
HTŞ, İdlib Halkını Sindirmeye Çalışıyor
Hizb-ut tahrir Türkiye Medya Bürosu’nun 20 Haziran 2023 Salı günü gerçekleştirdiği “Gündem Değerlendirme” toplantısında, Heyet-i Tahrir Şam’ın İblib halkına yönelik baskı ve tutuklamaları ele alındı. Toplantıda ayrıca dün açıklanan ‘yeni asgari ücret’ hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.
Toplantıda konuşan Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar, İdlib’te 2019 yılından beri kontrolü elinde tutan Muhammed Cevlani liderliğindeki HTŞ grubunun, rejim ile normalleşmeye razı olmayan, rejime karşı cephelerin yeniden açılmasını talep eden kim varsa tutuklayarak baskı ve zulüm yoluyla halkı sindirmeye çalıştığını söyledi.
HTŞ’nin Esadvari bir yöntemle Allah’tan korkmadan, hiçbir mahremiyet gözetmeden evlere pencere ve çatılardan girerek, çocukları ve kadınlar korkutma pahasına bu zulümleri yaptığına dikkat çeken Kar, şöyle konuştu: “Aslında bu süreç 2019 yıllında Hizb-ut Tahrir üyesi iki Müslüman’ın İdlib’in Atme kasabasında HTŞ tarafından tutuklanmasıyla başlamıştı. Hizb-ut Tahrir o tarihlerde; “ABD'nin Siyasi Çözümüne HAYIR! Rejimin Devrilmesi ve Hilâfet'in İkamesine EVET!” isimli bir kampanya başlatmıştı. Küfrün başı Amerika’nın kirli planlarını ifşa eden bu çağrı HTŞ’yi rahatsız etmiş olacak ki, Hizb-ut Tahrir üyelerinin evlerine baskın yaparak onları tutukladı. Tutuklamaya karşı çıkan gençlerin aileleri birçok hakarete ve eziyete maruz kaldılar. Bu olaydan sonra HTŞ’nin silah zoruyla yaptığı zulümler bölgenin her tarafında yayılarak devam etti. Bu yılın Mart ayında Suriye devriminin 12. Yıldönümü münasebetiyle Hizb-ut Tahrir’in yaptığı çalışmalar HTŞ’yi iyice rahatsız etti. Çünkü Hizb-ut Tahrir kampanyaya “İrademizi Geri Alacağız! - Devrimcilerin Talebi İslâm’ın Hâkimiyeti!” başlığını verdi. Ve bu kampanyaya İdlib’de 30’dan fazla bölgeden aşiretler, gruplar, aktivistler destek verdi."
Kar, şöyle devam etti: "HTŞ bu çalışmadan sonra pervasızlaşarak Hizb-ut Tahrir’e yönelik tutuklama furyası başlattı. 7 Mayıs sabahı içlerinde İdlib’de yaşayan aktivistler, grup liderleri ve Hizb-ut Tahrir Suriye Medya Bürosu başkan ve üyelerinin olduğu onlarca Müslüman şafak baskınlarıyla tutuklandılar. Bu Müslümanlar hala daha HTŞ tarafından zindanda tutulmaya devam ediyor. Burada önemli bir noktanın altını çizmek istiyorum. HTŞ'nin baskı ve tutuklamaları sadece Hizb-ut Tahrir üyeleri ile de sınırlı değil. Suriye rejimi ile normalleşmeye karşı çıkan birçok grup farklı bahaneler ile aynı şekilde muamele görüyorlar. Bunların içinde bağımsız direniş grubu komutanları, aktivistler, alimler ve aşiret liderleri var. Hatta HTŞ içinden Müslümanlar da… Özellikle Hama, Guta ve Dera'dan İdlib'e göç etmek zorunda kalan aşiretler, tanınmış önemli kişiler normalleşmeye karşı çıktıkları için HTŞ'nin zulmüne uğruyor. HTŞ bu yaptıkları ile Şam tiranına, katil Esad ile normalleşen Türkiye’ye, katil Rusya’ya, alçak İran’a hizmet ediyor. Ve dahi HTŞ bu yaptıkları ile Esad’ı Arap ligine alarak yeniden kucaklayan hain Arap rejimlerine, bu rejimlerin efendisi olan kafir Amerika’ya hizmet ediyor. Allah’ın kelimesi yücelsin diye kıyam eden, bu uğurda yüzbinlerce evladını feda eden Suriye halkına yönelik bu düşmanlık başka türlü izah edilemez."
Mahmut Kar, konuşmasının sonunda “HTŞ’nin bu zulümlerin hangi motivasyonla ve neyin karşılığında yaptığını” sorarak, sözlerini şöyle tamamladı: “Peki tüm bunlar ne için? HTŞ neyin karşılığında küfür güçleriyle aynı çizgide ilerliyor! Neyin karşılığında cürüm işlemede rejimin adımlarını takip ediyor? Neyin karşılığında yakın iş birliği içinde olduğu Türkiye’nin iki yüzlü kirli siyasetine aparat oluyor? Kirli para için mi? Yoksa İdlib’deki statükoyu koruyup belediye hizmetlerine devam edebilmek için mi? ABD’nin siyasi çözüm planı ve normalleşme sonrası Suriye’de basit görevleri üstlenebilmek için mi? Yoksa sadece bir süre daha yaşayabilmek için mi?
Bu zalimlik ve ihaneti ne karşılığında yaparsanız yapın günün sonunda iki acı gerçekten biriyle yüzleşeceksiniz: Hizb-ut Tahrir Emirinin dediği gibi “Ya Şam tiranına boyun eğmek ya da ya da güç ve şiddet yoluyla rejimin kovuşturmasına maruz kalmak... Türkiye devletinin HTŞ’yi İdlib’de koruyup kollamaya devam edeceği düşünülerek bunları yapıyorsanız çok yazık. Kafir Amerika’nın HTŞ’ye lütufta bulunacağı düşünülerek bu baskı ve tutuklamalar yapılıyorsa çok yazık. Daha öncekilerin akıbetinden hiç mi ibret alınmadı Allah aşkına… İyi bilinmelidir ki yaptıklarınızla Hizb-ut Tahrir’e hiçbir zarar veremezsiniz. Zira Hizb-ut Tahrir hem Baba ve oğul Esad rejimi karşısında hem de HTŞ’den çok daha büyük devletlerin karşısında hak sözü söylemiştir. Onların işkence ve zulümlerine Allah’ın izniyle göğüs germiş ve asla yolundan dönmemiştir. Bundan sonra da dönmeyecektir. Ta ki Raşidi Hilafet kurulup Biladüşşam yeniden İslam’ın kalbi oluncaya kadar.”
Konuşmanın tamamını toplantı videomuzdan izleyebilirsiniz.

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi







