
Fon Krizi Nedir? Soruşturma Süreci Nasıl İşliyor?
Aralarında AK Parti üst düzey yöneticiler ve akrabalarının da bulunduğu, 455 bin 758 tekil yatımıcının yatırımcının mağdur olduğu 131 fonun tasfiye süreci devam ederken süreçte neler yaşanıyor?
AK Parti’yi iktidara taşıyan, halk arasında “Banka hortumlama” olarak ifade edilen “bankalar krizi” benzeri bir vurgunculuk olayı patlak verdi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve ailesi ile bazı bakan ve üst düzey yöneticilerin çocuklarının da bulunduğu skandal Türkiye’nin gündeminden düşmüyor.
Kaya’nın yaklaşık 2 milyarlık haksız kazancının yanı sıra bu kazancı elde etmek için işlettiği 163 milyon lirayı da nereden elde ettiği ve daha ne kadar varlığı olduğu da tartışma konuları arasında yer alıyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) tatili bitip, yeni yasama yılı bugün başlarken gündemin fon krizi olacağı kuvvetle muhtemel olarak görülüyor. Fon krizinin bizzat iktidarın önderliğinde Meclis’te araştırılmasını isteyen iktidardan bazı isimler, bu olayın seçimlerde büyük bir etkiye neden olacağını ifade ederek siyasi bekayı öne çıkardığı iddia ediliyor.
Fon Krizi Nedir?
Fon krizi, Türkiye’de 2026 Eylül ayında yatırım fonlarında başlayan likidite tıkanıklığı sonucu ortaya çıkan ve yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen büyük çaplı bir finansal krizdir. Temel sorun, fonların ellerindeki düşük likiditeli (“sığ”) hisseleri nakde çeviremeyerek yatırımcıların para çekme taleplerini karşılayamamasıyla patlak verdi.
Fon Krizi Nedir?: Fon krizi, bir yatırım fonunun veya finansal kurumun yatırımcıların çıkış taleplerini karşılayacak nakit bulamaması durumu olarak ifade ediliyor.
Şirketlerin varlıkları (hisse, tahvil vb.) olabilir; ancak bunlar hızlıca satılamadığında likidite eksikliği doğar. Halk dilinde “Kasada para yok” ama ekranda hâlâ rakamlar görünüyor şeklinde de özetlenebilir.
Kriz Nasıl Başladı?
Bazı portföy yönetim şirketleri, düşük halka açıklık oranına sahip küçük şirket hisselerinde yoğun pozisyon aldı (alımlar gerçklkeştirdi)
Bu hisseler yapay işlemlerle şişirildi, fon performansı yüksek gösterildi ve yeni yatırımcılar tuzağa çekildi.
Fonlar bu hisseleri teminat göstererek borçlandı; ancak toplu çıkış talepleri geldiğinde hisseler satılamadı.
SPK (Sermaye Piyasası Kurulu), 7 portföy şirketine ait 130’dan fazla fonu işleme kapatıp tasfiye sürecine aldı.
Krizin Boyutu
SPK, fonların tasfiye edilmesinden bir gün sonra, 18 Eylül'de yaptığı açıklamada riskleri 2025'in son çeyreğinde tespit ettiğini duyurmuştu. Yani geçen yıl bu krizin ortaya çıkacağı bir şekilde biliniyordu.
Etkilenen toplam fon büyüklüğünün 1.1 trilyon TL olması krizin boyutunun bankalar krizinden daha büyük olduğuna işaret ederken, tasfiye edilen fon büyüklüğünün ise 826 milyar TL olduğu açıklandı.
500 binden fazla yatırımcının etkilendiği krizde öne çıkan şirket isimleri Tera Portföy ve Pusula Portföy oldu.
Yatırım fonlarının yapay şekilde şişirilmiş düşük likiditeli hisseler nedeniyle nakit akışını sağlayamaması sonucu doğan kriz büyük bir sarsıntıya neden oldu. SPK’nın müdahalesiyle yüzlerce fon tasfiye sürecine girdi, binlerce yatırımcı mağdur oldu ve Türkiye finans tarihinde önemli bir kırılma yaşandı.
SPK Neden Adım Atmadı?
Sermaye Piyasası Kanunu, söz konusu kurula “mevzuata aykırı işlemlerin düzeltilmesini isteme, faaliyetleri geçici durdurma ve yetkileri sınırlandırma” gibi tedbirler alma olanağı sağlıyor hatta koşullar oluştuğunda işlem yasağı da koyabiliyor.
SPK'nın 2025 yılında olağandışı hareketler ortaya çıktığında inceleme başlatması ve suç şüphesi tespit edildiğinde savcılığa başvurması gerekirken bu adımı atmaması krizin yaşanmasında büyük etkisi olduğu uzmanlarca ifade ediliyor. Ayrıca SPK'nın riskleri tespit ettiği dönem ile krizin patlak verdiği Eylül 2026'daki tasfiye kararları arasında fon ve portföy yönetim şirketleri bazında hangi denetimlerin yapıldığı ve hangi tedbirlerin alındığı detayları olarak kamuoyu ile paylaşılmadı.
Laik kapitalist nizamın sac ayaklarından biri olan ve İslami açıdan haram olan borsa sisteminde sık sık bu durumlar meydana geliyor.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfiye sürecindeki fonlarda parası bulunan yatırımcıların nihai tasfiyeyi beklemeden nakde ulaşabilmesine imkân tanıdı. Net yatırım tutarı 1 milyon TL'nin altında olan yatırımcılara tutarın tamamı, bunun üzerindekilere ise en fazla 1 milyon TL ara ödeme yapılacak.
Yeni Tutuklamalar
Öte yandan Fon soruşturmasında dün adliyeye sevk edilen Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Yatırım CEO'su Emir Münir Sarpyener tutuklandı. Böylece fon soruşturmasında tutuklu sayısı 61'e yükselmiş oldu.
İktidar Hangi Adımları Atıyor?
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Fon Koordinasyon Kurulu ikinci toplantısını yarın gerçekleştireceğini duyurdu.
Yılmaz açıklamasında, piyasaları rahatlatmak için "Sistemik risk söz konusu değildir. Fon piyasalarının sınırlı bir kesiminde ortaya çıkan sorunların çözülmesiyle sermaye piyasalarımız çok daha güçlü bir yapıyla yoluna devam edecektir." ifadelerini kullandı.
Yılmaz "Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından oluşturulan ve başkanlığını yaptığım Fon Koordinasyon Kurulu 2'nci Toplantısını yarın sabah gerçekleştirecektir. Yol haritamız belirlenmiştir. İlgili tüm kurumlarımız, görev alanlarına giren konularda eşgüdüm içinde somut adımlar atmaktadır. BDDK ve SPK tarafından önemli kararlar alınarak açıklanmıştır. TMSF bünyesinde haksız kazançların iadesi için sorunlu her fona özel hesaplar açılmaktadır” detayını paylaştı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz
Fahiş Kazanç İçin İade Süreci
Fonlardan fahiş kazanç sağladıktan sonra paylarını satanlara ilişkin Sermaye Piyasası Kurulu duyuru paylaştı.
Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca tasfiye kapsamına alınan yatırım fonlarında, tasfiye kararından önceki dönemde gerçekleştirdiği katılma payı satışları sonucunda fahiş kazanç elde edenlerden, kendi isteği ile bu kazancı ilgili fona iade etmek isteyenlerin söz konusu taleplerinin karşılanabilmesini teminen; her bir fon için ayrı ayrı olmak üzere, Birleşik Fon Bankası nezdinde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu (TMSF) adına “İsteğe Bağlı İade Hesapları” açıldı.
Bu iade sonrası usulsüz kazanç sağlayanların affına kapı aralanıp aralanmayacağı kamuoyunda ciddi şekilde muhasebe ediliyor.
DDK Süreci Denetleyecek
Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) görevlendirildiğini söyleyen Yılmaz şöyle devam etti:
"Adli süreçler etkin şekilde işletilmekte olup, Devlet Denetleme Kurulu görevlendirilmiş ve çalışmalarına başlamıştır. Kurumlarımız, kendi alanlarında attıkları adımlara ilişkin kamuoyunu bilgilendirmektedir. dezenformasyonlara itibar edilmemelidir. Sürecin her aşaması hukuk kuralları içinde, vatandaşlarımızın haklı hassasiyetleri çerçevesinde, ortak akılla yönetilecektir." dedi.
DDK Ne Yapacak?
Cumhurbaşkanlığına bağlı DDK, kamu kurumlarının faaliyetlerini inceleme, araştırma ve denetleme yetkisi bulunuyor. DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, 2015'ten bu yana Kurulda görev yapıyor. Tanrıkulu, fon krizinin ardından başlatılan incelemenin "yatırım fonlarının işlemleri ile denetim faaliyetlerinin mevzuata uygun yürütülmesi" amacıyla başlatıldığını ifade etmişti.
DDK Başkanı Salih Tanrıkulu, 2 Kasım 2023'te Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyeliğine seçilmesi ve Borsa İstanbul'un söz konusu dönemde olağandışı fiyat ve işlem hareketleri olması eleştiriliyor.
DDK incelemesinin başlamasının ardından Tanrıkulu'nun Borsa İstanbul'daki görevlerinden ayrıldığı biliniyor.
Bu süreçte DDK’nın denetim faaliyetlerini incelerken Fon Koordinasyon Kurulu tasfiye sürecinin koordinasyonunu üstlenmiş durumda.
(Devlet Denetleme Kurulu Başkanı Salih Tanrıkulu)
Soruşturmanın Salahiyeti
Soruşturmanın güvenli bir şekilde yürütülmesine yönelik de kamuoyunda konuşulan ciddi hususlar bulunuyor. Özellikle üst düzey AK Partili yöneticiler ve akrabalarının işin içinde olması söz konusu sürecin sağlıklı yürüyüp yürüyemeyeceği konusunda büyük öneme sahip.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in eşi Elif Gülşah Gürlek'in SPK Kurul Üyesi olması, soruşturma sürecinin işleyişi hususunda soru işaretleri oluşturuyor.
Ayrıca denetim döneminde görev yapan SPK kadrolarının halen kurumda bulunması, geçmişte alınmayan tedbirlerin aynı kadrolar tarafından ne kadar araştırılabileceği konusunda büyük soru işaretleri bulunuyor.
SPK'nın riskleri bir yıl öncesinde tespit etmesine rağmen bu zaman zarfında SPK’nın hangi tedbirleri aldığı büyük bir soru işareti olarak ortada duruyor.











