Başörtüsü Yasağına Karşı Durmak Suç Değildir
28 Ekim 2026Köklü Değişim Medya

Başörtüsü Yasağına Karşı Durmak Suç Değildir

Oynat: Başörtüsü Yasağına Karşı Durmak Suç Değildir
0:00

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu’nun 27 Ekim 2026 Salı günü gerçekleştirdiği Gündem Değerlendirme Toplantısı’nda Azerbaycan’daki başörtüsü yasağını eleştirenlerin ısmarlama suçlamalarla gözaltına alınması konuşuldu. Toplantıda ayrıca Köklü Değişim tarafından başlatılan "Sosyal Depremler ve Enkaz Altındaki Toplum" başlıklı kampanyanın içeriği ve işleyişi hakkında bilgi ve değerlendirmelere yer verildi.

Toplantıda konuşan Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım, Azerbaycan’da yürürlükte olan başörtüsü yasağını ve buna yönelik baskıları gündeme getirerek, “Eylül ayında alınan bir karar ile bu yasak uygulamaya konulmuştu ve hicap giyen Müslüman kız öğrencilerin mağduriyeti hâlâ devam ediyor. Üstelik mağdur olan, zulme maruz kalan sadece öğrenciler de değil. Aliyev yönetimi Azerbaycan içerisinde yasağı protesto edenleri de evlerine yapılan operasyonlarla gözaltına alıyor. Yani zulüm katmerli bir şekilde devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Sürecin Türkiye’deki yansımalarına ve yaşanan hukuki baskılara dikkat çeken Yıldırım, “Müslüman kız çocuklarının fıtri ve hukuki haklarını elinden alan laik diktatör Aliyev rejimi, hadsizlikte sınır tanimayarak Türkiye’de yasağı protesto edenleri hedef haline getirdi. Zalim rejim geçtiğimiz hafta önce aralarında Sayın Abdullah İmamoğlu’nun bulunduğu 7 kişi hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarttı. Hemen sonrasında bu kez aralarında benim de bulunduğum 31 Türkiye vatandaşını istenmeyen kişi ilan ederek ülkeye girişimizi yasakladı” dedi.

Türkiye Sessiz Kaldıkça Aliyev Haddini İyice Aşıyor

Türkiye'deki iktidarın ve devlet yetkililerinin yaşananlar karşısındaki pasif tutumunu eleştiren Yıldırım, “Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere iktidar yetkililerinden vatandaşlarına sahip çıkacak ve Aliyev’in küstah politikalarına hak ettiği cevabı verecek bir tavır beklendi; ama maalesef bu gerçekleşmedi. Türkiye sessiz kaldıkça Aliyev haddini iyice aşıyor, Müslümanları tehdit etme konusunda daha da cesaretleniyor. Bu tespitimizin ne kadar doğru olduğunu dün akşam emniyet mensupları tarafından evimizin kapısının çalınmasıyla daha iyi anlamış olduk” değerlendirmesinde bulundu.

Gözaltı süreçlerine ve yöneltilen ithamlara ilişkin detayları paylaşan Yıldırım, “Akşam benimle birlikte Ankara’dan iki kardeşimiz, bu sabah ise Hatay’dan bir kardeşimiz gözaltına alınarak ifade vermeye götürüldük. Suçlama ise sosyal medyadaki paylaşımlar üzerinden 'yabancı devlet büyüklerine hakaret etmek'. Aliyev rejimini eleştirdiğimiz, Allah’ın emri olan başörtüsünü savunduğumuz ve Azerbaycanlı bacılarımızın yanında durduğumuz için Aliyev’e hakaretle suçlandık. Anlaşılan o ki Azerbaycan rejimi bizim hakkımızda soruşturma istemiş, Türkiye’deki yargı mekanizması da hemen harekete geçerek bu isteği yerine getirmiş” şeklinde konuştu.

“Nasıl ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, Netanyahu’ya 'katil', 'işgalci' diyorsa; Aliyev’e söylenen de aynı anlamı taşır”

Başörtüsünü savunmak için söylenen ve yazılanların hakaret niteliği taşımadığını vurgulayan Yıldırım, “Bizim yaptığımız şey, zalime 'sen zalimsin' demek. Bunun nesi hakaret? Halkına baskı uygulayan bir rejime 'diktatör' dedik. Bunun nesi hakaret? Ve son olarak: "Allah’ın dinine savaş açan her müstekbir gibi sen de yenileceksin" dedik. Bu ifadeler hakaret sayılabilir mi? Nasıl ki Cumhurbaşkanı Erdoğan konuştuğu birçok kürsüde Netanyahu’ya 'katil', 'işgalci' diyorsa; Aliyev’e söylenen de aynı anlamı taşır. Elhamdülillah hepimiz serbest bırakıldık ama bu sonuç yaşanan ayıbı ve utancı örtemez” dedi.

Son olarak İslam’ı ve Müslümanları savunma mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini belirten Muhammed Emin Yıldırım, “Zulümle âbâd olunmaz, hakkın sesi asla kısılamaz. Üzülecek çok şeyimiz var ve üzülüyoruz. Fakat asla gevşemiyor, korkmuyoruz ve umutsuzluğa kapılmıyoruz. Çünkü biz lideri Hz. Muhammed olan bir ümmetiz ve Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın vaadine iman ediyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.