almayı hedeflediğini söyledi.
Bouzakher, Cumhurbaşkanı Said’in kararının “yasal olmadığını” ve cumhurbaşkanlığı yetkilerinin ihlal edildiği görüşünü dile getirdi.
2019 yılında Cumhurbaşkanı seçilmeden önce anayasa profesörü olarak görev yapan ve bir hakimle evli olan Said, ocak ayında bu konseyin üyelerine tanınan bazı maddi ayrıcalıkları kaldırmıştı. 2016 yılında kurulan bu konsey, ülkedeki yargıç atamalarında söz sahibi.
"Şu Andan İtibaren Bu Konsey Tarihe Karıştığını Bilsin"
Bakanlıktaki toplantıda geçici bir kararname çıkararak Yüksek Yargı Konseyini feshetme kararı aldığını söyleyen Said, "Şu andan itibaren bu Konsey tarihe karıştığını bilsin. Konsey mevkilerin satıldığı yer haline geldi. Yargıçlar sadakate göre atanıyor. Onların yeri şimdi oturdukları yer değil, sanıkların durduğu yerdir" diyerek aldığı kararı savundu.
Karara Tepkiler
Cumhurbaşkanı Kays Said’in Yüksek Yargı Konseyini feshetmeye niyeti olduğunu açıklamasının ardından, başta yargı kurulları olmak üzere, Meclis ve ülkedeki birçok siyasi partiden, sivil toplum örgütlerinden söz konusu fesih kararının kabul edilmeyeceği duyuruldu.
Batıl bir nizam olan laik demokraside iktidar olanların giriştiği ilk icraat; devlet kurumlarının kadrolarını değiştirip, kendi hedefleri doğrultusunda şekillendirmek. Yargının tarafsız olduğu sadece bir iddiadan ibaret. İslam beldelerinde egemen güçlerin desteğiyle iktidara gelenler efendilerinin istekleri doğrultusunda bir siyasi eksen oluşturabilmek için bu tür değişimler gerçekleştiriyor.
Tunus’taki Siyasi Kriz
Tunus'ta Cumhurbaşkanı Said’in geçen yıl açıkladığı olağanüstü kararların ardından siyaset, ekonomi ve yargı alanında yaşanan krizler artarak sürüyor.
Said, 25 Temmuz 2021'de ilan ettiği olağanüstü kararlarla parlamentonun çalışmalarını dondurdu ve milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırdı. Said, 22 Eylül’de yeni kararnamelerle yetkilerini genişleterek yürütme organını tamamen kendine bağladı.
Cumhurbaşkanı'nın aldığı tüm bu kararlar, aslında askeri bir darbenin yansımaları…
Arap Baharının Başladığı Yer: Muhafazakâr Demokrat Nahda, Devrimi Laiklere Teslim Etti
Tunus'ta 17 Aralık 2010'da üniversiteden mezun olduktan sonra iş bulamadığı için seyyar satıcılık yapan Muhammed Buazizi de, polisler seyyar tezgahına el koymasından sonra kendisini yakarak intihar etmişti. Yaşanan olay 23 yıllık Zeynel Abidin Bin Ali iktidarını deviren ve "Yasemin Devrimi" olarak bilinen geniş çaplı halk protestolarına yol açmıştı. Tunus'ta yaşanan bu olay daha sonra pek çok Arap ülkesine yayılmış ve 'Arap Baharı' hareketinin de başlangıcı sayılmıştı.
Devrim kapitalist laik demokratik nizamın zulmüne karşı bir başkaldırı olmasına ve Müslümanların omuzlarında yükselmesine rağmen hedefinde saptırıldı. Sorunun sadece yöneticilerde olduğu telkin edildi. Bu saptırma sürecinde halkın desteğini alan Raşid Gannuşi liderliğindeki muhafazakar El Nahda hareketi kıytırık makamlar uğruna Müslümanların devrimini götürüp, laiklere teslim etti. Daha sonra Cumhurbaşkanı Said arkasına orduyu da alarak El Nahda hareketini kapı dışarı etti.
Bugün Tunus halkı bir sömürü düzeni olan kapitalist laik demokrasi ile yönetildiği için 2010 öncesi durumunu aynen yaşıyor. Sokaklarda halk açlık, sefalet ve nizamın zulmünü protesto ediyor.
Köklü bir değişim ve kapitalist zulmün sona ermesi için halkın yaktığı devrim ateşinin tüm saptırmalara rağmen hedefine ulaşacağı arayışların sürmesi ortaya koyuyor. Çözümsüzlük ve sefalet dışında bir şey vadetmeyen laik demokratik kapitalist nizam, isimleri ve hükümetleri değiştirerek ömrünü uzatmak istese de beyhude bir çabanın içinde olduğu gözlemleniyor. Son seçimlerde katılımın yüzde 50’nin altında kaldığı bir çok İslam beldesinde halkın demokratik seçimlerle bir şeylerin değişmediğini asıl sorunun bozuk ve batıl nizam olduğunu kavradığına işaret ettiği görülebiliyor.
Benzer Haberler

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi








