
Hizb-ut Tahrir’den Lübnan Analizi: "Müzakere Masasındaki İhanet ve Teslimiyet Şartları"
Hizb-ut Tahrir, Lübnan ile gaspçı Yahudi varlığı arasında yürütülen ateşkes görüşmelerine dair kapsamlı bir siyasi analiz yayınladı. Analizde, arabuluculuk adı altında yürütülen sürecin Lübnan’ın egemenliğini Yahudi varlığının güvenliğine kurban eden bir "ihanet belgesi" olduğu vurgulandı.
Lübnan ve işgalci Yahudi varlığı arasında ABD gözetiminde yürütülen müzakereleri değerlendiren Hizb-ut Tahrir, sürecin arka planındaki sömürgeci planları deşifre etti. Yayınlanan analizde şu temel hususlar öne çıkarıldı:
1. "Savunma" Değil, Yahudi Varlığına "Güvenlik Koridoru"
Analizde, müzakere masasına konulan şartların Lübnan’ı savunmasız bırakmayı amaçladığı belirtildi. Özellikle Litani Nehri'nin güneyinin silahsızlandırılması ve uluslararası güçlerin denetimine bırakılması taleplerinin, Yahudi varlığının kuzey yerleşim yerlerini korumaya yönelik bir "güvenlik kuşağı" oluşturma stratejisi olduğu ifade edildi.
2. Amerikan Arabuluculuğunun Kirli Yüzü
Hizb-ut Tahrir, ABD elçisi Amos Hochstein aracılığıyla yürütülen diplomasi trafiğinin, Lübnan halkının çıkarlarını değil, tamamen işgalci varlığın askeri kazanımlarını siyasi bir zaferle taçlandırmayı hedeflediğini vurguladı. Analize göre ABD, bölgedeki nüfuzunu pekiştirmek için Lübnan rejimini bu zillet anlaşmasına zorlamaktadır.
3. Egemenliğin İhlali ve Müdahale Hakkı
Müzakerelerde yer alan "Yahudi varlığının tehdit durumunda tek taraflı müdahale hakkı" maddesine dikkat çekilen analizde; bunun bir ateşkes değil, Lübnan’ın askeri olarak teslim alınması ve hava sahası ile topraklarının işgalciye kalıcı olarak açılması anlamına geldiği belirtildi.
4. Yöneticilerin İhaneti ve Tek Çözüm
Hizb-ut Tahrir analizinde, Lübnan hükümetinin ve siyasi aktörlerin bu aşağılayıcı şartları tartışmaya açmasını bile büyük bir cürüm olarak nitelendirdi. Analiz şu çağrıyla son buldu:
- Müslümanların kanı ve toprağı üzerinden sömürgecilerle pazarlık yapılamaz.
- Lübnan’ın ve tüm bölgenin kurtuluşu, işgalci varlığı haritadan silecek ve emperyalistlerin ellerini bölgeden kesecek olan Nübüvvet Metodu üzere Râşidî Hilâfet’in ordularıyla mümkündür.
Köklü Değişim olarak, Hizb-ut Tahrir’in bu önemli analizini, İslam ümmetinin içinde bulunduğu bu kritik süreçte gerçeği haykıran bir ses olarak kamuoyunun dikkatine sunuyoruz:

Terör, Şiddet ve Kaos Laik Düzenin Eseridir

Enflasyon Yükselirken İktidar Hayal Satıyor











