"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

"Kur Korumalı Sistem" Kimi Korudu?
09 Haziran 2022Köklü Değişim Medya

"Kur Korumalı Sistem" Kimi Korudu?

Köklü Değişim Medya

Döviz yeniden yükselmeye başlarken dövizi kontrol almak için çıkarılan ve hazineye yük olan kur korumalı sistemin işlevsizliği yeniden gündemde. Milyonerlerin artması ve servetlerin azınlığın elinde birikmesi, Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin "Bu sistemde dar gelirliler hariç firmalar, ihracatçılar kâr ediyor" sözünü teyit ediyor.

Dolar/TL kuru bugün 17,20 seviyelerinden işlem görmeye başladı. Dövizi kontrol altında tutabilmek için hükümetin ortaya attığı ve işe yaradığını iddia ettiği “Kur Korumalı Mevduat” (KKM) sisteminin işlevsizliği Türkiye gündeminde konuşuluyor.

Aralık ayındaki kur krizinde dolar, Türk Lirası (TL) karşısında 18 seviyesinin üzerine çıkmıştı. Türk Lirası’nda yaşanan bu rekor değer kaybı sonrasında hükümet tarafından Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulaması yürürlüğe girdi ve dolar, aynı günlerde TL karşısında 11 seviyelerine kadar geriledi. Daha sonra uzun süre yavaş yavaş yavaş yükselen dolar son iki haftada yükselişini hızlandırdı. Bu yükselişe Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faizi düşüreceğiz açıklaması da hız kazandırdı. Ayrıca Erdoğan’ın vatandaş parasını dövizde tutuyor açıklaması da sistemin istenildiği kadar teveccüh görmediğine işaret ediyor. İslami hassasiyeti olanlar ise sistem haram olan faiz ile çalıştığı için KKM’ye dahil olmamıştı.

KKM, parası olanların bu sisteme dahil edilmesini, parası olmayanların bu sistemdeki para sahiplerinin faizini ödemeye mecbur kılınması nedeniyle ciddi şekilde eleştirilmişti. Zira dövizin yükselişiyle doğan fark vatandaştan toplanan vergilerle ödenecek.

Kapitalist İktisat Nizamı: Zengin Daha Zengin Oldu

KKM, dolarizasyon ve dövizdeki yükselişi kontrol altına alamazken aksine enflasyonu da körükledi. Dözvizin yükselişi her gün akaryakıt zamlarının yapılmasına o da zincirleme olarak mal ve hizmetlerin zamlanmasına yol açtı.

Hükümetin ekonomi politikası, alt ve orta sınıfı boğarken geliri yüksek grubun ise zenginleştirmeye devam etti. Bu aslında hangi sistem uygulanırsa uygulansın kapitalizmin klasik işleyişi.

Türkiye’de geçen Aralık ayı itibariyle kurlardaki ve enflasyondaki hızlı yükseliş orta ve alt gelir grubundaki vatandaşların gelirlerinin pul olmasına yol açarken, her dönem olduğu gibi bu dönemin de kazananı milyonerler oldu. Son beş ayda Türkiye 89 bine yakın yeni milyoner ortaya çıkarken, milyonerlerin toplam serveti 3,9 trilyon liraya ulaştı.

Gelinen son noktada ise TÜİK verilerine göre göre Kasım 2021’de yüzde 21,3 olan yıllık enflasyon, Aralık'ta yüzde 36, Mart'ta yüzde 61 ve son olarak Mayıs ayında yüzde 73,5 ile geride kalan 24 yılın zirvesini gördü. Dolar kuru ise Aralık ayında gördüğü rekor seviyeye (17,82) doğru ilerliyor.

Bu olumsuz tablo kendini gıda, elektrik, doğal gaz ve akaryakıt başta olmak üzere temel ihtiyaç maddelerinde zam yağmuruyla kendini gösteriyor. ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) ve vergi zamlarıyla hazine açığı kapatılmaya çalışılırken vatandaşın yaşam savaşı daha da ağırlaşıyor.

Her ne kadar ekonomistler faiz artırımı ile bu sorunun çözüleceğini söylese de daha önce yaşanan krizler bu söylemi teyit etmiyor. Faizin yükselmesi de aslında vatandaşın sırtındaki kamburu büyütürken, para sahiplerini ise daha da zenginleştiriyor.

Ekonomik kriz ile iktidarı eleştiren muhalefetin elinde ise bu soruna dair köklü bir çözüm bulunmadığı yapılan açıklamalarla anlaşılıyor. Zira muhalefetin tek söylemi başkanlık sisteminin ekonomik krizi körüklediği yönünde fakat Türkiye’nin parlementer sistem uygulanırken de defalarca ekonomik kriz yaşaması sorunun uygulanan nizamdan kaynaklandığını ortaya koyuyor. Asıl sorun uygulanan kapitalist iktisat nizamı iken iktidar ve muhalefet ise uygulama şeklinin sorun oluşturduğunu söyleyip havanda su dövüyor. Bugün iktidar ve muhalefet “parlementer sistemi destekleyenler ve başkanlık sistemini destekleyenler” şeklinde ikiye bölünmüş ve toplumu da ikiye bölmüş durumda. Her iki sistemde de kapitalist nizam varlığını koruyor. Faiz ve borsa gibi enstrümanlar paranın azınlığın elinde toplanmasına yol açıyor. Paradan para kazanılırken yatırımın önü kesiliyor. Çoğunluk ise asgari ücretle yaşam savaşı veriyor. Madenler ve yeraltı zenginliklerini uluslararası şirketler tarafından sömürülüyor. Liberal politikalar sayesinde halkın olan ne varsa para sahiplerinin eline geçiyor.

İslam iktisat nizamının yokluğunda bir asırdır özelleştirme ve yatırımcı çekme politikaları sayesinde zenginlikler sömürgeci devletlerin şirketlerinin talanına açık hale getirildi. Kapitalizm ve doalrın egemenliği tüm dünyayı esir alırken kapitalist demokrasinin özgürlük olarak pazarlanıyor. Halk yaşam savaşı verirken iktidar ve muhalefet partileri ise sözde özgürlük denen bu esareti “parlementer sistem ile mi yoksa başkanlık sistemi ile mi?” uygulayalım kavgasını sürdürüyor.

Ekonomik Krizlere İslami Çözüm
Köklü Değişim’in “Ekonomik Krizlere İslami Çözüm” konulu çalışması kapsamında 24 Ocak 2022 tarihinde bir basın toplantısı düzenlenmişti. Ekonomik krizlerin köklü bir şekilde nasıl çözüleceği ve kaynak sorununun nasıl giderileceğine dair Köklü Değişim Medya Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Uğurlu açıklamıştı.
Uğurlu, İslâmi çözüm önerilerin hayata geçirilebilmesi için gerekli olan kaynak meselesini, iki başlık altında anlattı. İlk başlıkta; kamudaki israf başta olmak üzere rüşvet ve yolsuzluğun engellenmesi suretiyle elde edilecek gelirleri sıralayan Uğurlu, ikinci başlıkta da; aslen kamu mülkiyetinden olan madenler gibi hususların bireylerden alınarak yeniden devletin işletmesine verilmesi neticesinde elde edilecek gelirler, sorumlu kişilerden alınacak zekât gelirleri ve en zengin yüzde 20’lik kesimden tahsil edilecek daimî olmayan vergi gelirleri ile mali kaynak sorunun çözüleceğini ifade etti.