"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

Cinayet Üzerinden İstanbul Sözleşmesi Propagandası
21 Temmuz 2020Köklü Değişim Medya

Cinayet Üzerinden İstanbul Sözleşmesi Propagandası

Köklü Değişim Medya

Muğla'nın Ula ilçesinde, 5 gündür kayıp olan üniversite öğrencisi Pınar Gültekin'in vahşi bir cinayete kurban gittiği ortaya çıktı. Gerçekleşen cinayetlerde maktülü kadın olanları alıp, “kadına şiddet” sloganı altında kategorize eden İstanbul Sözleşmesi taraftarları, kadınların cesedine basarak asıl sorumlu Kapitalizm ve onun ürettiği bir ifsat projesi olan İstanbul Sözleşmesi’ni savunuyor.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü öğrencisi Pınar Gültekin, 16 Temmuz günü, yalnız yaşadığı Ula ilçesinin Akyaka Mahallesi'ndeki evinden çıktı. Ailesi İstanbul'da yaşayan Pınar'a, ablası Sibel Gültekin telefonla ulaşamayınca paniğe kapıldı. Sibel Gültekin ile annesi Şefika Gültekin, Muğla'ya gelerek, Akyaka Jandarma Karakol Komutanlığı'na kayıp ihbarında bulundu. Harekete geçen jandarma ve polis ekipleri, Pınar'ı bulmak için arama çalışması başlattı. Pınar Gültekin'in en son Akyaka Mezarlığı civarı ile Menteşe ilçe merkezindeki AVM'de görüldüğü saptandı. Bunun üzerine buralardaki tüm güvenlik kameraları incelendi.

Erkek Arkadaşı Gözaltına Alındı

Muğla İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, kurdukları özel ekiple çalışmalarını sürdürürken, genç kızın bar işletmecesi olan eski erkek arkadaşı C.M.A. teknik ve fiziki takibe alındı. Takibin ardından dün akşam harekete geçen özel ekip, C.M.A.'yı Menteşe ilçesindeki evinde gözaltına aldı.

Vahşi Cinayeti İtiraf Etti

C.M.A., jandarmadaki sorgusunda suçunu itiraf edip, genç kızı aralarında kıskançlık nedeniyle çıkan kavgada boğazını sıkarak öldürdüğünü itiraf etti. C.M.A., Gültekin ile konuşmak için otomobiliyle bağa evine gittiklerini, burada çıkan tartışmada, genç kızı dövdüğünü, bayılınca da boğazını sıkarak boğduğunu söyledi. C.M.A. daha sonra Gültekin'in cesedini ormanlık alana götürüp, çöp varilinde yakarak üzerine beton döktüğünü anlattı.

C.M.A.'nın ifadesinden yola çıkan jandarma ve polis ekipleri Menteşe ilçesinin kırsal Yerkesik Mahallesi'ndeki ormanlık alanda arama başlattı. Ekipler, saat 05.00 sıralarında bölgede bulunan çöp varilini kesip, Gültekin'in yanmış cesedine ulaştı.

Vahşi cinayete kurban giden Gültekin'in cansız bedeni, savcı ve güvenlik güçlerinin olay yerindeki incelemelerinin ardından otopsi için Muğla Adli Tıp Kurumu'nun morguna nakledildi.

Cinayetler Üzerinden İstanbul Sözleşmesi Propagandası

Türkiye’de her gün ortalama 4 cinayet işlenirken, istatistiklere göre bu cinayetlerde kadın maktul sayısı 1 iken erkek maktul sayısı 3. Sorun şiddet ve bu şiddeti üreten bozuk nizam kapitalizm iken, kadın cinayetleri cımbızlanıp, “kadına şiddet” adı altına kategorize edilip bir ifsat projesi olan İstanbul Sözleşmesi propagandası yapılıyor. Vahşi cinayetlere kurban giden kadınların cesedine basarak siyasi rant devşiren çevreler her kadın cinayetini fırsat olarak görüyor.

Yine istatistiklere bakıldığında, İstanbul Sözleşmesi ve uyum yasaları yürürlüğe girdikten sonra cinayetlerde ciddi artış kaydedildiği görülüyor. 2011 yılında İstanbul Sözleşmesi imzalandığında cinayete kurban giden kadın sayısı yıllık 121 iken, yıllar içinde katlanan bu sayı 2019’da 474’e çıkıyor. Bu istatistiği paylaşan feminist dernekler hala İstanbul Sözleşmesi’nin savunmaya devam ediyor. Sorun açık bir şekilde ortadayken bir akıl tutulması ya da Batı’dan gelen fonları kapabilme sevdası yüzünden cinayetlerin asıl müsebbibi bozuk düzen ve onun ürettiği İstanbul Sözleşmesi ve CEDAW gibi projeler savunuluyor.

Son günlerde ortaya çıkan tecavüz ve şiddet vakalarının faillerinin, İstanbul Sözleşmesi’nin azılı savunucuları siyasetçiler ve “sanat” camiasından olması da dikkat çekiyor. Ekranlarda kadına şiddeti kınayıp, özel hayatlarında şiddet ve tecavüze yeltenenlerin asıl hedefi, Batı’nın istekleri doğrultusunda ahlâkı ve aileyi yok etmek. Canı, malı, ırzı emniyet altında tutan İslam nizamına karşı savaş açanların, kadınlara şiddet uygulayıp, tecavüz ederek gayrı meşru hayat sürmeleri, kadına daha kolay ulaşma hevesi yüzünden bu bozuk düzeni savunduklarını da ortaya koyuyor.