Borsa Sistemi İslam’a Aykırıdır
21 Ekim 2026Köklü Değişim Medya

Borsa Sistemi İslam’a Aykırıdır

Oynat: Borsa Sistemi İslam’a Aykırıdır
0:00

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu’nun 20 Ekim 2026 Salı günü gerçekleştirdiği Gündem Değerlendirme Toplantısı’nda borsa manipülasyonu yoluyla Türkiye ekonomisinde önemli bir sarsıntı meydana getiren fon krizi ele alındı. Toplantıda ayrıca Azerbaycan’daki başörtüsü yasağının Türkiye’ye yönelik yansımaları ile ABD ve Yahudi varlığı İsrail’de yaklaşan seçim süreci hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.

Toplantıda konuşan Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım, borsada yaşanan vurgun skandalının basit yorumlar ile açıklanamayacağını belirterek, “Türkiye ekonomisi, bir süredir adı 'fon krizi' olan ama aslında kökleri sermaye piyasası modeli ile finansal sistemin bizzat kendisine uzanan büyük bir sarsıntı ile çalkalanıyor. Pek çok kişi ve ülkeyi yöneten iktidar bu durumu birkaç açgözlü portföy yöneticisinin usulsüzlüğü ya da 'geçici bir likidite sıkıntısı' gibi görmeye ya da göstermeye çalışsa da karşımızdaki tablo çok daha derin bir yapısal sorunu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

Krizin temelinde yatan manipülasyonlara dikkat çeken Yıldırım, “Krizin fitilini ateşleyen şey; denetimsiz biçimde büyüyen portföy yönetim şirketlerinin sığ hisse senetlerinde şişirdiği suni fiyatlamalar ve koordineli manipülasyonlar oldu” dedi. Sürecin kamuoyunda büyük bir mağduriyet yarattığını vurgulayan Yıldırım, “Hukuki süreçlerin, piyasayı suistimal eden perde arkasındaki esas büyük aktörleri kapsamaması toplumda büyük bir öfkeye ve haksızlığa uğramışlık duygusunun oluşmasına yol açtı” değerlendirmesinde bulundu.

İktidar yetkililerinin aksi yönde açıklamalarına rağmen yükün halkın üzerine yıkıldığını söyleyen Yıldırım, “Yetkililer 'Yapısal bir risk yok, süreç zamana yayılarak yürütülecek, kamu kaynakları kullanılmayacak' dese de ortaya çıkan mali kayıpların ve finansal sarsıntının faturası çaktırmadan vatandaşın sırtına yükleniyor. Zaten enflasyonun altında ezilen geniş halk kitleleri, bu krizin ortaya çıkardığı makroekonomik tahribatı dolaylı ama ağır bir biçimde ödemek zorunda kalıyor” şeklinde konuştu.

“Gayrimeşru sermaye düzenini esastan reddetmek gerekir”

İslami kamuoyunun konuyu ele alış biçimine de değinen Yıldırım, sorunun bireysel hırslardan öte sistemsel bir İslami aykırılık taşıdığını ifade etti: “Sorun, sadece sistemin içindeki kötü aktörler meselesi değildir; sistemin bizzat kendisidir. Borsa, sermaye şirketleri, varlık yönetim yapıları ve bu mekanizmalar bünyesinde yürütülen türev işlemler, esasen fıtrata ve İslami iktisat ilkelerine aykırıdır. Zira bu sistem faiz, spekülasyon ve haksız kazanç üzerine inşa edilmiştir. Şer'i bir perspektiften bakıldığında; mülkiyetin gerçek bir emeğe, üretime ve somut varlığa dayanmadığı, sermayenin kâğıt üzerinde sürekli bir manipülasyon aracı olarak el değiştirdiği borsa sistemi temelde meşru değildir, haramdır.”

Müslümanlara çağrıda bulunan Yıldırım, “Meseleyi 'dolandırılan Müslümanlar' mağduriyetine indirgemek yerine, bu çarkın ve borsanın bizatihi kendisine tavır almak, bu gayrimeşru sermaye düzenini esastan reddetmek gerekir. 'Haram bir çarkın çark dişlisi olup sonra da çark düzgün dönmedi diye ağlamak' tutarlı bir duruş değildir” dedi.

Son olarak adli adımların yüzeysel kaldığını belirten Muhammed Emin Yıldırım, “SPK Başkanının istifa ettirilmesi, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısının emekliye ayrılması gibi göz boyayıcı sözde soruşturma yöntemlerinden vazgeçilmelidir. Her biri ya iktidarın yönetimdeki 'A Takımı' kadrosunda olan ya da onlarla yakın ilişki içinde olan asıl soyguncu ve vurgunculara hesap sorulmalı, hortumladıkları paralar derhal geri alınmalıdır” diyerek konuşmasını tamamladı.