Sömürgeci Batı'nın Askeri Gücü NATO'nun Parlamenter Zirvesi İstanbul’da Başladı
29 Haziran 2026Köklü Değişim Medya

Sömürgeci Batı'nın Askeri Gücü NATO'nun Parlamenter Zirvesi İstanbul’da Başladı

Oynat: Sömürgeci Batı'nın Askeri Gücü NATO'nun Parlamenter Zirvesi İstanbul’da Başladı
0:00

İstanbul'da gerçekleşen laik kapitalist Batı'nın askeri gücü NATO'nun Parlamenterler Zirvesi'ne 32 müttefik ülkenin meclis başkanları ve delegasyon başkanlarının yanı sıra NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Başkanı Marcos Perestrello, NATO PA Başkanlık Divanı üyeleri ve diğer üst düzey temsilcileri katılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı’nda NATO Parlamento Başkanları onuruna düzenlenen yemekte yaptığı konuşmada, müttefikler arasındaki savunma sanayi engellerinin kaldırılması gerektiğini vurgulayarak bölgesel ve küresel gelişmelere dair önemli açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Parlamenter Zirvesi kapsamında yaptığı konuşmada Avrupa güvenliğinin tarihi bir dönemeçten geçtiğini ifade ederek NATO'nun daha caydırıcı olması gerektiğini belirtti.

Erdoğan devamla Türkiye'nin barışa katkı sunmaya devam edeceğini söyleyerek, terörü tamamen sona erdireceklerini dedi. Erdoğan ayrıca ABD-İran ateşkesinin kalıcı olması gerektiğini vurgulayarak, İsrail'in toprak gaspı sona ermeden bölgede kalıcı barışın sağlanamayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Konuşmasından Öne Çıkan Satır Başlıkları

Nato Caydırıcı Olmalı

Avrupa-Atlantik güvenliği tarihi bir dönemeçten geçiyor. İttifakımızın bilhassa doğu ve güneydoğu sınırlarında cereyan eden savaş, kriz, terör ve düzensiz göç gibi tehditler, güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemizi gerekli kılıyor. Eski kalıplar, eski ön kabuller bir bir yıkılırken yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşılacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız.

Şu noktanın da altını özellikle çizmek istiyorum. Küresel sistemi ve siyaseti tarif eden mevcut tanımlamalar, bugünün dünyasında anlamlarını büyük ölçüde yitirmiştir. Başta Gazze ve Lübnan'da yaşananlar olmak üzere yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar, insanlığın vicdanında derin yaralar açarken aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir. Yeni dönemin bu boyutunu görmeden eski kavramlarla mevcut durumu açıklamanın pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Bölgede yaşanan gelişmelerin güvenlik anlayışını değiştirdiğini söyleyen Erdoğan, NATO'nun daha caydırıcı bir yapıya sahip olması gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biri olduğunu belirten Erdoğan, "Türkiye barışa destek oluyor. Tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz. Kıtadaki tüm savunma girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz." İfadelerini kullandı.

Erdoğan, NATO'nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin hem de müttefikler arasındaki dayanışmanın tahkiminin daha kritik hâle geldiğine inandığını, mevcut jeopolitik denklemin, NATO'nun üstlendiği rolün önemini artırdığına vurgu yaptı. Türkiye olarak yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden birinin Türkiye olduğunu, kriz bölgeleriyle 1800 kilometreyi aşan kara sınırına sahip oalan Türkiye’nin, güçlü ordusu, modern askerî kabiliyetleri ve gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir NATO'nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başında geldiğini ifade etti. NATO misyonlarında aktif görev aldıklarını, barış ve istikrarın korunmasına destek olduklarını söyledi.

Önümüzdeki hafta Ankara’da yapılacak olan NATO zirvesine de değinen Erdoğan, tecrübe paylaşımının en üst düzey zeminde olacağını, sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesi'ne yönelik yoğun bir ilginin söz konusu olduğunu söyledi. Parlamenterler olarak en temel insan haklarının başında gelen yaşama hakkının garanti altına alınmasının bu konuda çok önemli bir sorumluluğu üstlendiklerini de ifade etti.

Terörü Tamamen Sona Erdiriyoruz

Terörle mücadele konusunda kararlı olduklarını söyleyen Erdoğan, "Terörü tamamen sona erdiriyoruz." ifadelerinde bulundu. Savunma alanındaki birliklerine de değinen Erdoğan, "Savunma ticaretinin önündeki engelleri kaldırmamız gerekiyor. Külfet paylaşımı konusunda üzerimize düşeni yapıyoruz."

Bölgesel gelişmelere de dikkat çeken Erdoğan, Ukrayna, İran, Körfez ve Filistin başta olmak üzere bölgesel gelişmelerin zirvede ele alınacağını açıkladı. ABD ile İran arasında sağlanan ateşkesin kalıcı olması gerektiğini ifade eden Erdoğan, "Mutabakatı baltalamaya çalışan saldırıları takipte olduklarını söyledi. Lübnan'a yönelik saldırılar hakkında da açıklama yapan Erdoğan, "Lübnan'ı hedef alan saldırıları yakından takip ettiklerini ve soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemesinin öneminden bahsetti. İsrail'in sürekli artan toprak gaspı bitmeden bölgede kalıcı barış olamayacağını sözlerine ekledi.

ABD Planı: İki Devletli Çözüm

Bu noktada, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir çözümle neticelendirilmesi için Pakistan ve Katar'ın yanı sıra dost ve kardeş ülkelerle birlikte gereken katkıları vermeyi sürdüreceklerini söyleyen Erdoğan, bölgeye ve dünyaya rahat bir nefes aldıran mutabakatı baltalamayı amaçlayan, özellikle Lübnan'ı hedef alan saldırıları yakından takip ettiklerini vurguladı. Bölgenin istikrara kavuşmasına tahammül edemeyen, hatta bunu kendi güvenliği için tehdit olarak gören soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemesi noktasında NATO üyelerinden destek beklediklerini de sözlerine ekledi.

Orta Doğu'daki gerilimlerin temelinde Filistin meselesinin yattığını söyleyen Erdoğan, işgal bitmeden, İsrail'in sürekli artan toprak gaspının sona ermeden bölgede kalıcı barışın sağlanamayacağını ifade etti. Kalıcı barışa giden yolun kapısının ise iki devletli çözüm olduğunu vurgulayan Erdoğan, 1967 sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti’nin mutlaka kurulmasının önemli olduğunun altını çizdi.